4. Hukuk Dairesi 2009/5214 E. , 2010/1942 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... aleyhine 21/03/2007 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 05/02/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar ve…
**4. Hukuk Dairesi 2009/5214 E. , 2010/1942 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve ... aleyhine 21/03/2007 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 05/02/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince; a)Dava, trafik kazası nedeniyle desteğin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacılar tarafından temyiz olunmuştur. Desteğin ölüm gününde davacılardan ... 25, diğer davacı ... ise 16 yaşındadır. Davacılar, annelerinin yanında kaldıklarını ancak, geçimlerinin babaları tarafından sağlandığından onun desteğinden yoksun kaldığını ileri sürerek istekte bulunmuşlardır. Yerel mahkemece, destek ile davacıların yakın ilişki içinde olmadıkları, pazarcılık yaparak geçimini sağlayan desteğin iki kez evlenip ayrıldığı, davacılara sağlığında da maddi desteği olmadığı, olay gününde 63 yaşında olan desteğin, çalışma yaşını aştığı, destek olma kavramının dışına çıktığı ve aksinin davacı yanca kanıtlanamadığı gerekçesiyle adı geçen davacıların destekten yoksun kalma tazminatına yönelik istemleri reddedilmiştir. Desteğin ölüm gününde 16 yaşında olan davacılardan ..., eylemli çalışma yaşı dönemi içinde olmadığından babasının desteğine gereksinimi vardır. Dosya içindeki bilgi, belge, açıklamalar ve tanık anlatımlarından; olay günü 63 yaşında olan desteğin seyyar satıcılık yaparak gelir elde ettiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki destek, gelir getirici bir işte çalışmasa bile Borçlar Yasası’nın 45. maddesine göre bir kişinin ölümü halinde onun desteğinden yoksun kalanlar tazminat isteminde bulunabilirler. Desteğin, eylemli (aktif) çalışma süresini geçirmiş olması, emekli olması, emekli aylığı alması ve başka gelir getirici bir işte çalışmaması, destekten yoksun kalma tazminatı istemeye engel değildir. Ayrıca, desteğin yardımının yalnızca parasal nitelikte bulunması da zorunlu değildir. Eylemli ve düzenli olarak yapılan hizmet edimleri de bir kimsenin destek sayılması için yeterlidir. 2009/5214-2010/1942 Yerel mahkemece, babasının desteğinden yoksun kaldığı sonucuna varılan davacılardan ... yönünden, desteğin eylemli çalışma süresinden sonra da asgari ücret seviyesinde gelir elde ederek ona destek olacağı gözetilerek, tazminat hesaplanıp varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile davacılardan ...'ün destekten yoksun kalma tazminatı isteğinin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. b)Borçlar Yasası'nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. Dava konusu olayın gelişim biçimi, davacıların ölen ile yakınlıklarının derecesi ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacılar yararına takdir edilen manevi tazminat tutarları azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda (2/a) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davacılardan ... yararına; (2/b) sayılı bentte gösterilen nedenlerle tüm davacılar yararına BOZULMASINA; davacıların öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25/02/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.