1. Hukuk Dairesi 2010/442 E. , 2010/1715 K. "" MAHKEMESİ : EDREMİT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/06/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalıların miras bırakanı adına kayıtlı 550 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını, özel mülke konu olamayacağını ileri sürerek tapunun iptal ve terkinini istemiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, 5841 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesi uyarınca çekişmeli …
**1. Hukuk Dairesi 2010/442 E. , 2010/1715 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : EDREMİT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/06/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalıların miras bırakanı adına kayıtlı 550 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını, özel mülke konu olamayacağını ileri sürerek tapunun iptal ve terkinini istemiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, 5841 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesi uyarınca çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağının kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . .... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptal ve sicil kaydının kütükten terkini isteklerine ilişkindir. Mahkemece, hak düşürücü süre nedene ile davanın reddine karar verilmiştir. Davalılara ait dava konusu 550 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 20.11.1979 tarihinde kesinleştiği eldeki davanın ise, 3.7.2008 tarihinde açıldığı sabittir. Bilindiği üzere 14 Mart 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmasızın uygulanır" cümlesi aynı Yasanın 3. maddesi ilede 3402 Sayılı Yasaya bu kanunun 12. maddesinin 3. fıkrası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" şeklindeki geçici 10.madde eklenmiştir. Somut olayda kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık sürenin geçtiği açıktır.3402 Sayılı Yasanın 12/3.maddesinde öngörülen süre hak düşürücü süre olup, kamu düzeni ile ilgilidir ve mahkemece davanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır. Özellikle bu husular gözetilerek davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı hazine vekilinin diğer temyiz itirazı yerinde değildir.Reddine.