4. Hukuk Dairesi 2021/22286 E. , 2023/11572 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/186 E., 2020/225 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi tarafından kararın bozulmasına karar …
**4. Hukuk Dairesi 2021/22286 E. , 2023/11572 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/186 E., 2020/225 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi tarafından kararın bozulmasına karar verilmiş; mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılardan ...'ın 19.03.2006 tarihinde yaya olarak karşıdan karşıya geçmek istediği sırada davalı sürücünün sevk ve idaresindeki kamyon ile adı geçen davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu, davacı ... ...'ın sağ bacağının diz altından olmak üzere kesildiğini, davacının protez kullanmak zorunda kaldığını, iş gücü kaybı oluştuğunu, diğer davacılar anne, baba ve kardeşin de manevi olarak yıprandığını, kazanın meydana gelmesinde davalının asli kusurlu bulunduğunu belirterek küçük ... için 20.000,00 TL, anne ... için 15.000,00 TL, baba ... için 15.000,00 TL, kardeş ... için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 55.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/03/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, küçük ...'nın kaza sonucunda sağ bacağını kaybetmesi sebebiyle uğradığı sürekli iş göremezlikten dolayı uğradığı zararın tazmini için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL ve tüm hayatı boyunca protez kullanmak zorunda olacağından zorunlu giderlerine mahsuben fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL tazminatın kaza tarihi olan 19/03/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslahla, protez bedeli yönünden talebini 26.794,19 TL'ye ve iş göremezlik tazminatı yönünden ise 48.321,12 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde davalının kusuru bulunmadığını, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacının tedavisi süresince davalının gerekli yardımdan kaçınmadığını, gerekli olan 1.500,00 TL protez parasını ödediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.11.2015 tarih, 2006/489 esas, 2015/336 karar sayılı kararı ile; alınan kusur raporuna göre davacı yaya ...'ın %62,5 oranında, davalı sürücü ...'ün %37.5 oranında kusurlu olduğu sonucuna varıldığı, davacı ... ...'nın tüm tedavi, belge ve evrakları istenerek dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderildiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 17.02.2014 tarihli raporu ile davacı ... ...'nın %42 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, geçirilmiş amputasyon nedeniyle başka birinin bakımına sürekli muhtaç olmadığının belirlendiği, sürekli iş gücü kaybından kaynaklanan maddi zarar için aktüerya bilirkişinin düzenlediği 14.11.2014 tarihli raporu ile davacı ... ...'nın iş gücü kaybından kaynaklanan maddi zararının 48.321,12 TL olarak hesaplandığı, itiraz üzerine alınan ek raporda sağ diz altı protezi kullanmak zorunda kalan davacı ... ...'ın protez giderlerinden kaynaklanan talep edebileceği maddi zararın 26.794,19 TL olduğunun bildirildiği, tüm bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun ve hükme yeterli bulunmasından dolayı karara esas alındığı, davacılar vekilinin bilirkişi raporuna göre taleplerini usulüne uygun ıslah ederek ıslah harcını yatırdığı, kazanın oluş şekli ve meydana geldiği yer, davacı ... ... ile annesi ... ve babası ...'ın işi ve sosyal durumu, kaza ve tedavi sürecinde yaşadıkları üzüntü ve sıkıntılar bütün olarak değerlendirildiğinde, davalının davacı ... ...'yı yaralamasından dolayı davacıların manevi zarar gördüğünün sabit olduğu gerekçesiyle davacı ... ...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/03/2006'dan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... ...'a verilmesine, davacı ... .... ve ...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne; ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/03/2006'dan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılar ... ve ...'a verilmesine, davacı ... .... yönünden manevi tazminat talebinin reddine, davacı ... ...'ın maddi tazminat talebinin kabulüne; 48.321,12 TL iş gücü kaybına dayalı tazminat ile 26.794,19 TL protez giderlerinden kaynaklanan tazminatın kaza tarihi olan 19/03/2006'dan itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... ...'a verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 13.03.2018 tarih, 2016/3962 esas, 2018/2268 karar sayılı ilamı ile; "....Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Davacılar vekili, ıslah yolu ile dava dilekçesindeki 10.000,00 TL işgöremezlik talebini 19.01.2015 tarihinde 48.321,12 TL'ye ve protez bedeline ilişkin 1.000,00 TL lik talebini ise 11.03.2015 tarihinde 26.794,19 TL'ye yükselttiklerini bildirmiş, ıslaha karşı davalı vekilince süresinde zamanaşımı def'inde bulunulmuştur. Kaza 19.03.2006 tarihinde gerçekleşmiş olmakla, olayda 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi uygulanacak olup, ıslah edilen kısımlar zamanaşımına uğramış olmakla ıslah edilen miktarların zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde ıslah edilen miktarların kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Dosya içerisinde davalının 8/3/2007 tarihli delil dilekçesi ekinde sunmuş olduğu ve kazada yaralanan küçük ...'nın babası ... tarafından imzalı ve bila tarihli yazılı belgeden, davacı küçük ...'nın protezi için 1.500,00 TL ödendiği anlaşılmakla,hükme esas alınan 24.02.2015 tarihli bilirkişi (ek) raporunda, ödenen bu miktarın dikkate alınmamış olması doğru görülmemiştir. Davacılar vekilince yaralanan ...'nın kardeşi için de manevi tazminat talebinde bulunulmuş, mahkemece; kardeşin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 47. maddesinde manevi tazminat istemi düzenlenmiştir. Zarar kavramına (B.K. 46 ve 47) ruhsal bütünlüğün ihlali, sinir bozukluğu veya hastalığı gibi hallerin de girdiği bu maddelerde sadece maddi sağlık bütünlüğünün değil, ruhsal ve sinirsel bütünlüğün de korunduğu doktrinde ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir. Öyleyse, bir kişinin cismani zarara uğraması/ölmesi sonucunda, onun (ana, baba, karı, koca, çocukları ve kardeşleri gibi) çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle ruhsal bütünlüğü ağır şekilde bozulmuşsa, onların da manevi tazminat isteyebilecekleri kabul edilmelidir. Yine karar tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56.maddesi ile bu konu yeniden düzenlenmiş olup özetle “ağır bedensel zarar yada ölüm halinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar para ödenmesine karar verilebilineceği” hükmü getirilmiştir. Bu yeni düzenlenme ile 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlük zamanında içtihatlarla düzenlenen husus yasa koyucu tarafından açıklığa kavuşturulmuştur. Somut olaya gelince; gerek haksız fiil zamanında yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda gerekse bu kanun zamanında gelişen içtihatlar ışığında düzenlenen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda trafik kazası nedeniyle bacağı kesilerek sakat kalan ...'nın kardeşi olan davacının da manevi tazminat talep etme hakkı bulunduğu hususunda tartışma bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davacı kardeş için de uygun miktarda manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin,manevi tazminat talebi reddedilen davacı kardeş aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine dair temyiz itirazının incelenmesine gerek görülmemiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dilekçesinde 10.000,00 TL iş göremezlik tazminatı ve 1.000,00 TL protez gideri için zorunlu gider maddi tazminat talebinde bulunulduğu, Yargıtay bozma ilamında belirtildiği gibi ıslah tarihi itibarıyle 8 yıllık ceza zamanaşımının dolduğu, bu nedenle ıslah talebi ile yapılan tüm artırımların zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, 08/03/2007 tarihli dosyada mevcut belgeden protez için daha önce ödenen 1.500,00 TL bedelin dava dilekçesinde istenen 1.000,00 TL den mahsup edildiğinden protez için istenen maddi tazminatın reddine, 10.000,00 TL iş göremezlik tazminatının davalıdan alınarak davacı ... ... ya verilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacı ... ...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, davacı ...(...), ... ve ...’ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne; ... (...) için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL ve ... için 2.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılar ... (...), ... ve ...’a verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, davacı ... ...'ın maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne; 10.000,00 TL iş gücü kaybına dayalı tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ıslah ile yapılan fazlaya ilişkin talebin zamanaşımı nedeniyle reddine, dava dilekçesi ile istenen protez giderlerinden kaynaklanan tazminat talebinin reddine, ıslah ile yapılan fazlaya ilişkin talebin ise zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; zamanaşımından red kararının hatalı olduğunu, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açıldığını, bu nedenle ıslah edilen kısım için zamanaşımının kesileceğini, uzamış ceza zamanaşımının henüz dolmadığını, manevi tazminat miktarlarının düşük hükmedildiğini, manevi tazminatların tam kabul edilmesi gerektiğini, iş gücü kaybı tazminatı talebine yönelik hüküm kurulurken davacıların faiz talebi bulunmasına rağmen mahkemece olay tarihinden itibaren faize hükmedilmediğini, kararın bu yönüyle de hatalı olduğunu belirterek kararın bozulması talebinde bulunmuştur. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalının meydana gelen kazada tali kusurlu olduğu hususu üzerinde durulmadan karar verildiğini, iş göremezlik raporuna yapılan itirazların dikkate alınmadığını, davacıdaki işitme kaybının maluliyet oranına dahil edildiğini, bu durumun hatalı olduğunu, manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, sigortadan ödenen bedelin tedavi giderine yönelik olmayıp maddi tazminata yönelik olduğunu, bu nedenle tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, maddi tazminata ilişkin reddolunan kısım ile ilgili davalı lehine nisbi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken maktu vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu, her bir davacı yönünden reddolunan manevi tazminat ile ilgili davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken tek vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulması talebinde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacılardan ...'ın 19.03.2006 tarihinde yaya olarak karşıdan karşıya geçmek istediği sırada davalı sürücünün sevk ve idaresindeki kamyon ile adı geçen davacıya çarpması sonucu yaralanarak malul kalması nedeniyle davacı ... ...'ın maddi ve manevi tazminat, davacılar anne, baba ve kardeşin manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanan 1086 sayılı HUMK'un 427 vd. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49,51,54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Kanun'un 85, 89, 90 ve 109 uncu maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşen hususlar hakkında yeniden inceleme yapılamayacak olmasına, hüküm altına alınan vekalet ücretlerinin yerinde olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre, hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Davacıların dava dilekçesi ve dosya kapsamı incelendiğinde, davacı küçük ...'nın kaza sonucunda sağ bacağını kaybetmesi sebebiyle uğradığı sürekli iş göremezlik kaybından dolayı uğradığı zararın tazmini için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibarne işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslahla talep 48.321,12 TL'ye yükseltilmiştir. Davacı ... ...'ın sürekli iş göremezlik tazminatı alacağına ilişkin faize yönelik talebi olmasına rağmen mahkemece hüküm kurulurken davacı ... ...'ın maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 10.000 TL sürekli iş göremezlik zararına dayalı tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ıslah ile yapılan fazlaya ilişkin talebin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davacının faiz talebi hakkında hüküm tesis edilmemiş olması doğru görülmemiştir. Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanan 1086 sayılı HUMK'un 438 inci maddesinin 7 nci fıkrası hükmü uyarınca ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin faize yönelik temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının (2-A) numaralı bendinde yer alan “...10.000,00 TL iş gücü kaybına dayalı tazminatın" ibaresinden sonra gelmek üzere "olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte" ibaresinin eklenmesi suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 31.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.