2. Ceza Dairesi 2010/28494 E. , 2010/29035 K. "İçtihat Metni" sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen gün ve sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının gün ve sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜL
**2. Ceza Dairesi 2010/28494 E. , 2010/29035 K.** **"İçtihat Metni"** sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen gün ve sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının gün ve sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 1-(1) no'lu kanun yararına bozma istemi nedeniyle incelemede; Hukuka aykırılıkların ciddi boyutlara ulaşması halinde başvurulabilecek olağanüstü bir yasa yolu olan kanun yararına bozma, kesin hükmün otoritesinin korunması gereği, temyiz incelemesi nedenlerine göre dar kapsamlı olup, hukuka aykırılığın, kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilmesi, sanığın hukuki durumunu etkilemesi ya da değiştirmesine bağlıdır. ... suçundan kurulan hükümde, yasa maddesinin yanlış gösterilmesi, mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatasından ibaret olup, kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilemeyeceğinden, (...) 2.Sulh Ceza Mahkemesinin 05.11.2009 gün ve 2009/608-1235 sayılı kararına yönelik, (1) no’lu kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 2- Tebliğnamenin (2) no'lu bozma istemine gelince; Kanun yararına bozma yasa yoluna, temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı başvurulabilmesi karşısında, kesin hükmün otoritesinin korunması gerektiğinden, hukuka aykırılıkların ciddi boyutlara ulaşması yanında, maddi meseleye ilişkin kanıtların takdirinde yanılgıya düşüldüğünden bahisle kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağı gibi hakimin takdir yetkisi kapsamına giren hususlar ile takdirin hatalı kullanılması ile ilgili hukuka aykırılıklar yönünden de kanun yararına bozma yasa yoluna gidilmesi mümkün bulunmamaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 19.02.2008 gün, 2008/5-19, 2008/31 sayılı kararında vurgulandığı üzere, yasa yararına bozma yöntemi, karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesini ve ülke genelinde uygulama birliğine ulaşılmasını sağlama amacıyla, olağanüstü bir denetim muhakemesi yolu olup, gerek kesin hükmün otoritesinin korunması zorunluluğu, gerekse olağanüstü bir denetim yolu olması nedeniyle dar kapsamlıdır. Her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir. Nitekim, yasa yolunun bu özelliği nedeniyle, hakimin takdirini hatalı kullanmasına ilişkin hususlardaki hukuka aykırılıklar, sadece olağan bir denetim yolu olan temyiz incelemesi sırasında dikkate alınabilecek hukuka aykırılıklardandır. 14.11.1977 gün, 1977/3-2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, erteleme isteği hakkında olumlu ya da olumsuz bir kararı kapsayan ya da yasal gerekçe gösterilmeden bu isteklerin reddine ya da kabulüne ilişkin olan hükümlere karşı yasaya aykırılıktan söz edilerek bu yasa yoluna başvurunun kabulüne olanak bulunmadığı belirtilmiştir. Kabul edip etmemek mahkemenin takdirine bağlı istekler hakkında karar verilirken, gösterilen gerekçenin yasal olmamasının, bozma sebebi oluştursa dahi yazılı emire konu edilemeyeceğine ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.04.1985 gün, 453/201 sayılı kararı da dikkate alınarak, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçe kanun yararına bozma yasayoluna konu edilemeyeceğinden, (...) 2.Sulh Ceza Mahkemesinin 05.11.2009 gün ve 2009/608-1235 sayılı kararına yönelik, (2) no'lu kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 20.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.