Başvuru, kamu makamları tarafından sağlık hizmetlerine erişim konusunda yeterli önlem alınmaması ve tıbbi ihmal sonucunda ceza infaz kurumunda ölüm meydana gelmesi nedeniyle yaşam hakkının, ölümcül hastalığa rağmen infazın ertelenmemesi ve bu konuda etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi ayrıca yakının ölümüyle sonuçlanan süreçte yaşananlar ve ölüm olayı dolayısıyla yaşanan üzüntü nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; kamu makamları tarafından sağlık hizmetlerine erişim konusunda yeterli önlem alınmaması ve tıbbi ihmal sonucunda ceza infaz kurumunda ölüm meydana gelmesi nedeniyle yaşam hakkının, ölümcül hastalığa rağmen infazın ertelenmemesi ve bu konuda etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi ayrıca yakının ölümüyle sonuçlanan süreçte yaşananlar ve ölüm olayı dolayısıyla yaşanan üzüntü nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 10/8/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun oğlu O. silahlı terör örgütüne üye olma ve tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçlarından mahkûm olduğu hapis cezalarının infazı için 21/11/2016 tarihinde Silifke M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) yerleştirilmiştir. Ceza İnfaz Kurumunun UYAP'tan elde edilen 14/11/2017 tarihli yazısına göre şahsın ceza infaz kurumuna giriş muayenesi yapılmış olup O. sağlıklıdır. Aynı yazı ve ekindeki tıbbi belgelere göre O. 23/1/2017 tarihinde Kurum doktoruna muayene olmuş, akut farenjit tanısı ile kendisine ilaç reçete edilmiştir. Sonrasında 30/1/2017 tarihinde acil olarak Silifke Devlet Hastanesine sevk edilmiş, oradan Mersin Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Polikliniğine sevkinin uygun görülmesi üzerine aynı gün sevki sağlanmış ve serebravasküler hastalıklarda beynin diğer vasküler sendromları/beyin kanaması tanısı ile hastaneye yatırılmıştır. Şahıs, 1 ay sonra nöroloji polikliniğinde kontrol önerisiyle 8/2/2017 tarihinde taburcu edilerek Ceza İnfaz Kurumuna geri dönmüştür. Başvurucu, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına (Cumhuriyet Başsavcılığı) gönderilmek üzere Silifke Cumhuriyet Başsavcılığına 3/2/2017 tarihinde dilekçe sunmuş; Mersin Üniversitesi Hastanesinde felçli olarak yatan oğlunun yeme, içme, tuvalet gibi ihtiyaçlarını tek başına yapamayacak kadar yardıma muhtaç olduğunu belirterek oğluna kendisinin bakabilmesi amacıyla kalan cezasının infazına evde devam edilmesini talep etmiştir. Başvurucu benzer şekilde Bakanlığa sunduğu 15/2/2017 tarihli dilekçede aynı hususları belirterek felçli oğlunun kalan cezasının evde infaz edilmesini ya da cezasının iyileşene kadar ertelenmesini talep etmiştir. Başvurucunun dilekçesi sonrasında Bakanlık tarafından Silifke Cumhuriyet Başsavcılığına iletilen 24/2/2017 tarihli yazıda, O.nun tedavisinin gerekli kıldığı tüm işlemlerin eksiksiz yerine getirilmesi, kontrollerinin düzenli olarak yaptırılması hususunda gerekli duyarlılığın ve özenin gösterilmesi, 13/12/2004 ve tarihli 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un maddesinden faydalanmak isteyen hükümlü ve tutuklular hakkında mevzuat çerçevesinde işlem yapılması ve işlem sonucundan başvurucuya ve Bakanlığa bilgi verilmesi talep edilmiştir. Bunun üzerine Silifke Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 28/2/2017 tarihli yazıyla, Ceza İnfaz Kurumundan O.nun sağlık durumu hakkında bilgi verilmesi, ayrıca başvurucu oğlunun felç geçirdiğini ve temel ihtiyaçlarını Ceza İnfaz Kurumunda tek başına karşılayamadığını bildirdiğinden 5275 sayılı Kanun’un maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca gerekli raporun temin edilmesi işlemlerine başlanması talep edilmiştir. Bu sırada Gaziosmanpaşa Asliye Ceza Mahkemesi 13/2/2017 tarihinde, başvurucunun oğlunun kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan neticeten 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine hükmetmiştir. Bunun üzerine Silifke Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün Ceza İnfaz Kurumuna ilettiği 30/3/2017 tarihli müzekkerede O. hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği bildirilmiştir. Sonrasında Ceza İnfaz Kurumu, başvurucunun oğlu hakkında "tedavi ve 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulması" amacıyla 31/3/2017 tarihinde Silifke Devlet Hastanesine müzekkere yazarak O.nun tedavisi yapıldıktan sonra tedavisinin olumlu ya da olumsuz sonuçlandığına ilişkin raporun gönderilmesini istemiştir. Bu nedenle O., Silifke Devlet Hastanesinde 11/4/2017, 25/4/2017 ve 9/5/2017 tarihlerinde idrar tahlili vermiştir. Ceza İnfaz Kurumunun 14/11/2017 tarihli yazısına göre, O. 13/3/2017 tarihinde kurum doktoru tarafından muayene edilmiş, Reflü tanısıyla kendisine ilaç reçete edilmiştir. 8/5/2017 tarihinde akut solunum yolu enfeksiyonu tanısıyla kendisine ilaç reçete edilen O.nun 12/6/2017 tarihinde kurum doktoru tarafından yapılan muayenesinde pnömoni tanısıyla aynı gün Silifke Devlet Hastanesi Göğüs Polikliniğine sevki uygun görülmüştür. 15/6/2017 tarihinde Silifke Devlet Hastanesine sevk olan O., akciğer kanseri şüphesiyle ileri tetkik ve tedavi için Mersin Üniversitesi Hastanesine sevk edilmiştir. Hastanede 22/6/2017 tarihinde çekilen ultrasonda akciğerde kitle ve metastatik lenf nodları tespit edilmiş ve sonrasında O. Ceza İnfaz Kurumuna dönmüştür. Ceza İnfaz Kurumu tarafından 16/6/2017 tarihli yazıyla, 5275 sayılı Kanun’un maddesi gereğince Mersin Üniversitesi Hastanesine O.nun sağlık sorununun süreli hastalık, sakatlık kocama hâli olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, hastalığın hükümlünün ceza infaz kurumunda yalnız başına hayatını idame ettirmesine engel olup olmadığı, infaz edilen cezanın ertelenmesini gerektirip gerektirmediği hakkında heyet raporu düzenlenmesini talep etmiştir. Ceza İnfaz Kurumunun 14/11/2017 tarihli yazısına göre O.ya 22/6/2017 tarihindeki kurum doktoru muayenesi sonrası hipertansiyon tanısıyla ilaç reçete edilmiştir. 30/6/2017 tarihinde Mersin Üniversitesi Hastanesinde mahkûm koğuşu bulunmadığından Mersin Şehir Hastanesine sevk edilen O.nun 31/7/2017 tarihinde yatışı yapılmıştır. Başvurucu; Silifke Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu 2/8/2017 havale tarihli dilekçeyle, Hastanede tedavisi devam eden oğlunun kanserinin tüm vücudunu sardığını ve doktorların cerrahi müdahale için geç kalındığını belirttiklerini, kanser türünün akciğer kanseri olması sebebi ile ceza infaz kurumu şartlarının tedavisinde daha ağır durumlara sebep olacağını, O.nun Mersin Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevk edildiğini ve buranın revir bölümünde tutulduğunu, kapalı görüşe son gittiğinde oğlunun konuşamaz hâle geldiğini gördüğünü, oğluna tedavisi için uygun koşullarda bakılması gerektiğini belirterek O.nun cezasının infazının heyet raporu beklenmeksizin ertelenmesini yahut raporun temininin hızlandırılmasını talep etmiştir. Başvurucunun söz konusu dilekçesi üzerine Ceza İnfaz Kurumu 2/8/2017 tarihinde, Hastaneden 16/6/2017 tarihli yazısıyla talep ettiği heyet raporunun akibetini sormuştur. Ceza İnfaz Kurumunun 14/11/2017 tarihli yazısına göre hastaneden herhangi bir cevap yazısı iletilmemiştir. 19/8/2017 tarihinde ise O. hastanede tedavisi sürerken hayatını kaybetmiştir. Olay hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından derhâl soruşturma başlatılmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 19/8/2017 tarihinde ölü muayenesi gerçekleştirilmiş, ayrıca gerçekleştirilen otopsi işlemi sonucunda ölümün metastatik akciğer kanser ve buna bağlı komplikasyonlar sonucu gerçekleştiği tespit edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı, Mersin Şehir Hastanesinden O.nun tedavisine dair evrakı içeren hasta dosyasını temin etmiştir. Başvurucunun soruşturma kapsamında kolluk birimi nezdinde alınan 11/1/2018 tarihli müşteki beyanının ilgili kısmı şöyledir:"...Daha sonra cezaevine girdi, burada iki ay kaldıktan sonra bize cezaevinde birebir yattığı ismini [O.] olarak bildiğim... arkadaşı ailesine bizim numaramızı vererek bunlara ulaşın oğlu cezaevinde hastaneye kaldırıldığını söyleyin demesi üzerine bu şahsın annesi bizi aradı, bizde bunun üzerine haberimiz oldu, bunun üzerine Mersin de bulanan Ünv. Hastanesine gittik, burada oğlumuzun beyin kanaması geçirdiğini söylediler burada oğlumun dudağının yaralı olduğu elin de morluk olduğunu gördük, yüzü ve ağzı şişmişti, kolları hareketsizdi doktorlara sorduğumuz da beyin kanaması geçirdiğini söylediler. Burada çocuğuma ne olduğunu anlamadım daha önce oğlumla telefonda konuştuğu da kendisi bana hastalıkla bir şey söylemedi, bana arkadaşlarının iyi olduğunu söylerdi. Burada iki hafta kaldıktan sonra cezaevine geri götürdüler, cezaevinde oğlum iyleşmedi bir türlü daha sonra konuşamadı hiç açık görüşüne gittiğim de oğlumun zayıfladığını görüyordum en son oğlumun ağzından kan gelmesi üzerine oğlumu Mersin Şehir Hastanesine kaldırmış mahkum bölümünde yatırmışlar, burada oğlumun yanına gittim, buradaki doktor bir hafta sonra bana oğlumun akciğer kanseri olduğunu söyledi, orada da tedavi edilmedi bize geç kaldığımızı ceza evinde tedavi edilmediği ve geç kaldığımızı söylediler. Burada iki hafta kaldıktan sonra oğlumu tekrar ceza evine götürdüler, ben kendilerine oğlum kalkamıyor konuşamıyor iyleşmesi de neden götürüyorsunuz dedim ancak cezaevi sorumluları oğlumu hastaneden çıkararak Mersin Cezaevine götürdüler, burada oğlumu her gün hastaneye getirir filmleri çekiler tekrar cezaevine götürürlerdi. Bir süre sonra açık görüşüne ablası ile birlikte gittim burada oğlumun hastanede olduğunu ve beklememizi söylediler akşam oldu oğlum gelmedi sabah tekrar gittiğimiz de gene göstermediler. Daha sonra müdür bize oğlumun hastanede yoğun bakımda olduğunu söyledi. Biz de hastaneye gittik burada doktoruna oğlumu yoğun bakımdan çıkararak geri cezaevine gönderme dedim kendisi de daha yoğun bakımdan çıkarmayacağım dedi. Burada doktor bize savcılığa dilekçe verin oğlunuzu alıp gidin bizde savcılığa giderek dilekçe verdik, araştırdılar ve oğlumu geri vermediler. Bize oğlumuzun evde vefat etmesini istedik ancak kabul etmediler. Bize kimse bilgi vermiyor, hastanede oğlum hasta olmasına rağmen yerde yatırmışlar oğlumla ilgilenmemişler oğlum sapa sağlam ceza evinde girdi 2 ay sonra oğlumun hasta olduğunu söylediler ve bir müddet sonra da vefat ettiğini söylediler. Oğluma ceza evinde ne yaptıklarını bilmiyorum bu konunu araştırılmasını istiyorum. Oğluma kötü davrananların olması durumunda onlardan şikayetçiyim... Oğlum vefat etti, bu durumda kusur olanların ve oğluma kötü davrananların cezalandırılmasını istiyorum... Oğlumun ilk son girdiği koğuştaki arkadaşları bize... oğluma iyi davrandıklarını ancak ilk koğuşta ne başına geldiğini bilmediklerini söylediler, ilk koğuştaki durumunun araştırılması istiyorum. Oğlum kanser hastası olmasına rağmen hastane kalıcı bakımı yapmadılar ve sürekli cezaevine geri götürüyarlardı. Oğlum yatalaktı niye cezaevinde tuttular. Bu durumda kastı olan kişilerin olması durumunda davacı ve şikayetçiyim..." Cumhuriyet Başsavcılığı 7/3/2018 tarihinde olay hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:"...ölü muayene işlemi sırasında Vetha OĞRU'nun alınan beyanında özetle; kendisine gösterilen ceset oğlu [O.] olduğunu, oğlu yaklaşık 9 ay önce terör örgütü üyesi suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine konulduğunu, cezaevine konduktan 2 ay sonra oğlunun beyin kanaması geçirdiğini ve akciger hastası olduğunu cezaevi yönetimi tarafından kendisine bildirildiğini, cezaevi yönetiminin oğlunu herhangi bir tedaviye tabi tutmadığını ve hastaneye yatırılmadığını, oğlunu cezaevine girmeden önce sağlıklı olduğunu, intihara meyilli olmadığını, oğlunun ölümünden dolayı cezaevi yönetiminden şikayetçi olduğunu beyan etmiştir....Ölene ait Mersin Şehir Hastanesi hasta dosyası, ölü muayene tutanağı, Adana Adli Tıp Kurumunun 03/11/2017 tarih... otopsi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde ölün [O.nun] ölümünün metatistik akciğer kanseri ve buna bağlı gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği, şahsın ölümünde herhangi bir kimsenin kusurunun bulunduğuna dair bir delilin bulunmadığı, müştekinin soyut beyanı dışında sorumluluk yüklenecek herhangi bir şüphelinin bulunmadığı anlaşıldığından;..." Başvurucunun yaptığı itiraz 6/7/2018 tarihinde Mersin Sulh Ceza Hâkimliğince reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya 12/7/2018 tarihinde tebliğ edilmiş olup başvurucu 10/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk İlgili ulusal hukuk için bkz. Murat Karabulut, B. No: 2013/2754, 18/2/2016, §§ 27-30, 33, 44, 65, B. Uluslararası Hukuk İlgili uluslararası hukuk için bkz. Temur Eskibağ ve Mehmet Rıza Eskibağ, B. No: 2014/5098, 20/12/2017, §§ 50-