3. Hukuk Dairesi 2025/1409 E. , 2025/2677 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/172 E., 2021/101 K. Mahkemece bozma sonrasında verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; dav…
**3. Hukuk Dairesi 2025/1409 E. , 2025/2677 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/172 E., 2021/101 K. Mahkemece bozma sonrasında verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı Kurumun, davacı ile imzaladığı ilaç teminine ilişkin 2003 yılı Protokolü'nü 05.12.2005 tarihinde haksız olarak feshettiğini, fesih işleminin iptali için açtıkları Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davada 12.12.2005 tarihli ara kararıyla fesih işleminin tedbiren durdurulduğunu, yapılan yargılama sonunda ise davanın reddine karar verildiğinden 29.06.2007 tarihinde tedbir kararının kendiliğinden kalktığını, kararı temyiz ettiklerini ancak bu süreçte müvekkilinin ilaç verme işlemini gerçekleştiremediğini, kararın 21.02.2008 tarihinde bozulması üzerine Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.04.2008 tarihli ve 2008/26 D.İş sayılı kararıyla fesih işleminin yeniden tedbiren durdurulmasına karar verildiğini, bozmaya uyan Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.06.2008 tarihli kararıyla fesih işleminin iptaline karar verildiğini, söz konusu kararın derecattan geçerek 16.12.2008 tarihinde kesinleştiğini, davalının haksız fesih işlemi nedeniyle Mahkemece verilen tedbir kararının kalktığı dönemden yeniden tedbir kararının verildiği döneme kadar müvekkilinin iş yapamadığını ve kâr kaybına uğradığını, ayrıca ticari itibarının da zedelendiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 100.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacı tarafça fesih işleminin iptali için açılan davada tedbir kararı verilmesi üzerine 14.12.2005 tarihinde davacıya ait eczane ekranının aktif hâle getirildiğini, davanın ilk olarak reddine karar verilmesi üzerine önceden verilen tedbir kararının devamına hükmedilmediğinden fesih işleminin 17.07.2007 tarihinde yeniden işleme konulduğunu, kararın temyiz incelemesi sonucu bozulması üzerine de davacının talebi doğrultusunda verilen 03.04.2008 tarihli ek kararın gereği yerine getirilerek eczane ekranının tekrar açıldığını, müvekkili Kurumun sorumluluğunu gerektirecek hiçbir kusurunun bulunmadığını, öte yandan eczanenin fesihli olduğu dönemde Kurum ile anlaşması bulunmadığı hâlde ilaç satmış gibi hesaplama yapılarak tazminat miktarı belirlenmesinin haksız olduğunu, manevi tazminat koşullarının da oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI