Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2131 E. , 2024/5306 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/2131 Karar No : 2024/5306 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği (E-Tebligat) VEKİLİ : Av.... KARŞI TARAF (DAVACI) : 1- ... 6-... 10-... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Antalya ili Alanya İlçesi, ... Mahallesi ... mevkiinde…
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2131 E. , 2024/5306 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/2131 Karar No : 2024/5306 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği (E-Tebligat) VEKİLİ : Av.... KARŞI TARAF (DAVACI) : 1- ... 6-... 10-... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Antalya ili Alanya İlçesi, ... Mahallesi ... mevkiinde ... ruhsat nolu IV. Grup Maden (Kurşun-Çinko) Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesi ile ilgili olarak Antalya Valiliğince verilen ... tarih ve E-... nolu "ÇED Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin, aynı işlemin iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:...sayılı dosyasında; Jeoloji - Hidrojeoloji Mühendisi, Çevre Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Maden Mühendisi, Orman Mühendisi bilirkişilerden oluşan heyet ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 03/04/2024 tarihli Bilirkişi Raporunun birlikte diğerlendirilmesinden; davaya konu Kurşun-Çinko madenciliği üretim projesinin, Jeolojik, Hidrojeolojik ve Jeomorfolojik açıdan doğal ortama zarar vereceği, dava konusu sahada, kurşun-çinko ocağı ve kırma tesisi işletilmesinin tarım arazileri ve dereler üzerine olumsuz etkilerinin olacağı, dava konusu kararın ve faaliyetin ormancılık bilim, fenni ve mevzuatı ile uyumlu olmadığı, çevresel açıdan davaya konu hazırlanan Proje Tanıtım Dosyasının Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’ne uygun olarak hazırlandığı ve ÇED sürecinde kapsamında yapılan ilgili ölçüm ve hesap değerlerinin ilgili mevzuatlardaki sınır değerleri sağladığı, dolayısıyla çevre mevzuatı açısından uygun olduğu, ancak çevresel riskler barındırması sebebiyle sürece ilişkin kapsamlı ve detaylı değerlendirme yapılabilmesi için ÇED sürecine dahil edilmesinin daha uygun olacağı ve mevcut hali ile Proje Tanıtım Dosyasının yeterli olmadığı anlaşıldığından, davaya konu yere yönelik tesis edilen dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; davanın süresinde açılmadığı, temyize konu Mahkeme kararının ve dayandığı gerekçenin isabetli olmadığı, eksik ve hatalı incelemeye dayalı olarak hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı, raporun teknik ve bilimsellikten uzak olduğu, ÇED Gerekli Değildir Kararının nihai onay ve izin niteliğinde olmadığı, öncesinde kurum görüşlerinin alındığı, kurumlarının harçtan müstesna olduğu, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Mahkeme Kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Üye ...'in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca Dairemizce keşif ve bilirkişi incelemesinin yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmaması nedeniyle maddi olay açıklığa kavuşturulmadığından bu aşamada temyiz isteminin esasının görüşülemeyeceği sonucuna varılarak, gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından Antalya ili Alanya İlçesi, ... Mahallesi ... mevkiinde 1.986,25 ha ruhsat alanı içerisinde toplam 10,99 ha çalışma alanında yapılması planlanan ... ruhsat nolu IV. Grup Maden (Kurşun-Çinko) Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesi ile ilgili olarak Antalya Valiliğince verilen ... tarih ve E-... nolu "ÇED Gerekli Değildir" kararı tesis edilmiştir. Kararın iptali istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanununun "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde, "Çevre korunması": Çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribini, bozulmasını ve yok olmasını önlemeye, mevcut bozulmaları gidermeye, çevreyi iyileştirmeye ve geliştirmeye, çevre kirliliğini önlemeye yönelik çalışmaların bütününü, "Sürdürülebilir çevre": Gelecek kuşakların ihtiyaç duyacağı kaynakların varlığını ve kalitesini tehlikeye atmadan, hem bugünün hem de gelecek kuşakların çevresini oluşturan tüm çevresel değerlerin her alanda (sosyal, ekonomik, fizikî vb.) ıslahı, korunması ve geliştirilmesi sürecini, "Sürdürülebilir kalkınma": Bugünkü ve gelecek kuşakların, sağlıklı bir çevrede yaşamasını güvence altına alan çevresel, ekonomik ve sosyal hedefler arasında denge kurulması esasına dayalı kalkınma ve gelişmeyi, "Çevresel Etki Değerlendirmesi": Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları; "Proje tanıtım dosyası": Gerçekleşmesi planlanan projenin yerini, özelliklerini, olası olumsuz etkilerini ve öngörülen önlemleri içeren, projeyi genel boyutları ile tanıtan bilgi ve belgeleri içeren dosyayı... ifade eder.'' şeklinde tanımlanmış, "Çevresel Etki Değerlendirmesi" başlıklı 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir" hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan ve 29/07/2022 tarihli ve 31907 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde; "... h) Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir Kararı: Ek-2'deki listede yer alan çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projelerin incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda çevresel etki değerlendirmesi raporu hazırlanmasının gerektiğini belirten Bakanlık kararını,..." şeklinde tanımlanmış, Yönetmeliğin, "Yetki" başlıklı 5. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğe tabi projeler hakkında "ÇED Olumlu", "ÇED Olumsuz", "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararlarını verme yetkisi Bakanlığa aittir. Ancak Bakanlık gerekli gördüğü durumlarda "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararının verilmesi konusundaki yetkisini, sınırlarını belirleyerek il müdürlüğüne devredebilir. (2) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar (ÇED Olumlu/ÇED Gerekli Değildir) tesis edilmeden önce; a) Projenin gerçekleştirilmesinin ilgili mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, ÇED süreci aşamasına bakılmaksızın sonlandırılır..." düzenlemesine, "Çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası, çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlama yükümlülüğü" başlıklı 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını ve ÇED Raporunu, Çevresel Etkileri Ön İnceleme ve Değerlendirmeye Tabi Projeleri için de Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. ... " düzenlemesine, "Çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projeler" başlıklı 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; ... b) "ÇED Gereklidir" Kararı verilen projelere ... ÇED raporu hazırlanması zorunludur." düzenlemesine, Çevresel etki değerlendirmesi gereklidir veya çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı" başlıklı 17. maddesinde; "(1) Bakanlık inceleme değerlendirme süreci tamamlanarak karar aşamasına geçilen proje hakkında 5 iş günü içinde "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını verir... (4) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projeler için ÇED başvuru dosyası hazırlanarak Bakanlığa başvuru yapılması gerekmektedir. Ancak "ÇED Gereklidir" kararına esas şartların değişmesi halinde, 15. madde hükümlerine göre yeniden başvuru yapılabilir. " düzenlemesine yer verilmiştir. Yönetmeliğin EK-IV bölümünde Proje Tanıtım Dosyasının Hazırlanmasında Esas Alınacak Seçme Eleme Kriterleri belirtilmiş, Bölüm 1. Projenin Özellikleri kısmında; a) Projenin ve yerin alternatiflerinin (proje teknolojisinin ve proje alanının seçilme nedenlerinin), b) Projenin iş akım şemasının, kapasitesinin, kapladığı alanın, teknolojisinin, çalışacak personel sayısının, c) Doğal kaynakların kullanımının (arazi kullanımı, su kullanımı, kullanılan enerji türü vb.), ç) Projenin inşaat ve işletme aşamasında oluşan her türlü atığın özelliği (cinsi, türü, miktarı vb.) bertarafı ve geri kazanımına yönelik değerlendirmeler. d) Kullanılan teknoloji ve malzemelerden kaynaklanabilecek kaza riskinin, Bölüm 2. Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri kısmında: a) Mevcut Arazi Kullanımı ve kalitesi (tarım alanı, orman alanı, planlı alan, su yüzeyi ve benzeri), Ek-V’deki Duyarlı Yöreler Listesi dikkate alınarak korunması gereken alanlar, Bölüm 3. kısmında; Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri, Öncelikli Etkilerin Belirlenmesi ve Alınacak Önlemler, Bölüm IV. Kümülatif Etki Değerlendirme, Bölüm V. Çevresel ve Sosyal Eylem Planı; Çevre İzleme Planı, Sürdürülebilirlik Planı (Sıfır Atık Planı, Trafik Yönetim Planı, Sera Gazı Azaltım Planı, Çevresel ve Sosyal Yönetim planı vb.) ile Bölüm IV. Notlar ve Kaynaklar ve Ekler kısmında ise: 1- Proje için seçilen yerin koordinatlarının, 2- Proje alanı ve yakın çevresinin mevcut arazi kullanımını değerlendirmek için; yerleşim alanlarının, ulaşım ağlarının, enerji nakil hatlarının, mevcut tesislerin ve ek-5'de yer alan Duyarlı Yöreler Listesinde belirtilen diğer alanların (proje alanı ve yakın çevresinde bulunması halinde) yerlerine ilişkin verileri gösterir bilgiler 1/25.000 ölçekli halihazır harita (çevre düzeni planı, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, topografik harita) üzerine işlenerek kısaca açıklanmasının, jeoloji haritasının ve depremselliğin belirtilmesi gerektiği şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi Raporuna İtiraz" başlıklı 281. maddesinde; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapılmakta, bu bağlamda çevresel etki değerlendirmesi, kalkınma ve ekonomik gelişmeyi de etkileyecek şekilde, yapılması planlanan projelerin, doğayı tahrip etmeden ve çevreyi kirletmeden gerçekleştirilmesinde kullanılan, karar verme sürecini etkileyen, karar mercilerine, kararlarını sağlıklı bir şekilde verebilmeleri için seçenek üreten ve bu seçeneklerin olumlu ve olumsuz yönlerini saptayan bir yöntem olarak açıklanabilmektedir. ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz eden hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince, Jeoloji - Hidrojeoloji Mühendisi, Çevre Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Maden Mühendisi, Orman Mühendisi bilirkişilerden oluşan heyet ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 03/04/2024 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; Jeoloji Mühendisliği (Hidrojeolojik) açısından yapılan değerlendirmede; Planlanan proje alanında sürekli akan akarsu kaynağı olarak Avla Çayı bulunduğu, Çay üzerinde küçük bir elektrik santralı mevcut bulunduğu, ayrıca sahada litolojik formasyon sınırlarından ve kireçtaşı çatlaklarından akan birçok su kaynağının var olduğunun keşif esnasında beyan edilmiş olduğu, proje alanı ve çevresinde karbonatlı kayaçların topoğrafik olarak en üst seviyede bulunmakta olduğu, Cebireis Formasyonu hidrojeolojik açıdan yarı geçirimli zonu oluşturduğu, üsteki kireçtaşlarından sızan yağmur veya kar sularının hidrolojik akiferi beslemekte olduğu, kireç taşlarının alt dokanağını şistler oluşturduğu, bölgede dokanak boyunca çok fazla sayıda su kaynağının gözlemlenmiş olduğu, projenin çevreye etkisinin kaçınılmaz olduğu, Kurşun-Çinko'nun çoğu kez tehlikeli atık statüsünde olduğu, su kaynaklarının pek çok parametre açısından etkilenmekte olduğu, toprak ve suda uzun süre kalabilen kurşun-çinkonun, vücuda havadan solunarak, içme suları ve besinlerle alınabildiği, yer seçimi lüksünün bulunmadığı bir faaliyet olan madencilik faaliyetlerinin çevre ile uyumlu olabilmesi için, tüm ölçeklerde; bilimsel doğrular ışığında, gerekli bedellerin ödeneceği, sürekli kontrol altında yapılması gerektiği, dava konusu alanda mevcutta ve planlanan dönemlerde yapılacak madencilik faaliyetlerinin, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının su kalitesi ve miktarlarını olumsuz yönde etkileyeceği, alanda yapılan jeolojik, hidrojeolojik, tektonik ve depremsellik açısından yapılan çalışmaların bilimsel ve teknik değerlendirmeleri sonucunda söz konusu sahanın Kurşun-Çinko madenciliği üretim faaliyetlerinde kullanılmasının uygun olmadığının belirtildiği, Çevre Mühendisliği açısından yapılan değerlendirme: Madencilik faaliyetlerinin, yer kabuğundaki jeolojik hammaddelerin ekonomik olarak değer elde edilmesi amacıyla bulundukları yerden verimli ve güvenli bir şekilde çıkarılmasını kapsayan işlemler olduğu, bu işlemler ile elde edilen minerallerin, temel bileşenleri ve kullanım alanlarına göre metalik cevherler, metalik olmayan cevherler ve enerji hammaddeleri olmak üzere üçe ayrılmakta olduğu, metalik cevherler, yeraltından çıkarıldıktan sonra metalürjik uygulamalar gibi zenginleştirme işlemlerine tabi tutulan cevher yapısını kapsadığı, baz metaller (bakır, kurşun, çinko, kalay gibi), ferrometaller (demir, krom, manganez, molibden, tungsten gibi), değerli metaller (altın, gümüş, platin gibi) ve radyoaktif metaller (uranyum, toryum, radyum gibi) metalik cevherler sınıfına girmekte olduğu, dava konusu tesisin kurşun çinko ocağı işletme üretim kapasitesinin 12.500 ton/yılı cevher, 37.500 ton/yılı pasa olmak üzere 50.000 ton/yıl (cevher+pasa) olarak planlandığı, çıkarılan cevherin kırma eleme tesisinde sadece boyut küçültmesi yapılacağı (zenginleştirme işlemi yapılmayacağı) ve kırma-eleme kapasitesinin 12.500 ton/yıl olarak planlandığının belirtilmiş olduğu, bu sebeple dava konusu “ÇED gerekli değildir” kararı ile ilgili mevzuatın uygulanması açısından olumsuz bir durum görünmediği ve ilgili tesisin PTD dosyası ile Antalya Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne yapmış olduğu başvurunun mevzuat açısında uygun olduğunun anlaşıldığı, çevre üzerinde yapılacak her türlü faaliyetin çeşitli etkilere sebep olmasının beklenen bir sonuç olduğu, ancak bu etkilerin detaylıca incelenip irdelenmesi ile çevre ve insan sağlığı üzerindeki etkilerinin önlenmesi/azaltılması Çevresel Etki Değerlendirme süreçlerinin en önemli unsuru olduğu, yapılan faaliyetler neticesinde ulaşacak olumsuz etkilerin tamamen ortadan kaldırılması mümkün olmamakla birlikte koruma-kullanma dengesi gözetilerek faaliyetlerin yürütülmesi ve olası etkilerin en aza indirilmesinin hedeflendiği, bu kapsamda yapılması planlanan faaliyetlerin hazırlık aşamasından başlayarak projelendirme, inşaat, işletme ve işletme sonrası süreçleri Çevresel Etki Değerlendirme kapsamında incelenmekte olduğu, genel olarak madencilik faaliyetleri yapılan işletmelerde oluşan çevresel etkilerin toz ve emisyon, atıksu, katı atıklar ve gürültü oluşumu olarak sıralanabileceği, bahse konu tesiste benzer çevresel etkiler bulunmakla birlikte bu etkilerin kaynağı dava konusu tesis özelinde kurşun çinko ocağı ve kırma eleme tesisi olduğu, su kalitesi, içme ve kullanma suyu temini ve atıksu oluşumu açısından mevzuata ve bilime aykırı bir durum oluşmadığı, tesisin PTD kapsamında belirtilen hususların mantıklı ve uygun olduğunun görüldüğü, atık yönetimi yönünden ilgili PTD’de katı atıkların biriktirilmesi, toplama, taşıma ve bertaraf işlemlerinin bilimsel açıdan uygun olduğu ve mevzuat açısından sakıncalı bir durum oluşturmadığının anlaşıldığı, Gürültü oluşumu ve gürültü kirliliği için raporda yer alan ölçüm ve hesap değerlerinin ilgili mevzuattaki sınır değerleri sağladığı görülmüş olup uygunsuz bir durum tespit edilemediği, hava kirliliği açısından en temel parametreler olan PM10 ve çöken toz değerlerine yönelik yapılan ölçüm ve hesaplamaların incelenmiş ve ilgili mevzuattaki sınır değerlerin altında olduğunun görülmüş olduğu, ancak ağır metal üretiminin gerçekleştirileceği bu maden sahasının bulunduğu bölge dikkate alındığında daha hassas yaklaşılması gerektiğinin düşünüldüğü, bütün olarak değerlendirildiğinde tesisin gerekli ve yeter şartları sağlayıp faaliyete geçmesi ile ilgili PTD’de belirtilen taahhüt ve önlemleri doğru şekilde uygulayarak bu hususları yerine getirmesi durumunda çevresel mevzuat açısından bir sakınca olmadığı, fakat daha kapsamlı ve detaylı şekilde değerlendirilme yapılabilmesi için tesisin ÇED sürecine dahil edilerek bir ÇED raporu hazırlanmasının daha uygun olacağı kanaatine varıldığının belirtildiği, Maden Mühendisliği açısından değerlendirme: Kurşun ve çinko madeninin kullanım alanlarının ve üretimdeki paylarının çok önemli miktarlar olduğu, bu madenlerin genellikle bir arada bulundukları ve aynı oluşum sürecinden geçmekte oldukları, bu madenlerin ülkemizin ekonomisinde önemli bir pay sahibi olduğu, Kurşun-Çinko madeninin ülkemizdeki üretime katkılarının çok yüksek olduğu, aynı zamanda ülkemizde 45 tane kurşun-çinko yatağı bulunduğu, bu yataklardan çıkarılan madenlerin ise üretim sektöründe kullanılmakta olduğu, madencilik faaliyetlerinde üretim yapabilmesi için ilgili yasal mevzuat gereği alınması gereken izinlerin alınması durumunda faaliyetin sürmesinde sakınca bulunmadığı, izin talep edilen sahanın madencilik işletme tekniği açısından olumsuzluğun olmadığı, uygulanabilir durumda olduğunun görüldüğünün belirtildiği, Ziraat Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede: proje kapsamında 13.571,88 m2, 35.962,58 m2 ve 60.346,90 m2'den oluşan 3 farklı çalışma alanı belirlenmiş olduğu, faaliyet için planlanan toplam çalışma alanının 109.881,36 m2 (10,99 ha) olduğu, ÇED alanının tamamının orman vasfında Antalya İli Alanya İlçesi Şıhlar mahallesine kayıtlı ... ada ...-... nolu parseller içerisinde bulunduğu, ÇED sahaları çevresinde tarım arazileri bulunduğu, ÇED 1 sahasına bitişik, ÇED 2 sahasına yaklaşık 1250 m, ÇED 3 sahasına yaklaşık 300 m mesafede tarla vasfında tarım arazileri bulunduğu, nihai proje tanıtım dosyasında Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün kurum görüşü yazısında “çalışılması planlanan alanın çevresinde hakim bitki örtüsünün kiraz ve ceviz bahçeleri olduğu”nun belirtilmiş olduğu, proje tanıtım dosyasında iş akım şemasında görüleceği üzere ocağın işletilmesi esnasında birçok aşamada toz oluşacağı ve bunun önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınacağının ifade edilmiş olduğu, ancak, tozun bitkiler üzerine olumsuz etkilerinin söz konusu olduğu, tozun bitki yapraklarını kaplayarak solunumu ve fotosentezi engellediği, çiçeklenme döneminde döllenmeyi zorlaştırdığı ve meyve/tohum oluşumunu azalttığının bilinen bir gerçek olduğu, tozun yapraklara konması, gece nem ile yapışması ve gündüz kuru hava ile yaprak üstünde bir kabuk haline gelmesi söz konusu olduğundan, yüzeyi tozdan oluşan kabuk ile kaplanan yaprakların yeterli güneş ışığı alamayacak, fotosentez ve solunum gücünün azalacağı, bu durumun bitkinin beslenme, meyve oluşumu ve meyvenin gelişimi açısından olumsuz etki yapmakta olduğu, ince toz yaprakların solunumunu gerçekleştiren stoma deliklerini tıkamakta olduğu, gözeneklerin açılma/kapanma fonksiyonunun ortadan kalktığı için yapraklarda devamlı terleme ile su kaybetme ve fizyolojik kuraklık etkisinin ortaya çıkmakta olduğu, dolayısıyla, tarımsal üretimde, verim ve kalitenin azaldığı, fakat, söz konusu faaliyetin bitkilere zarar verip vermemesi hususunun muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının belirlenmesi, hem etkilenen hem de etkilenmeyen alanlardan alınacak aynı çeşit bitkilerin belirli zaman aralıklarıyla incelenerek, gerekli parametrelerin ölçümü ile mümkün olduğu, ayrıca, dava konusu alan ve çevresinin %35-40 eğimli bir alan olduğu, bu tür alanların mevcut haliyle korunması ve sürekli bitki örtüsü altında bırakılmasının oldukça önemli olduğu, ocak alanında bulunan kısımda bitki örtüsünün kaldırılmasına bağlı olarak yağış sularının tutulması ve toprağa sızmasının mümkün olmayacağı için dik ve sarp arazi yapısı sebebiyle tarım arzileri sel tehdidi ile karşı karşıya kalacağı, bu nedenle, mevcut bitki örtüsünün korunmasının önemli hale gelmekte olduğu, günümüzde küresel ısınma ve yağışlardaki düzensizlikler her geçen gün artmakta olduğundan, dava konusu alanın mevcut haliyle sürekli bitki örtüsü altında bırakılmasının oldukça önemli olduğu, izin talep edilen sahada 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı Yabanilerinin Aşılattırılması hakkında kanun ve mevzuat hükümleri kapsamında değerlendirilebilecek zeytinlikler bulunmadığı, dava konusu alanlara yakın mesafelerde dereler bulunmakta olduğu, nihai proje tanıtım dosyasında derelerin mevcut haliyle korunacağının taahhüt edilmiş olduğu, ancak, madencilik faaliyeti sonucu topoğrafyanın değişmesinin derelere olumsuz etkileri olacağı, ayrıca ülkemizin su zengini bir ülke olmadığından, mevcut su kaynaklarının korunmasının son derece önemli olduğu, tarım arazilerinin ve hayvanların sulanmasında kullanılacak bu suların miktarındaki azalma tarımsal ve hayvansal üretim açısından önemli kayıplara neden olacağı, özellikle günümüzde artan gıda ihtiyacının karşılanması konusunda dünyada ve ülkemizde karşılaşılan sorunlar göz önüne alındığında tarımsal ve hayvansal üretimin önemi daha iyi anlaşılacağı, dolayısıyla, proje sahasında ve nakliye sırasında oluşacak tozun tarım arazilerine olumsuz etkilerinin olacağı kanaatine varılmış olduğu, ayrıca, madencilik faaliyeti sonucu topoğrafyanın değişmesinin derelere de olumsuz etkileri olacağı, sonuç olarak; dava konusu sahada, kurşun-çinko ocağı ve kırma tesisi işletilmesinin tarım arazileri ve dereler üzerine olumsuz etkilerinin olacağı göz önüne alındığında madencilik faaliyetinin uygun olmayacağı kanaatine varılmış olduğunun belirtildiği, Orman Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede; Yeryüzü şekli bakımından içerisinde akar vaziyette sulu dere, çukur ve vadi ile birçok tepeyi barındıran proje alanının % 35-40 eğime sahip olduğu ve eğim bakımından toprak muhafaza karakteri taşımakta olduğu, alanın toprak yapısının, sığ derinlikte kireçtaşı ana kayasına sahip taşlıklı-kayalıklı, killi ve yer yer kahverengi orman toprağı vasfında olduğu, 1 (bir) cm kalınlığında toprak oluşumunun 100-1000 yıl alabildiği, toprak kalınlığı göz önüne alındığında, bu sürenin daha da uzayacağının aşikar olduğu, alanın yeryüzü şekli, sığ toprak yapısı ve yüksek eğiminin, sahadaki toprak varlığının muhafazasının ve dolayısıyla bitki örtüsü ve doğal yapısının önemini daha da artırmakta olduğu, zira davaya konu proje çalışması nedeniyle sahadaki mevcut orman bitki örtüsü ve doğal yapının zarar görecek olmasının, sahadaki toprak taşınımı, erozyon gibi doğal afet riskini artırarak doğal denge, ekosistem ve çevre dengesi bakımından telafisi güç zararlara neden olacağının açık olduğu, ormanların, odun ve odun dışı orman ürünü gibi ölçülebilen ekonomik faydaları yanında, havayı temizleme, toprak koruma, rekreasyon, doğal peyzaj, su miktar ve kalitesini koruma, sosyo-kültürel gibi birçok ölçülemeyen faydaları bulunduğu, bu bağlamda proje faaliyetinin, ölçülemeyen kamu yararı ile uyumlu ve dengeli olmadığı, Proje faaliyetinin orman-halk ilişkisini olumsuz etkileyeceği, Proje Tanıtım Dosyasında (PTD) sahanın karakteristik bitkisinin Kızılçam (Pinus brutia) olduğu ifade edilse de, sahanın Akdeniz ardı bölgede yer almakta olduğu ve Kızılçam türünün doğal veya yapay yayılışı ile uyumlu olmadığı, proje sahasında yaygın olarak bulunan Türkiye ormancılığının önemli ekolojik ve ekonomik değere sahip orman ağacı türlerinden olan Karaçam (Pinus nigra), Toros sediri (Cedrus libani), Toros göknarı (Abies cilicica) ve Boylu ardıç (Juniperus excelsa) ile otsu türlere PTD’de yer verilmediği, dolayısıyla PTD'nin flora (=Bitki türleri) bakımından yetersiz ve detaysız olduğu, proje sahasında anıt ağaç özelliklerine sahip aday Karaçam, Toros sediri, Toros göknarı ve Boylu ardıç Anıt Ağaçları gözlemlenmiş olduğu, PTD'nin fauna (Hayvan türleri) bakımından da yetersiz ve detaysız olduğu, sahadaki bitki ve hayvan türlerinin yeterli incelenmeden, bu türlerin sahadaki varlık miktar ve çeşitliliği ile sürekliliğinin sağlanması ormancılık bilim ve fenni ile uyumlu olmadığı, yine PTD'de “Proje Kapsamında Flora-Fauna Türlerine Karşın Alınacak Tedbirler” başlığında, proje sahasındaki bitki ve hayvan türlerinin nasıl koruma altına alınacağı, çoğaltılacağı ve sahaya aplike edileceğine yönelik detaylı bilgiler verilmediği, bitki türlerine ilişkin olarak “Dolayısı ile alanda tespit edilen bitki türleri için şimdilik bir önlem almaya gerek bulunmamaktadır.” ifadesine yer verildiği, ancak, proje sahası ve çevresindeki mevcut flora ve fauna türlerinin, dava konusu faaliyetten, proje sahasının mevcut biyolojik çeşitliliği, türlerin proje sahasındaki varlık, miktar/sayısı ve yoğunluğu ile toprak altı/üstü doğal yapısı, sürekliliği, verim gücü düşüşü bağlamında olumsuz etkileneceği, proje tanıtım dosyasında yer alan tedbirlerin, sahadaki türlerin koruma ve sürekliliği için ormancılık bilim ve fenni bağlamında yeterli ve detaylı olmadığı, orman alanlarında çıkabilecek muhtemel orman yangınları ve buna karşı alınabilecek önlem ve söndürme uygulamalarına da PTD'de yer verilmemiş olduğu, PTD’de sahanın rehabilitasyon uygulamalarına, 6831 sayılı Kanunun 16. Maddesi Uygulama Yönetmeliği’nin, “Rehabilite, Rehabilitasyon Projesi, Takip ve Kontrol” başlıklı 5’inci bölümünün aksine yer verilmemiş olduğu, proje kapsamında, Antalya Orman Bölge Müdürlüğü’nün 02.08.2023 tarih 8879601 sayılı yazısında, "idareden izin alınması kayıt ve şartıyla sakınca bulunmayacağı tespit edildiğinden, istenilen bilgi ve belgelerin Bölge Müdürlüğümüze getirilmesi durumunda işlem yapılacağı" şeklinde muğlak ifadelerine yer verilmiş olduğu, aynı yazıda ilgili talebin Bölge Müdürlüğünce kurulan komisyona incelettirilmiş olduğu ifadelerine yer verilmiş olmasına karşın yapılan incelettirmenin detaylandırılmamış olduğu kanaat ve değerlendirmelerinde bulunulduğu görülmektedir. Bilirkişi Raporunun incelemesinden; Jeoloji Mühendisi bilirkişi tarafından yapılan "projenin çevreye etkisinin kaçınılmaz olduğu, Kurşun-Çinko'nun çoğu kez tehlikeli atık statüsünde olduğu, su kaynaklarının pek çok parametre açısından etkilenmekte olduğu, toprak ve suda uzun süre kalabilen kurşun-çinkonun, vücuda havadan solunarak, içme suları ve besinlerle alınabildiği" şeklindeki değerlendirmenin uzmanlık alanı dışı bir değerlendirme niteliğini taşıdığı, yine "dava konusu alanda mevcutta ve planlanan dönemlerde yapılacak madencilik faaliyetlerinin, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının su kalitesi ve miktarlarını olumsuz yönde etkileyeceği" şeklindeki değerlendirmelerin soyut, bilimsel olarak temellendirilmeyen bir şekilde raporda yer aldığı bu değerlendirmelerin Çevre Mühendisi bilirkişi tarafından yapılan "genel olarak madencilik faaliyetleri yapılan işletmelerde oluşan çevresel etkilerin toz ve emisyon, atıksu, katı atıklar ve gürültü oluşumu olarak sıralanabileceği, bahse konu tesiste benzer çevresel etkiler bulunmakla birlikte bu etkilerin kaynağı dava konusu tesis özelinde kurşun çinko ocağı ve kırma eleme tesisi olduğu, su kalitesi, içme ve kullanma suyu temini ve atıksu oluşumu açısından mevzuata ve bilime aykırı bir durum oluşmadığı, tesisin PTD kapsamında belirtilen hususların mantıklı ve uygun olduğunun görüldüğü, atık yönetimi yönünden ilgili PTD’de katı atıkların biriktirilmesi, toplama, taşıma ve bertaraf işlemlerinin bilimsel açıdan uygun olduğu ve mevzuat açısından sakıncalı bir durum oluşturmadığının anlaşıldığı" değerlendirmesi ile çelişki oluşturduğu, Ziraat Mühendisi bilirkişi tarafından; "söz konusu faaliyetin bitkilere zarar verip vermemesi hususunun muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının belirlenmesi, hem etkilenen hem de etkilenmeyen alanlardan alınacak aynı çeşit bitkilerin belirli zaman aralıklarıyla incelenerek, gerekli parametrelerin ölçümü ile mümkün olduğu" tespitinin yapılmasından sonra raporun devamında da "proje sahasında ve nakliye sırasında oluşacak tozun tarım arazilerine olumsuz etkilerinin olacağı" kanaatine ulaşıldığının belirtildiği, bahse konu ölçümler yapılmadan, projeden kaynaklanacak tozun çevredeki tarım arazilerini olumsuz etkileneceği yönündeki görüşüne nasıl vardığının anlaşılamadığı, yine Ziraat Mühendisi bilirkişi tarafından "dava konusu alanlara yakın mesafelerde dereler bulunmakta olduğu, nihai proje tanıtım dosyasında derelerin mevcut haliyle korunacağının taahhüt edilmiş olduğu, ancak, madencilik faaliyeti sonucu topoğrafyanın değişmesinin derelere olumsuz etkileri olacağı, ayrıca ülkemizin su zengini bir ülke olmadığından, mevcut su kaynaklarının korunmasının son derece önemli olduğu, ... dolayısıyla, madencilik faaliyeti sonucu topoğrafyanın değişmesinin derelere de olumsuz etkileri olacağı" şeklindeki değerlendirmesinin uzmanlık alanı dışında yaptığı bir değerlendirme niteliğinde olduğu, Orman Mühendisi bilirkişi tarafından yapılan "PTD'nin fauna ve flora bakımından da yetersiz ve detaysız olduğu, sahadaki bitki ve hayvan türlerinin yeterli incelenmeden, bu türlerin sahadaki varlık miktar ve çeşitliliği ile sürekliliğinin sağlanmasının ormancılık bilim ve fenni ile uyumlu olmadığı, yine PTD'de “Proje Kapsamında Flora-Fauna Türlerine Karşın Alınacak Tedbirler” başlığında, proje sahasındaki bitki ve hayvan türlerinin nasıl koruma altına alınacağı, çoğaltılacağı ve sahaya aplike edileceğine yönelik detaylı bilgiler verilmediği" şeklideki değerlendirmelerin de, Orman Mühendisliği disiplini dışında değerlendirmeler içerdiği görülmektedir. Bununla birlikte; Çevre Mühendisi bilirkişi tarafından; genel olarak madencilik faaliyetleri yapılan işletmelerde oluşan çevresel etkilerin toz ve emisyon, atıksu, katı atıklar ve gürültü oluşumu olarak sıralanabileceği, bahse konu tesiste benzer çevresel etkiler bulunmakla birlikte bu etkilerin kaynağı dava konusu tesis özelinde kurşun çinko ocağı ve kırma eleme tesisi olduğu, su kalitesi, içme ve kullanma suyu temini ve atıksu oluşumu açısından mevzuata ve bilime aykırı bir durum oluşmadığı, tesisin PTD kapsamında belirtilen hususların mantıklı ve uygun olduğunun görüldüğü, atık yönetimi yönünden ilgili PTD’de katı atıkların biriktirilmesi, toplama, taşıma ve bertaraf işlemlerinin bilimsel açıdan uygun olduğu ve mevzuat açısından sakıncalı bir durum oluşturmadığının anlaşıldığı, genel olarak madencilik faaliyetleri yapılan işletmelerde oluşan çevresel etkilerin toz ve emisyon, atıksu, katı atıklar ve gürültü oluşumu olarak sıralanabileceği, bahse konu tesiste benzer çevresel etkiler bulunmakla birlikte bu etkilerin kaynağının dava konusu tesis özelinde kurşun çinko ocağı ve kırma eleme tesisi olduğu, su kalitesi, içme ve kullanma suyu temini ve atıksu oluşumu açısından mevzuata ve bilime aykırı bir durum oluşmadığı, tesisin PTD kapsamında belirtilen hususların mantıklı ve uygun olduğunun görüldüğü, atık yönetimi yönünden ilgili PTD’de katı atıkların biriktirilmesi, toplama, taşıma ve bertaraf işlemlerinin bilimsel açıdan uygun olduğu ve mevzuat açısından sakıncalı bir durum oluşturmadığı değerlendirilmesi yapılmasına rağmen devamında; "ancak ağır metal üretiminin gerçekleştirileceği bu maden sahasının bulunduğu bölge dikkate alındığında, daha hassas yaklaşılması gerektiğinin düşünüldüğü, bütün olarak değerlendirildiğinde tesisin gerekli ve yeter şartları sağlayıp faaliyete geçmesi ile ilgili PTD’de belirtilen taahhüt ve önlemleri doğru şekilde uygulayarak bu hususları yerine getirmesi durumunda çevresel mevzuat açısından bir sakınca olmadığı, fakat daha kapsamlı ve detaylı şekilde değerlendirilme yapılabilmesi için tesisin ÇED sürecine dahil edilerek bir ÇED raporu hazırlanmasının daha uygun olacağı" şeklinde yapılan değerlendirmenin gerekçelendirilmediği görülmektedir. Çevresel etkileri; toz, emisyon, atıksu, katı atıklar ve gürültü oluşumu olarak belirtilen ve belirtilen bu çevresel etkileri bakımından mevzuata uygun olarak tesis edildiği değerlendirmesi yapılan proje için, alanın hangi özelliği bakımından ÇED Raporu hazırlanması gerektiğinin detaylandırılması gerekmekte olup, yapılan bu değerlendirmenin; projenin muhtemel hangi çevresel etkileri ve bu etkilerin önlenmesi amacıyla alınan hangi önlemin "muhtemel yetersizliği" hususunda bilimsel tespitler ve teknik veriler içermesi gerekmektedir. Yukarıda yer verilen bilgilerin incelenip değerlendirilmesinden; bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, bilirkişi raporuna itiraz ve temyiz dilekçelerindeki iddialar ile yukarıda yer verilen hususlar da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile (Proje Tanıtım Dosyasında yer verilen taahhütlerin bilimsel olarak değerlendirilmesi yapılmak suretiyle) bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının, aralarında çevre mühendisi, flora ve faunaya ilişkin değerlendirme yapmak üzere biyolog ve işletilmek istenilen kurşun ve çinko madeninin olası çevresel etkileri bakımından kimya alanında uzman bir bilirkişi ve gerekirse başka dallardan da öğretim üyeleri seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve projenin çevresel etkilerinin somut verilere dayalı olarak değerlendirilmesi suretiyle düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, karara dayanak alınabilecek nitelikte bulunmayan bilirkişi raporu esas alınarak verilen dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 02/10/2024 tarihinde usulde ve esasta oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.