4. Ceza Dairesi 2014/15419 E. , 2014/32962 K. Tehdit suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda beraatine dair, ... Asliye Ceza Mahkemesince verilen 07.02.2012 gün ve 2011/397 esas, 2012/74 karar sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 18.02.2014 gün ve 2012/35780 esas, 2014/4916 karar sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Sanık müdaf…
**4. Ceza Dairesi 2014/15419 E. , 2014/32962 K.** **"İçtihat Metni"** Tehdit suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda beraatine dair, ... Asliye Ceza Mahkemesince verilen 07.02.2012 gün ve 2011/397 esas, 2012/74 karar sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 18.02.2014 gün ve 2012/35780 esas, 2014/4916 karar sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Sanık müdafiinin yüzüne karşı verilen hükümde, temyiz süresinin hükmün açıklanmasından itibaren 7 gün olduğunun belirtilmesi yerine, kararın tefhimi veya tebliğinden itibaren 7 gün içinde temyiz edilebileceği belirtilerek sanık müdafiinin yanıltıldığı ve Anayasanın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 232/6. maddesine aykırı davranıldığı anlaşılıp temyizin süresinde olduğunun kabul edilmesi nedeniyle Yerel Mahkemenin temyiz isteğinin reddine ilişkin kararına karşı yapılan itiraz yerinde görüldüğünden, RET KARARININ KALDIRILMASI suretiyle işin esasına geçildi. Beraat kararının niteliği ve gerekçeye yönelik açık temyiz olmadığı dikkate alınarak yapılan incelemede; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5 ve CMK’nın 327/2. maddeleri uyarınca beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına ve Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye aykırı olarak, hüküm fıkrasına, "2012 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/5 madde ve fıkrası uyarınca 1.200 TL maktu vekalet ücretinin Hazineden alınarak sanığa verilmesine" cümlesinin eklenmesi biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hüküm, bu bağlamda ONANMAK'' karar verilmiştir. I- İTİRAZ NEDENLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 28/03/2014 tarih ve 2012/257459 sayılı yazısı ile; “5320 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı Yasanın 310. maddesinde, temyiz isteminin yüze karşı verilen kararlarda hükmün tefhiminden itibaren bir hafta içinde hükmü veren mahkemeye verilecek bir dilekçe ile veya zabıt kâtibine yapılacak beyanla olacağı, bu takdirde, beyanın tutanağa geçirilerek hâkime tasdik ettirileceği, yoklukta verilen kararlarda ise temyiz süresinin tebliğle başlayacağı belirtilmiştir. 5271 sayılı CYY’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddelerinde ise, hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, başvurunun yapılacağı mercii, yöntemi ve başvuru süresinin hiçbir duraksamaya yer vermeksizin açıkça belirtileceği hükümlerine yer verilmiş olup, bu hükümlere aykırılık anılan Yasanın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedeni oluşturacaktır. Bu bildirimlerdeki temel amaç sujelerin başvuru haklarını etkin bir biçimde kullanmalarının sağlanması, bu eksiklik nedeniyle hak kayıplarına yol açılmamasıdır. Ancak burada dikkat edilecek veya eski hale getirme nedeni oluşturacak husus, eksik veya yanılgılı bildirim nedeniyle bir hakkın kullanılmasının engellenip engellenmediğinin belirlenmesidir. Bildirimdeki eksikliğin yol açtığı bir hak kaybı bulunmamakta ise, bu durum eski hale getirme nedeni oluşturmayacaktır. Bu hükümler, birlikte değerlendirildiğinde, kural olarak temyiz istemi süresinde verilen bir dilekçe ile veya zabıt kâtibine yapılacak bir beyanla hükmü veren mahkemeye yapılacaktır. Ancak süresinde olması koşuluyla, dilekçenin hükmü veren mahkeme dışındaki bir mahkemeye verilmesi veya istemde bulunulması ya da haklı nedenlerin varlığı halinde C.Savcılığına ya da bir başka mercie istemde bulunulması temyiz istemini geçersiz kılmayacak, bu durum mercide yanılgı kapsamında değerlendirilebilecek, dilekçenin verildiği veya istemin yapıldığı merciince, istem veya dilekçe mahkemesine gönderilecektir. Yine aynı şekilde istemin temyiz yerine itiraz olarak belirtilmiş olması da bu kapsamda değerlendirilerek, başvuru sahibinin hakları korunacak, sürenin bildirilmemesi veya yanılgılı bildirilmesi halinde bunun ilgili taraf açısından bir yanılgı oluşturarak bir hakkın kullanılmasını engellemesi durumunda açıklamalı davetiye ile bu hususun tebliğinden sonra süreler işlemeye başlayacak, böylece olası hak kayıpları önlenecektir. Sanık ve müdafiinin yüzüne karşı verilen hükümde başvurulacak yasa yoluna ilişkin bildiriminde temyiz süresinin başlama şeklinin “tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren” biçiminde yazıldığı, başvuru mercii ve şekline ilişkin bir ifadenin yer almadığı sanık müdafisinin, yüzüne karşı tefhim edilen bu hükmü süresinden sonra temyiz ettiği, temyiz dilekçesinde, bildirimdeki bu eksiklikler nedeniyle temyiz süresinin ne zaman başlayacağı hususunda bir duraksama yaşadığına ilişkin herhangi bir ifadenin yer almadığı gibi, temyiz süresinden sonra dilekçenin verilmesine ilişkin de herhangi bilginin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Maddi olayda sanık ... vekilin Av ...'ın 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY' nın 310. maddesi uyarınca, 07/02/2012 günü yüze karşı verilmiş olan karara yönelik temyiz isteminin tefhimden itibaren bir hafta içerisinde yapılması gerekmekte iken, sanık müdafii bir haftalık süre geçtikten sonra 21/02/2012 günü temyiz başvurusunda bulunmuştur. Her ne kadar kararda başvurulacak yasa yollarına ilişkin bildirimde, sürenin başlangıcının sadece 'tefhim' ya da 'tebliğ' şeklinde gösterilmesi ve başvuru mercii ile şeklinin yer almaması nedeniyle bildirimin eksik olduğu, bu durumun eski hale getirme nedeni olarak kabulü ile temyiz başvurusunun süresinde yapıldığı ileri sürülebilirse de, bildirimdeki bu eksiklikler sanık müdafii açısından bir yanılgı oluşturmayacağından “yasa yolu süresinin” işlemeye başlamasını engellemez. Çünkü belirtilen sürede yanlış merciye yanlış şekilde bir başvuruda bulunulması halinde yanılma CYY’nın 264. maddesi kapsamında değerlendirileceğinden başvuranın hakları ortadan kalkmayacaktır. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 05.10.2010 gün ve 169-188 sayılı kararında da aynı sonuca ulaşılmıştır. Öte yandan Ceza Genel Kurulunun 13.12.2011 gün ve 247-261 ile 01.02.2011 gün ve 244-14 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere; mesleği bir kamu hizmeti niteliğindeki avukat olan, sanığın savunmasını üstlenen ve bu bağlamda savunma ve yasa yollarına başvurma açısından yeterli düzeyde hukuki bilgiye sahip olan müdafiinin temyiz süresinin, kararın yüze karşı verildiği hallerde tefhimden itibaren işlemeye başlayacağını ve başvurunun hangi merciye ne şekilde yapılacağını bilmemesi düşünülemeyeceğinden, yasa yolu bildirimindeki bu eksiklik müdafii açısından bir yanılgı ve bu bağlamda hakkın kullanılması yönünde bir engel oluşturmayacaktır. Kaldı ki sanık müdafinin süresinden sonra verdiği temyiz dilekçesinde, bildirimdeki eksikliğin kendisini temyiz süresinin başlangıcı konusunda yanılgıya düşürdüğüne ilişkin bir iddiada bile bulunmamıştır. Bu itibarla, Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 18/02/2014 gün ve 2012/35780 Esas, 2014/4916 Karar sayılı ilamında temyiz isteminin reddine ilişkin kararın kaldırılması ve sanık ... hakkında verilen beraat kararının esastan incelenmesi ve 2012 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/5 madde ve fıkrası uyarınca 1.200 TL maktu vekalet ücretinin Hazineden alınarak sanığa verilmesine" cümlesinin eklenmesi suretiyle hükmün düzeltilerek onama kararının kaldırılması ve Edremit 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/02/2012 tarih ve 2011/397 E- 2012/74 K sayılı karara yönelik sanık müdafii tarafından yapılan temyiz istemiyle ilgili Edremit 1 Asliye Ceza Mahkemesinin 21/06/2012 tarih ve 2011/397 E- 74 K sayılı ek kararıyla temyiz isteminin reddine ilişkin verilen kararın onanması istemiyle anılan karara itiraz edilmiştir. SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya kapsamına göre, 1-İtirazımızın KABULÜNE, 2-Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 18/02/2014 gün ve 2012/35780 Esas, 2014/4916 Karar sayılı ilamında temyiz isteminin reddine ilişkin kararın kaldırılması ve sanık ... hakkında verilen beraat kararının esastan incelenmesi ve 2012 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/5 madde ve fıkrası uyarınca 1.200 TL maktu vekalet ücretinin Hazineden alınarak sanığa verilmesine" cümlesinin eklenmesi suretiyle hükmün düzeltilerek onama kararının KALDIRILMASINA, 3-... Asliye Ceza Mahkemesinin 07/02/2012 tarih ve 2011/397 E- 2012/74 K sayılı karara yönelik sanık müdafii tarafından yapılan temyiz istemiyle ilgili Edremit 1 Asliye Ceza Mahkemesinin 21/06/2012 tarih ve 2011/397 E- 74 K sayılı ek kararıyla temyiz isteminin reddine ilişkin verilen kararın ONANMASINA, 4-İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, dosyanın incelenmek üzere, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: II- İTİRAZIN KAPSAMI İtiraz, tehdit suçundan, sanık ... hakkında verilen beraat kararının düzeltilerek onanmasına dair, Dairemizin 18/02/2014 tarihli kararına ilişkindir. III- KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. Fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE, Dairemizce verilen 18.02.2014 tarih ve 2012/35780 esas, 2014/4916 karar sayılı, düzeltilerek onama kararının KALDIRILMASINA, ...Asliye Ceza Mahkemesince verilen 07.02.2012 tarih ve 2011/397 esas, 2012/74 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu; Sanık ... müdafiinin, yüzüne karşı 07.02.2012 tarihinde tefhim edilen kararı, yasal bir haftalık süreden sonra 21.02.2012 tarihinde temyiz ettiği, böylece Ceza Genel Kurulunun 08.05.2012 tarih ve 2012/2-129 esas, 2012/182 karar sayılı kararı da gözetilerek, temyiz süresinin geçmesi nedeniyle Yerel Mahkemece verilen temyiz isteğinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itirazın, tebliğnameye ve itiraz yazısına uygun olarak REDDİNE, yerel mahkemenin redde ilişkin kararının ONANMASINA, 13.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.