Başvuru, Konya 3. Sulh Hukuk Mahkemesinde başvurucu aleyhine açılan davanın, tebligat yapılmaksızın başvurucunun yokluğunda karara bağlanıp davanın kabulüne karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, Konya Sulh Hukuk Mahkemesinde başvurucu aleyhine açılan davanın, tebligat yapılmaksızın başvurucunun yokluğunda karara bağlanıp davanın kabulüne karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru, 25/6/2013 tarihinde Konya Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 14/4/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 2/5/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 5/6/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 12/6/2014 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı 16/6/2014 tarihinde beyanda bulunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, H.A.Ö. ve S.A. üç daireli bir apartmanda birer bağımsız bölüm malikidirler. Bunlardan H.A.Ö., 29/6/2012 tarihinde Konya Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı hasımsız davada, apartmanda yönetici seçilemediğinden S.A.nın yönetici olarak atanmasını talep etmiş; Mahkemece diğer bağımsız bölüm maliklerinin davaya dâhil edilmesine karar verilmesi üzerine 20/7/2012 tarihli dilekçe ile başvurucu ve S.A. davaya dâhil edilmiştir. Mahkeme, 3/10/2012 tarihli tensip ara kararı ile dava dilekçesi ve eklerinin davalılara tebliğine ve duruşmanın 13/11/2012 gününe bırakılmasına karar vermiş ancak başvurucuya tebligat çıkarılmamıştır. Mahkemece 13/11/2012 tarihinde icra edilen duruşmaya ilişkin tutanakta, taraflara tebligatın yapıldığı belirtilerek yargılamaya başlanmış, duruşmada hazır bulunan davalı S.A.nın yönetici olmayı kabul ettiğini beyan etmesi üzerine davanın kabulüne, üç dairenin bulunduğu apartmanda davalı S.A.nın yönetici olarak atanmasına karar verilmiştir. Başvurucu, kendisine tebligat yapılmadan yokluğunda karar verildiği gerekçesiyle bu kararı temyiz etmiş; Yargıtay Hukuk Dairesinin 24/1/2013 tarihli ve E.2012/14911, K.2013/934 sayılı ilamı ile anılan karar onanmıştır. Onama kararının gerekçesi şöyledir: “Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlar ile yasal gerektirici nedenlere göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usule ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA…karar verilmiştir.” Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 30/4/2013 tarihli ve E.2013/5619, K.2013/7182 sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Karar 28/5/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş; başvurucu, 25/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Dava dilekçesi, mahkeme tarafından davalıya tebliğ edilir. Davalının iki hafta içinde davaya cevap verebileceği tebliğ zarfında gösterilir.” 6100 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Taraflar, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat için duruşmaya davet edilir.” 6100 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “(1) Dava açılması ve davaya cevap verilmesi dilekçe ile olur. (2) Cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır...” 6100 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Bu Kanun ve diğer kanunlarda basit yargılama usulü hakkında hüküm bulunmayan hâllerde, yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır.” 23/06/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun maddesinin altıncı fıkrası şöyledir: “Kat malikleri ana gayrimenkulün yönetiminde anlaşamaz veya toplanıp bir yönetici atayamazlarsa, o gayrimenkulün bulunduğu yerin sulh mahkemesince, kat maliklerinden birinin müracaatı üzerine ve mümkünse diğerleri de dinlendikten sonra, gayrimenkule bir yönetici atanır…”