10. Hukuk Dairesi 2011/17439 E. , 2013/9533 K. Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi Dava, murisin 12.08.1951-24.01.1952 arası dönemde yaşlılık, malullük ve ölüm sigortası primine tabi olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, yazılı biçimde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Kurum avukatı ile davalı işveren avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlene…
**10. Hukuk Dairesi 2011/17439 E. , 2013/9533 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi Dava, murisin 12.08.1951-24.01.1952 arası dönemde yaşlılık, malullük ve ölüm sigortası primine tabi olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, yazılı biçimde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Kurum avukatı ile davalı işveren avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup; davalı işyerinin ...50001 sicil numarasıyla 01.04.1950 tarihi itibariyle kapsama alındığı, davalı işyeri tarafından gönderilen belge içeriklerine göre murisin, 12.08.1951-24.01.1952 arası dönemde hastalık sigortasına, 11.07.1955-12.12.1955 ve 07.01.1960-23.02.1960 arası dönemlerde ise ihtiyarlık sigortasına tabi olarak çalıştığı, yine 13.08.1951 tarihli “sigortalı işe giriş bildirimi” belgesi ile 12.08.1951 alınma tarihli “kampanya işçileri geçici ve sürekli işçi kartı” belgesi bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, gerekçede, davalı dönemdeki çalışmanın 5417 sayılı Yasaya göre hastalık sigortasına bağlı çalışma olarak bildirildiği, asıl talebin hizmet tespiti olmayıp davaya konu çalışmanın emeklilikte değerlendirilmesine yönelik bulunduğu, bu nedenle de hak düşürücü sürenin geçmediği belirtilerek, murisin 13.08.1951-24.01.1952 arası dönemde davalı işyerindeki çalışmalarının 506 sayılı Yasanın geçici 12. maddesi uyarınca, malullük, yaşlılık ve prim ödeme gün sayısı olarak kabulüne fazlaya ilişkin istemin reddine biçiminde hüküm tesis edilmiştir. Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Konuya ilişkin Sosyal Sigorta Mevzuatı irdelendiğinde; ilk yaşlılık sigortası müessesini kuran 02.06.1949 tarihli ve 01.04.1950 yürürlük tarihli 5417 sayılı Kanunun geçici maddesi; “Bu kanunun primlerle ilgili hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihte 35 yaşını geçmiş bulunanlardan 60 yaşını doldurduktan sonra 5. maddesindeki şartları yerine getirmeyenler de aşağıdaki şartlar dahilinde bu kanun hükümlerinden faydalandırılırlar. a)İhtiyarlık sigortası Kanununun primle ilgili hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihten önceki 5 yıl içinde en az 1000 gün ve münavebeli işlerde çalışanların da 800 gün İş Kanununa tabi iş yerlerinde çalıştığını ispat etmek;...(a) bendinde yazılı eski hizmet süreleri, sigortalıların son beş yıl içinde çalıştıkları iş yerlerinden alacakları kanıtlı belgeleri, primlerle ilgili hükümlerin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde İşçi Sigortaları Kurumuna tevdi edilmek suretiyle belgelenir.” hükmünü, 01.06.1957 yürürlük tarihli 6900 sayılı Yasanın muvakkat 1. maddesi; “1 Nisan 1950 tarihinde 35 yaşını geçmiş olanlardan 60 yaşını doldurup 12 nci maddede yazılı şartları getiremediğinden aylık bağlanmasına hak kazanamayan ve: a) 1 Nisan 1950 tarihinden önceki 5 yıl içinde en az 1000 gün veya çalışma vekaletince tespit olunan münavebeli işlerde çalışanların da 750 gün İş Kanununa tabi iş yerlerinde çalıştıklarını ispat eden,... (a) Bendinde yazılı eski hizmet süreleri, sigortalıların, 1.4.1950 tarihinden önceki beş yıl içinde çalıştıkları iş yerlerinden alacakları belgeleri İşçi Sigortaları Kurumuna tevdi etmeleri suretiyle tevsik olunur.” hükmünü, 506 sayılı Kanunun geçici 7. maddesi “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, yürürlükten kaldırılmış 4772, 5417, 5502 ve 6900 sayılı Kanunlar ile eklerine ve değişikliklerine göre hak kazanılmış bulunan her türlü yardım, tahsis ve ödemeler, bunların dayandığı kanun hükümleri gereğince kurumca sağlanır ve iş kazalarıyla meslek hastalıkları, hastalık, analık, malûliyet, ihtiyarlık ve ölüm sigortalarından hak kazanılmış olan gelir ve aylıkların ödenmesine, yardımların yapılmasına ve ödeneklerin verilmesine bu kanunda yazılı hüküm ve esaslara göre devam olunur. Ancak, malûliyet, ihtiyarlık ve ölüm sigortalarından bağlanmış bulunan veya bağlanılmasına hak kazanılmış olan gelir ve aylıkların alt sınırı hakkında bu kanun hükümleri uygulanır.” hükmünü, geçici 9. maddesi “Yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı Kanunların geçici 1 inci maddelerine göre, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar Kuruma eski hizmet çalışma belgesi vermiş bulunanların sözü edilen maddelerde belirtilen hakları saklıdır.” hükmünü, geçici 12. maddesi ise “Sigortalılar namına, yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı Kanunlara göre ödenen primler ile bunların prim ödeme gün sayıları, bu kanuna göre ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ve prim ödeme gün sayısı olarak kabul edilir.” hükmünü içermektedir. Somut olayda, mahkeme, 506 sayılı Yasanın geçici 12. maddesine göre davanın kabulüne karar vermiş ise de davaya konu uyuşmazlık döneminin hastalık sigortasına tabi olarak geçen dönem olması, anılan maddede ise malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri düzenlenmiş olup anılan primler yönünden 5417 ve 6900 sayılı yasalara atıfta bulunulmuş olması karşısında, anılan maddeye dayalı olarak yazılı şekilde tesis edilen mahkeme hükmü yerinde görülmemiştir. Mahkemece, yukarıda içeriği açıklanan uyuşmazlık konusu döneme ilişkin mevzuat hükümleri de göz önüne alınarak ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle yargılama yapılıp varılacak sonuca göre dava konusu talep hakkında bir karar tesis edilmelidir. Mahkemece, belirtilen maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmadan eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde; davalı Kurum avukatı ile davalı işveren avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalılardan Türkiye Şeker Fab. A.Ş. Alpullu Şeker Fab. 'na iadesine, 07.05.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.