Başvuru, ceza infaz kurumu tarafından Demokratik Modernite adlı Dergi nin Dergi) başvurucuya teslim edilmeyerek yayına erişiminin engellenmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza infaz kurumu tarafından Demokratik Modernite adlı Dergi'nin (Dergi) başvurucuya teslim edilmeyerek yayına erişiminin engellenmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 11/4/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 15/7/2015 tarihinde, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 15/7/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm başkanıtarafından 9/11/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvurunun bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 4/12/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş, 22/1/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulanmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla tutuklanan başvurucu, başvuru tarihi itibarıyla Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunmaktadır. Posta yoluyla gönderilmiş olan Demokratik Modernite adlı Dergi'nin 2012 yılı sayısı, Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulunun (Eğitim Kurulu) 21/11/2012 tarihli ve K.2012/64/63 sayılı kararı gereğince başvurucuya teslim edilmemiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:“İlgili dergide yasa dışı terör örgütünün sözde lideri Abdullah ÖCALAN'ın yasaklı kitaplarından alıntılar (Örnk. S.29-86) yapılmış olup; ÖCALAN'ı ve örgütü övücü, meşrulaştırıcı (Örnek. S.35-47) ifade ve yorumlar vardır.Belirtilen nedenlerden: Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un Maddesinin bendinde geçen 'Kuruma gelen her türlü yayının, kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan nitelikte olup olmadığına karar vermek.' ve ayrıca, Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri Kütüphane ve Kitaplık Yönergesi'nin Maddesinin (b) bendinde geçen 'Mahkemece yasaklanmamış olsa bile, Kurum güvenliğini tehlikeye düşürdüğü veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsadığı eğitim kurulu kararıyla tespit edilen hiçbir yayın kuruma kabul edilmez.' hükmüne binaen ilgili yayınların arşive kaldırılmasına, adı geçen hükümlü ve tutuklulara verilmemesine, ...”12 Başvurucu, bu karara karşı Kocaeli İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) itirazda bulunmuştur. Başvurucunun itirazını inceleyen İnfaz Hâkimliği 13/2/2013 tarihli ve E.2012/2531, K.2013/839 sayılı kararıyla itirazı reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:" ... Taleple ilgili olarak Savcısından yazılı görüş istenilmiş Savcısı yasal olmayanitirazın reddinekarar verilmesimütalaasında bulunmuştur.İtiraz edenin dilekçesi, Eğitim Kurulu kararına yönelik karar ve ekleri bir bütün halinde inceleyip değerlendirildiğinde, kararının usul ve yasalara uygun olduğu kanaat ve sonucuna varıldığından talebin reddine karar verilmesi gerekmiştir." Başvurucunun anılan ret kararına karşı yaptığı itiraz, Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesinin 5/3/2013 tarihli ve 2013/322 Değişik İş sayılı kararında İnfaz Hâkimliği kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiş, anılan karar başvurucuya 14/3/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 11/4/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. Başvuruya Konu Dergi Demokratik Modernite, merkezi İstanbul’da olan ve iki ayda bir yayımlanan bir dergidir. Dergi'nin başvuruya konu 2012/3 numaralı sayısının ilgili kısımları, başvuru dosyasının içinde bulunan nüshadan incelenmiştir. Dergi'nin vd. sayfalarında yer verilen ve N.K. tarafından kaleme alınan “Kapitalist Modernitenin Hegomonik Saldırısı ve Ortadoğu Krizinden Çıkış” başlıklı makalede, Ortadoğu’da meydana gelen gelişmelerin temel nedenleri ve bundan çıkış yolları üzerinde durulurken bu nedenlerden birinin Abdullah Öcalan tarafından dile getirilen “kapitalist hegemonyanın ‘çekirdek gücü’ olan İsrail’in her koşulda korunması ve varlığını bölgesel hegemon olarak sürdürmesinin sağlanması” olduğu belirtilmiştir. Ayrıca kapitalist modernitenin bu amaçla gerçekleşen saldırılarının, Ortadoğu toplumsallığını parçalamakla kalmadığı, aynı zamanda atomize edilen toplumsallığın kendi içerisinde çok yönlü çelişki ve çatışma zeminine çekilerek sosyal kültür olarak da bitirilmek istendiği ifade edilmiştir. Makalenin devamında ise yazar, Ortadoğu’nun krizden çıkışı için Abdullah Öcalan tarafından dile getirilen demokratik moderniteden alıntılara yer verilmiştir. Bunlardan birinin demokratik ulus kavramı, diğerinin ise komün ekonomisi olduğu belirtilerek bu konuda açıklamalar yapılırken yazar, terör örgütü lideri olan Abdullah Öcalan’ın kavramsal tanımlamalarına yer vermiştir. Dergi'nin sayfasından başlayıp devam eden ve Ö. tarafından kaleme alınan “Ortadoğu’da Ahlak-Politika ve Demokrasi Sorunu” başlıklı makalede, Ortadoğu coğrafyasında yaşanan ortak sorunların başında ahlak, politika ve demokrasinin geldiği, bu kavramların toplumsal oluşumundaki yeri ve önemi üzerinde durulurken Öcalan tarafından kaleme alınan “Ortadoğu’da Uygarlık Krizi” adlı kitaptan alıntılar yapılarak “ahlak”, “politika” ve “demokrasi” kavramlarının açıklanmasına yer verilmiştir. Makalenin devamında ise Ortadoğu’da halkların kendi dinamiklerine dayanan, oradan beslenen ahlaki ve politik yapılanmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğu, özellikle halkın kendisini kattığı ve kararlarını doğrudan katılımı ile gerçekleştirdiği toplumsal yapılanmaya gereksinim olduğu belirtilirken bu konuda Öcalan’ın “Demokratik Ulus Çözümü” adlı savunmasında belirttiği konfederalist çözüm modelinin önemli olduğuna vurgu yapılmıştır. Dergi'nin, 36 ilâ sayfalarında, Y. tarafından kaleme alınan “Ortadoğu’da Liderlik Kültü ve Önderlik Gerçeği” başlıklı makalede, Ortadoğu’da liderlik kültü ele alınırken bunun anlaşılabilmesi için derin bir tarih kültürüne gereksinim olduğu, önderliğin varoluş ya da yok oluş dönemlerinde ortaya çıktığı, bu tür önderlerin daha çok peygamber olarak adlandırıldığı,toplumların sadece güncel sorunlarını çözen değil, geleceklerini de güvence altına alan çözümleri; zihinsel, örgütsel ve eylemsel olarak yaşama geçiren kişilerin önder olabileceği; Hz. İsa, Hz. Muhammed, Lenin, Mandela ve Abdullah Öcalan’ın ilk akla gelen örnek önderler olduğu ifade edilmiştir. Dergi'nin, 39 ilâ sayfalarında, Y. tarafından kaleme alınan “Ortadoğu Toplumunda Tarihsel Direnişler ve Çözüm Arayışları” başlıklı makalede yazar, Ortadoğu’da devletler arasında kan bağı ya da akraba uyuşması olduğu gibi devletçi geleneğe karşı da direnişler olduğunu, bu direnişlerin toplumsal mirası paylaşarak devam ettiğini, oysa bu direnişlerin birbirinden kopuk olduğunu, bunun anlaşılabilmesi için Abdullah Öcalan’ın direnişlerdeki nedensellik bağı konusundaki görüşlerinin önemle incelenmesi gerektiğini, Öcalan’ın “merkez-çevre diyalektiği” ekseninde bir direnişler tarihi açıklaması yaptığını, bu diyalektiğin, merkezî uygarlığın bunalım süreçleriyle açıklandığını belirtmiştir. Dergi'nin 44 ilâ sayfalarında A.S. tarafından kaleme alınan “Devlet ve Demokrasi İkileminde Ortadoğu Çözümü” başlıklı makalede, güncel sorunlara çözüm arayışında işaret edilen yerin tarih olduğu, güncelde yaşanan sorunların çözümünün sadece bilmekle değil, aynı zamanda yapmakla gerçekleşeceği, tarih ile şimdi arasındaki bu bağlamın diyalektiğini en güçlü ifadelendirenin Abdullah Öcalan olduğu belirtilmiştir. Öcalan’ın “tarih günümüzde saklı, biz tarihin başlangıcında gizliyiz” derken çözümün de sorunun da adresini ve dolayısıyla diyalektiğini verdiğini ifade etmiştir. Ortadoğu’da çözümden bahsedilebilmesi için öncelikli olarak toplumsal hakikat perspektifinin kabul edilmesi gerektiği, bunun kabul edildiği durumda ise her toplumsallığın farklı bir hakikati olduğunun kabul edilmiş olduğu, dolayısıyla her toplumun çözümünün de farklı olacağı ifade edilmiştir. Çözüm modellerinden birincisi Öcalan’a göre “devlet ulusuyla demokratik ulusun varlığını ve özerkliğini esas alan anayasal çözüm” olup bir değer çözüm yöntemi ise “Demokratik Konfederalizm”dir. Yazar, Öcalan’ın demokratik konfederalizm çözümünün özünün demokrasinin toplumsallaşması oduğunu ifade etmiştir. Dergi'nin 49 ilâ sayfalarında A.S. tarafından kaleme alınan “Ortadoğu’da Kadın Devrimi” başlıklı makalenin girişinde Abdullah Öcalan’ın “Sistem reformla düzelme şansını çoktan yitirmiştir. Gerekli olan, tüm toplumsal alanlarda yürütülecek bir kadın devrimidir.” ifadelerine yer verilmiştir. Yazının devamında bir toplumu düşürmenin, zayıflatmanın ve köleleştirmenin ilk adımının kadınları düşürmek, zayıflatmak ve köleleştirmek olduğu; güçten düşürülen kadının, güçten düşürülen toplumsallık, toplumsal ahlak ve toplumsal vicdan demek olduğu ifade edilmiştir. Kadının özgürleşmesi için ne yapılması gerektiği sorusuna yazar, Öcalan’ın “Aslında negatif bir duruş gerekiyor. Sistemin hakikat rejimine her cepheden olumsuz davranmak! Kuru bir cephe alıştan bahsetmiyorum. Onu çözerek karşı duruşun sergilenmesi gerektiğini savunuyorum” sözlerine atıf yaparak cevap vermeye çalışmıştır. Makalenin devamında, kadın hareketinin bir toplumun ulusal demokratik özgürlük mücadelesinin öncülüğünü de yürüttüğü; bu mücadeleyi sokak siyasetinde, meclis kürsülerinde, kota uygulamasında ve eşbaşkanlık ilkesiyle ülkede ve tüm bölgede gerçekleştirdiği, Kürt kadının; ataerkil din, töre ve sosyal kapatma cenderesinden çıkarıp ulusal özgürlük mücadelesinin söz ve karar gücüne dönüştürenin Kürdistan Devrimi olduğu; bu özelliğiyle devrimin bir kadın devrimi olduğu ifade edilmiştir. Dergi'nin 57 ilâ sayfalarında R.Ç tarafından kaleme alınan “Ortadoğu’da Kürt Kültürel Tarihi” başlıklı makalede kültürel tarih ve bu bağlamda Kürtlerin tarihi anlatılmaya çalışılmıştır. Yazar, Kürt etnik kimliğini açıklarken neolitik dönemde Kürt etnik kimliği ile Kürt kabile kimliğinin iç içe geçtiğini, Kürtlerdeki kabile-aşiretçiliğinin güçlü olmasının nedeninin bu olduğu, Kürtlerin kabileyi ilk yaşayan toplum olmasının büyük ihtimal dahilinde olması nedeniyle Abdullah Öcalan’ın, Kürtlerin kabile toplumunun temsilcisi olduğunu ifade ettiğini belirtmiştir. Dergi'nin 61 ilâ sayfalarında R.Ç. tarafından kaleme alınan “Ortadoğu’da Yaşananlar Sanal mı?” başlıklı makalede Ortadoğu’da yaşanan ayaklanmalar ve arayışlar konu edinilmiş, bölgenin merkezinde yer alan Kürtlerin de herkes gibi bu gelişmelere duyarlı olmasının doğal olduğu, zira bu gelişmelerden en çok etkilenen ve etkilenme potansiyeline sahip bir halk konumunda olduğu, Kürtlerin bölgedeki diğer halklardan daha önce örgütlendiği ve devrimsel sürece girdiği ifade edilmiştir. Yazının devamında PKK’nın bir güç olarak geliştiği sürece değinilmiş; 1970 yıllarında şekillenen PKK’nın liderliğini yapan Öcalan’ın önce sosyalist ideolojiyi benimsediği, Sovyet blokunun çökmesiyle eski sosyalist anlayış yerine “daha az devlet daha çok demokrasi” biçiminde bakışını formüle ettiği ve Konfederal demokratik bir sistemi teorileştirdiği ifade edilmiştir. Dergi'nin 68 ilâ sayfalarında İ. tarafından kaleme alınan “Ortadoğu’da Mezhep Sorunu ve Şii Geleneği” başlıklı makalede 2010 yılının sonlarında başlayan ve “Arap Baharı” olarak adlandırılan halk hareketlenmelerinin, “Ortadoğu’nun kültürel ve sosyo-politik dokusuna dayatılan kapitalist modernite unsurlarına karşı bir direnişi de temsil ettikleri” şeklinde de anlaşılması gerektiği, bu konuda “Öcalan” ın“…her şeyden önce yaşanan çatışmanın uygarlık hegomonyası çerçevesinde değil, kültürel çerçevede geliştiğinin bilinmesi önem taşır. Kültürel çatışmanın uzun sürmesi ve bölgenin yerleşik kültürünün kolayca teslim olmaması, hatta kültürel hegomonik savaşa kalkışması beklenmelidir.” görüşüne yer verilmiştir. Yazıda, Şia ve Şiilik kavramları üzerinde durulmuş,nihayetinde İran Devrimi açıklanırken bu konuda Abdullah Öcalan’ın görüşlerine yer verilmiştir. Yazıda Öcalan’ın İran devrimini, “yy.’ın son büyük sosyal devrimi olarak” tanımladığı, bu devrimin “esas gücünün tarihin derinliklerinden gelen toplumsal kültüründen ve isyan geleneğinden” aldığı belirtilmiştir. Dergi'nin 81 ilâ sayfalarında H. tarafından kaleme alınan “BOP(Büyük Ortadoğu Projesi) ve Siyasal İslam” başlıklı makalede, kapitalist modernitenin yapısal kriziyle bağlantılı olarak ortaya çıkan krizin, “ Dünya Savaşı” olarak nitelendirildiği, küresel güç merkezlerinin ve Dünya savaşlarında yarım bıraktıkları hesapların Ortadoğu üzerinde yürütüldüğü, söz konusu projenin bölgede yeni bir hegomonya oluşturma operasyonu olduğu ifade edilmiştir. Yazıda, projenin birden fazla ayağının olduğu, bunlardan birinin dünyanın neresinde olursa olsun sistem dışı devrimci demokratik hareketlerin tasfiye edilmesi, parçalanması ve söz konusu eğilimlerin etkisizleştirilmesi olduğu, aynı politikanın Kürtlere ve Kürt Özgürlük Hareketine de karşı kullanıldığı, Öcalan’ın uluslararası bir komployla Türkiye’ye teslim edilmesinin de bu politikayla yakından ilişkili olduğu iddia edilmiştir. İlgili Hukuk 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun“İnfaz hâkimliklerinin görevleri” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“İnfaz Hâkimliklerinin görevleri şunlardır: Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak. Hükümlülerin cezalarının infazı, müşahadeye tabi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları, izin, sevk, nakil ve tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak. Hükümlü ve tutuklular hakkında alınan disiplin tedbirleri ve verilen disiplin cezalarının kanun, tüzük veya yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu iddiasıyla yapılan şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak. Ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurullarının kendi yetki alanlarına giren ceza infaz kurumları ve tutukevlerindeki tespitleri ile ilgili olarak düzenleyip intikal ettirdikleri raporları inceleyerek, varsa şikâyet niteliğindeki konular hakkında karar vermek. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan konulara ilişkin hükümler saklıdır.” 4675 sayılı Kanun’un “İnfaz hâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Şikayet başvurusu üzerine infaz hâkimi, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerek gördüğünde karar vermeden önce şikayet konusu işlem veya faaliyet hakkında resen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı görüşünü alır. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./md.) Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./md.) Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekaletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./md.) İnfaz hâkimi gerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir.” 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Süreli veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“(1) Hükümlü, mahkemelerce yasaklanmamış olması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanma hakkına sahiptir.(2) Resmî kurumlar, üniversiteler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile mahkemelerce yasaklanmamış olması koşuluyla Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve kamu yararına çalışan dernekler tarafından çıkartılan gazete, kitap ve basılı yayınlar, hükümlülere ücretsiz olarak ve serbestçe verilir. Eğitim ve öğretimine devam eden hükümlülerin ders kitapları denetime tâbi tutulamaz.(3) Kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan hiçbir yayın hükümlüye verilmez.” 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün “Eğitim kurulunun görev ve yetkileri” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fırkasının (ı) bendi şöyledir:“(1) Eğitim Kurulu aşağıda sayılan işleri yapmakla görevli ve yetkilidir;…ı) Kuruma gelen her türlü yayının, kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan nitelikte olup olmadığına karar vermek,…” 12/7/2005 tarihli Adalet Bakanı oluru ile yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kurumları Kütüphane ve Kitaplık Yönergesi’nin “Kuruma kabul edilmeyecek yayınlar” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“a) Mahkemelerce yasaklanmış olan, b) Mahkemelerce yasaklanmamış olsa bile, kurum güvenliğini tehlikeye düşürdüğü veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsadığı eğitim kurulu kararıyla tespit edilen, hiçbir yayın kuruma kabul edilmez.”