Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/2680 E. , 2024/5414 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/2680 Karar No : 2024/5414 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … İl Özel İdaresi VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- … 2- … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacıların müşterek çocuğu olan ...'un 06/02/2011 tarihinde Kütahya-Güveçci…
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/2680 E. , 2024/5414 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/2680 Karar No : 2024/5414 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … İl Özel İdaresi VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- … 2- … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacıların müşterek çocuğu olan ...'un 06/02/2011 tarihinde Kütahya-Güveçci Köyü'nde ve davalı idarenin sorumluluğunda bulunan sulama göletinin buz tutan yüzeyinde arkadaşlarıyla birlikte oynarken buzun kırılması sonucu gölete düşüp boğularak hayatını kaybettiği olayda davalı idarenin kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık anne için 50.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi, baba için 50.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının Dairemizin 13/11/2019 tarih ve E:2011/541, K:2019/10033 sayılı kararı ile bozulması üzerine, ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının Mahkemelerine gönderilmesi üzerine, Dairemizin bozma kararına uyularak olayın teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle, 05/03/2021 tarihinde mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen Mahkeme kayıtlarına 16/03/2021 tarihinde giren bilirkişi raporunda özetle; "Olayın bir kaza olduğu ve olayın meydana gelmesinde herhangi bir kasıt unsurunun bulunmadığı, kazanın meydana geldiği göletin imar planlı sahanın yaklaşık 100 m mesafesinde olduğu ve etrafında yapıların mevcut olduğundan dolayı yerleşim içinde kaldığı, gölet etrafının yetkisiz kişilerin girişini engellemek amacıyla çit vb. güvenlik tedbirleriyle çevrilmesini sağlamayan, gölet çevresine uyarı/ikaz levhası yerleştirilmesini sağlamayan davalı Kütahya İl Özel İdaresi ile ... Kooperatifi Başkanlığı'nın bu noksanlıklardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, bunun neticesinde; davalı Kütahya İl Özel İdaresinin kazanın meydana gelmesinde % 30 oranında kusurlu olduğu, ... Kooperatifi'nin kazanın meydana gelmesinde % 30 oranında kusurlu olduğu, sorumlulukları altında bulunan çocuğun tehlikeli bölgede oyun oynamaması için çocuk üzerinde yeterli gözetim yapmamalarından dolayı, kazazede çocuğun ebeveynleri olan davacılar ... ile ...'un kazanın meydana gelmesinde % 40 oranında kusurlu olduğunun" belirtildiği, olayda, davacıların destekten yoksun kalma tazminatlarının hesaplanmasına ilişkin uyuşmazlığın niteliği özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle Mahkemenin 21/10/2021 tarihli Ara Kararı ile bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, 01/01/2022 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren bilirkişi raporunda özetle; "... dosya muhteviyatında ilk derece mahkemesi tarafından kusur bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, kusur bilirkişisinin davacılara % 40 (anne %20+baba %20) kusur atfedildiği, bu nedenle müterafik kusur oranı olarak % 20'şer alındığı, davacı ...'un (müteveffanın annesi) maddi zararının 256.537,00 TL olduğu, davacı ...'un (müteveffanın babası) maddi zararının 178.994,00 TL olduğu" görüş ve kanaatine yer verildiği, Uyuşmazlık, davacıların maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ayrı ayrı incelendiğinde; dava dilekçesinde; müteveffa küçük ...'un annesi ... için 50.000,00 TL maddi tazminatın, baba ... için 50.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesinin talep edildiği, 16/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda davalı idare Kütahya İl Özel İdaresinin % 30 oranında, ... Kooperatifi'nin % 30 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, öte yandan Kütahya İl Özel İdaresi ile Göveçci Köyü Sulama Kooperatifi Başkanlığı arasında imzalanan 10/11/2008 tarihli devir sözleşmesiyle sulama göletinin kooperatife devredildiği görülmekle birlikte, devir sözleşmesinde göletle ilgili emniyet tedbirlerinin ne şekilde yerine getirileceğine dair bir hüküm bulunmadığı gibi davalı Kütahya İl Özel İdaresinin söz konusu tesis üzerindeki gözetim, denetim ve kontrol görevinin de devam etmesi nedeniyle anılan tesiste hizmet kusurundan kaynaklanan zararlardan dolayı tazmin sorumluluğunun da devam edeceği açık olduğundan; 01/01/2022 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah edilen davacı ... için 256.537,00 TL maddi tazminatın, baba ... için 178.994,00 TL maddi tazminatın davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, faiz talebi bakımından; idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olan davalı idareye yapılan başvuru tarihi olduğu, bu bakımdan davacı ... için 256.537,00 TL maddi tazminatın, baba ... için 178.994,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 10/05/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesi gerektiği, Davacılar tarafından talep edilen manevi tazminat talebi yönünden; olayda, davacıların yakınlarını kaybetmiş olmaları nedeniyle duymuş oldukları elem ve ızdırabın karşılığı olarak; baba ... için manevi tazminat talebinin 90.000,00 TL'sinin kabulü ile başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, anne ... için manevi tazminat talebinin 90.000,00 TL'lik kısmının kabulü ile başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin (60.000,00 TL) manevi tazminat istemlerinin ise reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, İdare Mahkemesi kararının aleyhe bozma yasağına aykırı olduğu, kabul etmemekle birlikte maddi tazminat için faiz başlangıç tarihinin ıslah tarihi olarak belirlenmesi gerektiği, kendisine kusur atfedilen Kooperatife davanın ihbar edilmesi gerektiği, ilk mahkeme kararında kararı temyiz etmeyen davacı taraf yönünden dosyanın kesinleştiği, bu hususa ilişkin Danıştay Daireleri ve İdari Dava Daireleri kararlarının bulunduğu, olay yerindeki uyarı levhalarının sökülmüş olabileceği belirtilerek İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar vekili tarafından, İdare Mahkemesince Danıştay 8. Dairesinin bozma kararına uygun şekilde karar verildiği, İdari Yargılama Usulünde resen tahkik ilkesi bulunduğu, söz konusu bozma kararında kazanılmış hak ve aleyhe bozma yasağına ilişkin atıf bulunmadığı, olayda idarenin tamamen kusurlu olduğu, hatta idarenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu belirtilerek davalı tarafın temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının aleyhe hüküm verme yasağı kapsamında bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Hukuk sistemimizde "Taleple Bağlılık İlkesi" geçerlidir. Nitekim, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesine göre; "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." Taleple bağlılık ilkesinin en önemli sonuçlarından biri de "Aleyhe Bozma Yasağı"dır. Aleyhe bozma yasağı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, "Sanık lehine başvurma hâlinde verilecek hüküm" başlığını taşıyan 283. maddesinde; "İstinaf yoluna yalnız sanık lehine başvurulmuşsa, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz." denilmek suretiyle açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Medeni yargılama hukukuna ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve idari yargılama hukukuna ilişkin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda, 5271 sayılı Kanunda olduğu gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte, "Aleyhe Bozma Yasağı" gerek hukuk yargılamasında, gerekse idari yargı alanında uygulanan temel prensiplerden biridir. Bir hüküm, davanın taraflarından yalnız biri tarafından temyiz edilirse, kamu düzenine ilişkin emredici kurallar hariç olmak üzere, temyiz edilen hüküm temyiz eden tarafın aleyhine olarak bozulamaz. Buna dar anlamda aleyhe bozma yasağı denilmektedir. Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde ya da taraflardan yalnız birinin lehine olarak verilen bozma kararında, bozma kararına uyan ilk derece mahkemesi artık temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karardan daha aleyhine olan bir hüküm veremez. Buna, geniş anlamda aleyhe bozma yasağı ya da aleyhe hüküm verme yasağı denilmektedir. Taraflardan yalnız birinin temyizi üzerine verilen bozma kararına uyan mahkemenin temyiz eden tarafın, bozulan karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm verememesi ilkesi, usule dair kazanılmış hak müessesesi ile yakından ilgilidir. Yargıtay ... Hukuk Dairesinin … tarih ve E…., K…. sayılı kararında da "Önceki karar davacı tarafından temyiz edilmemiş olduğundan, o kararda hükmedilen miktar davalı yararına kazanılmış bir hak oluşturmuştur. O halde, mahkemenin davalı yararına kazanılmış hakkı ihlal ederek aleyhe hüküm verme yasağına aykırı olacak şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir." denilmektedir. Buna göre, davalı idarenin temyiz talebi üzerine, davalı idare lehine verilen bozma kararına uyulmak suretiyle verilen kararda, davalı idarenin önceki (bozulan) karardan daha aleyhine bir hüküm kurulamayacağı açıktır. Kaldı ki, 09/05/1960 tarih ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu'nun 12/07/2006 tarih, E:2006/9-508 K:2006/521 sayılı kararında; "Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. "Usuli kazanılmış hak" olarak tanımlayacağımız bu olgu; Mahkemeye hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararının bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir." şeklinde belirtilen aleyhe hüküm kurma yasağının hem Mahkemeyi hem de ilgili Daireyi bağladığı belirtilmiştir. Bakılmakta olan davada ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava dosyası ile tazminat istemine konu edilen olayla ilgili ceza yargılamasına ilişkin dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile konuyla ilgili bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; olayın meydana geldiği göletin köyün yakınında olması dikkate alınarak bölgede yaşayan kişiler açısından taşıdığı riski önleyecek gerekli tedbirlerin alması gerekirken, gölet etrafına göle girmenin tehlikeli ve yasak olduğuna dair herhangi bir ikaz ve uyarı levhası konulmadığı gibi insanların gölete girmesini ve düşmesini engelleyecek tel örgü ve benzeri tedbirlerin de alınmadığı anlaşıldığından, davacıların çocukları olan ...'un ölümüyle neticelenen olayda hizmetin kötü işlemesi nedeniyle davalı idarenin kusurlu olduğu ve sözkonusu olaydan dolayı davacıların uğradıkları zararların tazmin edilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı; öte yandan; Kütahya İl Özel İdaresi ile Göveçci Köyü Sulama Kooperatifi Başkanlığı arasında imzalanan 10/11/2008 tarihli devir sözleşmesiyle sulama göletinin kooperatife devredildiği görülmekle birlikte, devir sözleşmesinde göletle ilgili emniyet tedbirlerinin ne şekilde yerine getirileceğine dair bir hüküm bulunmadığı gibi davalı Kütahya İl Özel İdaresinin sözkonusu tesis üzerindeki gözetim, denetim ve kontrol görevinin de devam etmesi nedeniyle anılan tesiste hizmet kusurundan kaynaklanan zararlardan dolayı tazmin sorumluluğunun da devam edeceği; tazminat istemine konu edilen olayla ilgili ceza yargılamasına ilişkin bilirkişi raporlarında, ...'un ölümüyle sonuçlanan olayda Göveçci Köyü Sulama Kooperatifinin tali kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, olayın meydana geldiği göletin köye çok yakın mesafede olması nedeniyle bölgede yaşayan insanlar, özellikle de çocuklar yönünden cazibe oluşturan bu tür yerlerde oluşabilecek tehlike ve riskler yönünden gerekli uyarı ve önlemlerin azami ölçüde yerine getirilmesi bu husustaki denetim ve gözetim görevinde aksamalara yol açılmaması gerekirken, olayın meydana geldiği yerde insanların can ve mal güvenliği yönünden tehlike oluşturacak hususlarla ilgili herhangi bir uyarıcı levhanın konulmadığı gibi bu konuda önleyici hiçbir tedbirinin de alınmadığı anlaşıldığından, kırsal kesimde anne ve babanın çocuklarını devamlı gözetme ve kontrol etmelerinin de mümkün olmadığı dikkate alınarak, ölüm olayında etki edecek nitelikte herhangi bir kusurlu davranışları bulunmayan davacılar yönünde hesaplanan maddi zarar miktarından kusur oranına göre indirim yapılmaması gerektiği gerekçesiyle davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile davacı ... için 18.050,40 TL, davacı ... için ise 12.401,67 TL olmak üzere toplam 30.452,07 TL maddi tazminat ile davacıların her biri için ayrı ayrı 70.000, TL olmak üzere toplam 140.000,00 TL manevi tazminat tutarının, maddi tazminat için idareye başvurunun yapıldığı 10/05/2011 tarihinden, manevi tazminat için ise davanın açıldığı 27/07/2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verildiği; mahkeme kararının kabule ilişkin kısmının davalı idare tarafından temyiz edildiği, davacıların ise temyiz taleplerinin bulunmadığı, Dairemizin 13/11/2019 tarih ve E:2011/541, K:2019/10033 sayılı kararı ile bozulması üzerine … İdare Mahkemesince bozma kararına uyulmak suretiyle verilen kararda; davalı idareye % 60, davacılara % 40 kusur atfedilerek davacı ... için 256.537,00 TL maddi tazminatın, baba ... için 178.994,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 10/05/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine, baba ... için manevi tazminat talebinin 90.000,00 TL'sinin kabulü ile başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, anne ... için manevi tazminat talebinin 90.000,00 TL'lik kısmının kabulü ile başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin (60.000,00 TL) manevi tazminat istemlerinin ise reddine karar verildiği görülmektedir. Yukarıda ayrıntılı olarak ifade edildiği üzere; … İdare Mahkemesi tarafından her ne kadar bozma kararına uyulmak suretiyle karar verilmiş ise de, ... İdare Mahkemesi tarafından verilen ilk karar yalnızca davalı idare tarafından temyiz edildiğinden Kütahya İdare Mahkemesi kararında aleyhe hüküm verme yasağına uyulmadığı, davalı idarenin usuli kazanılmış hakkının ihlal edildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla Kütahya İdare Mahkemesince Dairemiz bozma kararına uyularak verilen kararda davacı tarafın temyiz talebinin bulunmadığı, bozma kararının davalı idarenin temyiz talebinin kabulü ile gerçek zararın ortaya konulması için verildiği hususu da dikkate alınmak suretiyle aleyhe hüküm verme yasağı uyarınca davacı ... için 18.050,40 TL, davacı ... için ise 12.401,67 TL olmak üzere toplam 30.452,07 TL maddi tazminat ile davacıların her biri için ayrı ayrı 70.000,00 TL olmak üzere toplam 140.000,00 TL manevi tazminat tutarını ve maddi tazminat için idareye başvurunun yapıldığı 10/05/2011 tarihinden, manevi tazminat için ise davanın açıldığı 27/07/2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesi hükmünü aşmaması gerekirken, davalı idarenin bozulan karardan aleyhe olacak şekilde davacı ... için 256.537,00 TL maddi tazminatın, baba ... için 178.994,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 10/05/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine, baba ... için manevi tazminat talebinin 90.000,00 TL'sinin kabulü ile başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, anne ... için manevi tazminat talebinin 90.000,00 TL'lik kısmının kabulü ile başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin (60.000,00 TL) manevi tazminat istemlerinin ise reddine yolunda hüküm kuran Kütahya İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan ... TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davalı idareye iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.