12. Ceza Dairesi 2024/2627 E. , 2025/347 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1050 E., 2020/1044 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı…
**12. Ceza Dairesi 2024/2627 E. , 2025/347 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1050 E., 2020/1044 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız koruma tedbirleri nedeniyle 400.000,00 TL maddi ve 10.000.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Dairemizin 11.03.2024 tarihli kararıyla davalı vekiline davacı vekilinin temyiz başvuru dilekçesinin tebliği için tevdine karar verilmesi üzerine mahkemece tebliğlerin yapılması üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; müvekkilinin Hakların Demokratik Partisi eş genel başkanı ve İstanbul milletvekili olduğu dönemde haksız gözaltına alınıp tutuklandığını, bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığını, mahsup durumunun tazminata engel olmadığını, müvekkilinin tutuklulukta geçen sürenin başka bir mahkumiyetine mahsup edildiği hususunun doğru olmadığını, mahsup kararı verildikten sonra yapılan kanun değişikliği ile müvekkilinin başka suçtan mahkumiyetine ilişkin kesinleşme şerhi kaldırılıp Yargıtaya gönderildiği, bu halde mahsup işleminin geçerli olmadığını, kararın bozulması gerektiğini, belirtmiştir. III. DAVA KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/189 Esas, sayılı ceza dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma ve suç işlemeye alenen tahrik suçlarından yargılandığı,silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 04.11.2016 tarihinde tutuklandığını, dosyanın halen derdest olduğunun belirtildiği, Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü cevabi yazısında özetle; İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.09.2019 tarih ve 2017/173 Esas, 2018/152 Karar sayılı mahsup kararı ile Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/189 Esas sayılı dosyasından dolayı tutuklu kaldığı 04.11.2016-07.12.2018 tarihleri arasındaki sürenin infaz edilmekte olan 4 yıl 8 ay hapis cezasından mahsubuna karar verildiğinin belirtildiği, dolayısıyla CMK 141 vd. maddelerinde aranan şartların gerçekleşmediği gözetilerek davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Tazminat talebinin dayanağı olan Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/189 Esas, 2021/216 Karar sayılı ceza dosyasında davacının silahlı terör örgütüne üye olma ve suç işlemeye alenen tahrik suçlarından yargılandığı, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 04.11.2016 tarihinde tutuklandığını, 02.09.2019 tarihinde tahliye edildiği, yapılan yargılama sonunda 25.05.2021 tarihinde Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/6 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, dosyanın halen derdest olduğunun bildirildiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanuna tabi olduğu, 5271 sayılı Kanunun tazminat istemenin koşulları başlığını taşıyan 142. maddesinde; “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde” bulunulabileceği, 5271 sayılı Kanun 144/1-a bendinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup durumu tazminata engel oluşturmayacak ise de, haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiğinin göz önünde bulundurulması gerektiği, hükme bağlanmıştır. Ancak asıl davanın sonucuna bağlı olmayan ve asıl davada verilecek kararları etkilemeyecek talepler yönünden mutlaka davanın esasıyla ilgili verilen karar veya hükmün kesinleşmesi zorunlu değildir. Tazminat talebinin dayanağı olan dava dosyasında davacının kanuna aykırı şekilde yakalandığı, tutuklandığı ve tutukluluğun devamına karar verildiği, haksız arama tedbiri uygulandığı, makul süreyi aşar şekilde ve gerekçesiz kararla tutukluğunun devamına karar verildiği nedenine dayanan tazminat talebi ile ilgili olarak asıl davada hüküm verilmesinin veya verilen hükmün kesinleşmesinin beklenmesine gerek bulunmadığı, zira bu hususa ilişkin tazminat taleplerinin asıl davanın sonucunu etkileyici veya asıl davanın sonucuna bağlı olmadığından, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.09.2018 tarih ve 2017/173 Esas, 2018/152 Karar sayılı kararının 21.04.2021 tarihinde kesinleştiği hususu da göz önüne alınarak, davacının talebinin 5271 sayılı Kanun'un 141/1. Maddesinin (a), (b), (d), (i), bentleri kapsamında kalıp kalmadığı araştırılmadan yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Diyarbakır 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.01.2025 tarihinde karar verildi.