Başvuru, pasaportuna konulan tahdidin kaldırılmaması nedeniyle hac ibadetini yerine getiremeyen başvurucunun din özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, pasaportuna konulan tahdidin kaldırılmaması nedeniyle hac ibadetini yerine getiremeyen başvurucunun din özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 17/8/2020 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesinde yardımcı doçent olarak görev yapmaktayken 29/10/2016 tarihli ve 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı bulunduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmıştır. Bu durum nedeniyle başvurucunun pasaportu da 23/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (667 sayılı KHK) hükmü uyarınca iptal edilmiştir. 2016 yılında başvurucu hakkında Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmış, Konya Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/7/2016 tarihli kararıyla yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. 19/4/2017 tarihli iddianame ile Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) yöneticiliğini yapma suçundan başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır. Başvurucu, hakkındaki kamu davasını yürüten Konya Ağır Ceza Mahkemesine sunduğu 5/2/2018 tarihli dilekçede, gerçekleştirilen kura neticesinde hacca gitmeye hak kazandığını belirtmiş; bu nedenle yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını ilk kez talep etmiştir. Bu talep anılan Mahkeme tarafından başvurucunun kura sonucu hacca gitmeye hak kazandığının görüldüğü gerekçesiyle 000 TL teminat karşılığında kabul edilmiş ve 9/2/2018 tarihinde başvurucu hakkındaki yurt dışına çıkış yasağı teminatın yatırıldığı görüldüğünden anılan Mahkemece kaldırılmıştır. Başvurucu 19/4/2018 tarihinde Konya Valiliğine sunduğu dilekçede, eşiyle birlikte hac kurasını kazandıklarını fakat hakkında Olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnameyle (OHAL KHK'sı) işlem yapıldığından pasaportuna konulan şerhin kaldırılamayacağını öğrendiğini belirtmiş, bu nedenle il müftülüğüne verilmek üzere bir belge talep etmiştir. Konya Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü 20/4/2018 tarihinde verdiği cevapta, hakkında OHAL KHK'sıyla işlem yapıldığından 667 sayılı OHAL KHK'sının maddesi uyarınca başvurucunun yurt dışına çıkışının engellendiğini ifade etmiştir. Başvurucu Konya Valiliğinin söz konusu cevabı aleyhine idari işlemin iptali davası açmış ve yürütmenin durdurulması talebinde bulunmuştur. Başvurucu dava dilekçesinde Konya Valiliğinin bahsettiği mevzuat uyarınca zaten pasaportunun iptal edildiğini, tekrar pasaport talebinde bulunmasının ve idarenin bu konuda yeniden değerlendirme yapmasının önünde bir engel bulunmadığını, ayrıca hakkında kamu davası yürüten Mahkemece dahi yurt dışına çıkış yasağının kaldırıldığını ve yurt dışına çıkması yönünden bir sakınca görülmediğini belirtmiştir. Başvurucunun yürütmenin durdurulması talebi 31/5/2018 tarihinde Konya İdare Mahkemesi tarafından reddedilmiş, başvurucunun bu ret kararı aleyhine istinaf talebi de kabul edilmemiştir. Konya İdare Mahkemesi 26/12/2018 tarihinde başvurucunun davasını reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olduğu gerekçesiyle başvurucunun kamu görevinden çıkarıldığını, ayrıca hakkında terör örgütü yöneticiliği suçundan açılan kamu davasının devam ettiğini, bu durumda ilgili mevzuat uyarınca [667 sayılı KHK'nın maddesi ile 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un maddesinin (C) fıkrası] başvurucunun pasaportuna konulan tahdidin kaldırılmasının hukuken mümkün olmadığını değerlendirmiştir. Ayrıca pasaport verilme veya tahdit işlemlerinin birer idari işlem olduğunu, farklı mevzuatla düzenlendiğini, adli süreçte verilen yurt dışı çıkış yasağının kaldırılması kararının ilgili mevzuat hükümleri gereği kişiye doğrudan pasaport verilmesi veya tahdidin kaldırılması sonucunu doğurmayacağının açık olduğunu ifade etmiştir. Terör örgütü yöneticiliği suçundan yürütülen davada Konya Ağır Ceza Mahkemesi 19/12/2019 tarihinde, başvurucunun delil yetersizliğinden beraatine karar vermiştir. Başvurucu 26/3/2019 tarihinde idari işlemin iptali davasının reddine dair karara karşı istinaf talebinde bulunmuştur. Başvurucunun istinaf talebi 29/6/2020 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Başvurucu bu karardan 20/7/2020 tarihinde haberdar olmuştur. Başvurucu 17/8/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu hakkında verilen beraat kararına karşı yapılan istinaf talebi 4/2/2021 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu hakkındaki beraat kararı temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. A. Ulusal Hukuk 667 sayılı KHK'nın "Yürütülen soruşturmalarda alınacak tedbirler" başlıklı, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un maddesiyle onaylanarak kanunlaşan maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle haklarında idari işlem tesis edilenler ile aynı gerekçeyle haklarında suç soruşturması veya kovuşturması yürütülenler, işlemi yapan kurum ve kuruluşlarca ilgili pasaport birimine derhal bildirilir. Bu bildirim üzerine ilgili pasaport birimlerince pasaportlar iptal edilir.” 17/4/2017 tarihli ve 690 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (690 sayılı KHK) 1/2/2018 tarihli ve 7077 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un maddesiyle onaylanarak kanunlaşan ve aynı tarihte yürürlüğe giren maddesi şöyledir:"18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan 'edilir' ibaresi 'edilebilir' şeklinde değiştirilmiştir." 7145 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"... A) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ... Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ......B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;...C) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; haklarında (A) ve (B) fıkraları uyarınca idari işlem tesis edilenler ile aynı gerekçeyle haklarında suç soruşturması veya kovuşturması yürütülenler, işlemi yapan kurum ve kuruluşlarca ilgili pasaport birimine derhâl bildirilir. Bu bildirim üzerine ilgili pasaport birimlerince pasaportlar iptal edilebilir. İlgili pasaport birimine isimleri bildirilen kişilerin eşlerine ait pasaportlar da genel güvenlik açısından mahzurlu görülmesi hâlinde aynı tarihte İçişleri Bakanlığınca iptal edilebilir." Anayasa Mahkemesi, 7145 sayılı Kanun'un maddesinin (C) fıkrasının Anayasa'ya uygunluğunu denetlemiş ve kuralın iptal edilmesine karar vermiştir. Anılan kararda; ilgili kuralın devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu kanaatine varılarak haklarında idari soruşturma açılan kişileri ve bu kapsamda yapılabilecek farklı işlemleri içerdiği değerlendirilebilirse de kuralların belirsizliğe yol açabilecek ölçüde farklı yorumlara ve uygulamalara elverişli olduğunun da açık olduğu belirtilmiştir. Bu doğrultuda söz konusu kuralın öngörülen tedbirin uygulanmasında idarenin hangi ölçütlere göre değerlendirme yapacağı hususunda herhangi bir belirlilik içermediği, kuralla yurt dışına çıkma özgürlüğüne getirilen sınırlamada Anayasa’da öngörülen temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceği koşulunun yerine getirilmediği, dolayısıyla sınırlamanın anayasal anlamda kanuni bir dayanağının bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır (AYM, E.2018/137, K.2022/86, 30/6/2022, §§ 777-780). Anayasa Mahkemesi bahsedilen kararında 7145 sayılı Kanun'un maddesinin (A) fıkrasında belirtilen, kamu görevinden çıkarılan bir kısım kişinin pasaportlarının iptal edileceğine dair anılan fıkranın son cümlesinin de Anayasa'ya uygunluğunu denetlemiştir. Bu kişilerin tekrar pasaport talebinde bulunmalarına ve bu kapsamda yapılan işlemlere karşı yargı mercilerine başvurmalarına engel bir durum bulunmadığının anlaşıldığını, kuralda öngörülen tedbirin her bir birey yönünden hukuka uygunluğunun denetlenmesi için idare mahkemesine başvuru imkânı olduğunu belirtmiş; dolayısıyla keyfî uygulamalara karşı etkili yargısal güvencelerin sağlandığı açık olduğundan kuralın Anayasa'ya aykırı olmadığına karar vermiştir (AYM, E.2018/137, K.2022/86, 30/6/2022, §§ 595,596 ).B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) alınan bir tedbir sonucu bir kimsenin pasaport gibi bir seyahat belgesinden yoksun bırakılmasını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek (4) No.lu Protokol'ün maddesinde güvence altına alınan serbest dolaşım özgürlüğünün kullanılmasına yönelik bir müdahale olarak değerlendirmektedir (Baumann/Fransa, B. No: 33592/96, 22/5/2001, § 62; Sissanis/Romanya, B. No: 23468/02, 23/1/2007, § 63). Ancak AİHM, anılan protokol hükümlerinin protokole taraf olmayan ülkeler ile ilgili davalarda uygulanamayacağına dikkat çekerek bu durumda serbest dolaşıma ilişkin şikâyetlerin Sözleşme'yle konu bakımından bağdaşmayacağına karar vermiştir (Riener/Bulgaristan B. No: 28411/95, 11/4/1997, § 2; Paşaoğlu/Türkiye, B. No: 8932/03, 8/7/2008, § 41). Öte yandan AİHM, Sözleşme'nin madde hükümlerinin (4) No.lu ek Protokol'ün maddesi ile değiştirilemeyeceğine dikkat çekerek anılan hükümle madde arasında sıkı bir bağ olduğunu da kabul etmiştir. Bu bağlamda AİHM; serbest dolaşımın ve özellikle sınır ötesi serbest dolaşımın özel hayatın geliştirilmesi açısından esas olarak değerlendirildiği bir çağda, başka ülkede ailevi, mesleki ve ekonomik bağlara sahip olan kişiler söz konusu olduğunda herhangi bir gerekçe göstermeksizin bu özgürlüğü reddetmesinin Sözleşme'ye taraf devlet açısından yükümlülüklerin ciddi şekilde ihlalini ortaya çıkaracağını ifade etmiştir (İletmiş/Türkiye, B. No: 29871/96, 6/12/2005, § 50; Paşaoğlu/Türkiye, § 42). Diğer ilgili uluslararası hukuk için bkz. Onur Can Taştan [GK], B. No: 2018/32475, 27/10/2021, §§ 30-32