3. Hukuk Dairesi 2012/10815 E. , 2012/15279 K. MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen yardım nafakası davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; davacının yoksulluk içinde olduğunu, davalı babasının refah içinde yaşadığını belirterek 2.000 TL…
**3. Hukuk Dairesi 2012/10815 E. , 2012/15279 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen yardım nafakası davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; davacının yoksulluk içinde olduğunu, davalı babasının refah içinde yaşadığını belirterek 2.000 TL yardım nafakasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacının davasının kısmen kabulüne; 400 TL yardım nafakasının davalı tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiş, mahkeme kararı davalı tarafından temyiz edilmiştir. HMK 27.maddesinde hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiş olup, bu hak Anayasanın 36.maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının en önemli unsurudur. Bu hak çoğunlukla “iddia ve savunma hakkı” olarak bilinmektedir. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi kural olarak mümkün değildir. Taraflar, yargılamayla ilgili açıklamada bulunma, bu çerçevede iddia ve savunmalarını ileri sürme ve ispat etme hakkına sahiptirler. Her iki tarafta bu haktan eşit şekilde yararlanırlar. Yargı organları her iki tarafın iddia ve savunmaları ile delillerini değerlendirip, hangi maddi ve hukuki sebeplerle karar verdiklerini gerekçelerine yansıtmalıdırlar.Somut olayda; davalıya dava dilekçesinin ve duruşma gününe ilişkin biçimde yapılması tebligat işleminin geçerlilik şartıdır. Tebliğin Tebligat Yasasına uygun olmadığı, muhtar imzasının kaşe olarak yer aldığı, mahkeme tarafından bu durumun fark edilerek 30.03.2010 tarihli duruşmada tebligatın PTT’ye iade edilerek ıslak imzanın alınmasının istenildiği, ancak bu ara kararının yapılan usulsüz tebliği sağlığa kavuşturamayacağı, sonradan giderilen imza eksikliğinin tebliği geçerli hale getirmeyeceğinin kabulü gerekir. O halde, mahkemece davalıya dava dilekçesi Tebligat Yasasına uygun Tebligatın kanuna gösterilen şekilde tebliğ edilerek savunması alınarak, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.