10. Ceza Dairesi 2021/4083 E. , 2023/10273 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tari
**10. Ceza Dairesi 2021/4083 E. , 2023/10273 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Sanık hakkında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 05.11.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir. B. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2016 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları (b) ve (c) bentleri, 53 üncü ve 54 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. C. Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.03.2016 tarihli ve 2016/186 Esas, 2016/462 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci, 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlukları uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık 17.03.2016 tarihli süre tutum dilekçesi ile temyiz talebinde bulunmuştur. III. OLAY VE OLGULAR (İlk Derece Mahkemesinin Kabulü) " 13/07/2014 günü saat 17:30 sıralarında Talatpaşa Bulvarı Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası karşısı Gençlik Parkı girişinde bir şahsın uyuşturucu madde kullandığının ihbar edildiği, Emniyet görevlilerinin belirtilen adrese gittiği ve sanığın çimenlerin üzerinde kendi tabirleriyle kova diye tabir edilen olayı yaparken görüldüğü, sanığın yanına gidildiğinde yarı baygın olduğunun anlaaşıldığı, şahsın elinde bulunan ve kullanılırken görülen bonzai maddesinin polisler tarafından alındığı, şahsın yapılan üst aramasında 5 adet toplamda 8 gram hint keneviri, 3 adet uyuşturucu hap ve 3 gram bonzai maddesine rastlanıldığı belirlenmiştir. Sanık savunmasında; Sitelerde FED tasarım isimli iş yerinde masa ve sandalye işlerinde kaynakçı olarak çalıştığını, olay günü çalışmış olduğu işten çıkarıldığını, kendisinin bunalıma girdiğini, Yenidoğan Semtinde tanımadığı bir şahıstan 115 TL karşılığında 5 paket kırıntı kenevir ve paket içerisinde bonzai madde satın aldığını, Gençlik Parkına gelerek bu maddeden kullandığını, kendisinin ilk defa uyuşturucu madde kullandığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Bu olay nedeniyle 05/11/2014 tarihinde sanık hakknıda dava erteleme kararı verilmiş olup, bu karar 02/02/2015 tarihinde mernis adresine Tebligat Kanununun 21. maddesi gereğince muhtara teslim edilmiş ve 17/02/2015 tarihinde itiraz olmaksızın kesinleşmiştir. Daha sonra Seğmenler Polis Merkezi Amirliği görevlilerince 26/11/2015 tarihinde Aktaş Mah. 740 Cadde üzerinde durumundan şüphelenilen şahıslar durdurulmuş, bu şahısların üzerinde uyuşturucu madde ele geçirilmesi üzerine şahıslara uyuşturucu maddeyi nereden aldıkları sorulduğunda, polis memurları ile birlikte bu şahısların uyuşturucu ticareti yaptığı değerlendirilen sanık ...'ın bulunduğu yere gidilmiş, olay yerinde sanık ... ile hakkındaki evrak tefrik edilen Doğukan Akçayır'ın olduğu görülmüş, Doğukan Akçayır'ın, gelen sivil polis memurlarına "kaç tane alacan baba" dediği esnada her iki sanık polis memurları tarafından yakalanmıştır. Sanık ...'ın yapılan üst aramasında satışa hazır halde beyaz kağıda sarılı 20 adet, yine pantolon cebinde 3 beste olmak üzere toplam ağırlığı 7,90 gram gelen uyuşturucu madde ele geçirilmiştir. Ele geçen maddelerle ilgili düzenlenen polis kriminal raporunda, ele geçirilen uyuşturucu madde içerdiği bildirilmiştir. Sanığın 1. eyleminden dolayı hakkında kamu davası açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ancak kendisine yapılan tebligata rağmen 2. olaydan da anlaşılacağı üzere sanığın uyuşturucu madde kullanmaya devam ettiği" gerekçesiyle sanığın atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; 1. Sanığın 13.07.2014 tarihli eylemi yönünden yapılan incelemede: bu suça ilişkin verilen 05.11.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının; sanığın MERNİS adresinde doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebliğ edildiği, ikinci fıkrası uyarınca muhtara teslim edildiği anlaşılmış olup; aynı Kanun'un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata aynı Kanun'un 23 üncü maddesinin bir ila sekizinci fıkraları ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 16 ıncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği için yapılan tebliğ usulsüz olduğundan 05.11.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği bu kapsamda inceleme konusu olayda sanığın, ihlal sayılan 26.11.2015 tarihli eylemini, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmeden gerçekleştirdiği anlaşılmakla, sanık hakkında kovuşturma şartlarının oluşmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak, kararın infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi yerine yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması, 2. Yukarıdaki bozma nedenine göre, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmayan 26.11.2015 tarihli eylem yönünden ele geçirilen suç konusu uyuşturucu maddelerin paket sayısı, niteliği ve ele geçiriliş biçimi de gözetilerek gereğinin takdiri için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi, Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.03.2016 tarihli ve 2016/186 Esas, 2016/462 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.11.2023 tarihinde karar verildi.