11. Hukuk Dairesi 2009/7165 E. , 2011/129 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Pendik 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31.07.2008 tarih ve 2006/2242 - 2008/1441 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2009/7165 E. , 2011/129 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Pendik 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31.07.2008 tarih ve 2006/2242 - 2008/1441 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin ortağı bulunan davalının aidat ve gecikme faizi borcunu ödemediğini, tahsili için yapılan icra takibinin itirazla durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 inkar tazminatı hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, iş bölümü ilk itirazında bulunarak, müvekkilinin peşin ödeme suretiyle ortak olduğunu, diğer ortaklar gibi aidattan sorumlu bulunmadığını, 30.04.2004 tarihli genel kurulda alınan kararın iptali için açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, inkar tazminatı koşullarının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının, davacının ortağı olduğu, genel kurul kararları uyarınca aidat ve gecikme faizi borcunun bulunduğu, uyuşmazlığın 2006 yılı genel kurul kararından kaynaklandığı, bekletici mesele yapılması talep edilen davanın 2004 yılı genel kurul kararının iptaline ilişkin olduğu, kararların iptal edilmediği sürece ortakları bağlayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına ve takip bedeli 5.430.25 YTL’nın %40'ı oranında inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, dava edilen para alacağının miktarı itibariyle mahkemenin görevli olmasına, aidat ve gecikme faizi alacağının genel kurul kararına dayalı olması nedeniyle miktarının bilinebilir bulunmasına, bu yönüyle likit olmasına, kabul şekli bakımından inkar tazminatı hükmedilmesinde bir yanlışlık bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ./... 2009/7165 2011/129 S:2 2-Dava, kooperatif aidat ve gecikme faizi alacağının tahsiline yönelik yapılan icra takibine itirazın iptaline ilişkindir. Ancak, davalı vekili, davacının ortağı olan müvekkilinin diğer ortaklardan farklı bir statüde peşin ödemeli ortak olarak kabul edildiğini, aidat ve gecikme faizi borcundan sorumlu olmadığını, 2004 yılında yapılan genel kurulda aidat alınmasına ilişkin alınan kararın bu nedenle iptali için dava açtığını ve davanın devam ettiğini savunmuştur. Esasen, böyle bir davanın varlığı dosya kapsamıyla da sabittir. Geçerli şekilde peşin ödeme suretiyle ortak olanın, konut imalatında kullanılan aidat ve gecikme faizi gibi akçalı yükümlülüklerden dolayı sorumluluğu olmayacaktır. Davalı tarafın peşin ödemeli ortak olduğu, 2004 yılında tüm ortaklardan aidat alınmasına ilişkin kararın kendisine uygulanmayacağı iddiasıyla açtığı davasında ortaklık statüsünün tartışılacağı, iddia ettiği türde ortaklığının sabit olması halinde eldeki işbu davanın sonucunu etkileyeceği tartışmasızdır. Bu durum karşısında, mahkemece davalını savunmasında açıklanan dava sonucu bekletici mesele yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. 3-Kabul şekli bakımdan da; davalının icra takibine kısmen itiraz ettiği dikkate alınmadan, tamamen itiraz edilmiş gibi inkar tazminatına, vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesi suretiyle talep aşılarak karar verilmesi de yanlış olmuştur. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 306,95 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 17.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.