DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1335 E. , 2024/313 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1335 Karar No : 2024/313 TEMYİZ EDENLER :I- (DAVACI): ... VEKİLİ : Av. ... II-(DAVALILAR): 1- ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ:. ... 3- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :Danıştay İkinci Dairesinin 20/09/2022 tarih ve E:2020/1813, K:2022/4343 sayılı kararının, davalı idareler tarafından esas yönünden, davacı tarafından lehine vekalet ücretine hükm
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1335 E. , 2024/313 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1335 Karar No : 2024/313 TEMYİZ EDENLER :I- (DAVACI): ... VEKİLİ : Av. ... II-(DAVALILAR): 1- ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ:. ... 3- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :Danıştay İkinci Dairesinin 20/09/2022 tarih ve E:2020/1813, K:2022/4343 sayılı kararının, davalı idareler tarafından esas yönünden, davacı tarafından lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: (Mülga) Başbakanlık Hazine Müsteşarlığında uzman olarak görev yapan davacı tarafından; 13/01/2007 tarih ve 26402 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Yurtdışında Sürekli Görevlendirilecek Personel Hakkında Yönetmelik"in 10. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Mesleki yeterlilik sınavı sözlü sınav şeklinde yapılır." hükmü ile 11/1. maddesinin ve bu Yönetmelik'e göre (mülga) Başbakanlık Hazine Müsteşarlığınca 25-27 Mayıs 2007 tarihlerinde yapılan mesleki yeterlilik sınavının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 20/09/2022 tarih ve E:2020/1813, K:2022/4343 sayılı kararıyla; Danıştay Beşinci Dairesinin 26/10/2009 tarih ve E:2007/3880, K:2009/5786 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/04/2014 tarih ve E:2010/918, K:2014/1537 sayılı kararı ile (mülga) Başbakanlık Hazine Müsteşarlığınca 25-27 Mayıs 2007 tarihlerinde yapılan mesleki yeterlilik sınavı yönünden bozulduğundan bozma kararına uyularak, bozulan kısım hakkında yapılan yargılama sonucunda; I- (Mülga) Başbakanlık Hazine Müsteşarlığınca 25-27 Mayıs 2007 tarihlerinde yapılan mesleki yeterlilik sınavının iptali istemi yönünden; Sözlü sınavda başarısız sayılma işleminin, diğer tüm idari işlemlerin yargısal denetiminde olduğu gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden yargısal denetiminin yapılmasının esas olduğu, idari işlemin yetki, şekil gibi salt usule ilişkin unsurları ile sınırlı olarak yapılacak bir yargısal denetim, hukuk devleti ilkesinin sağladığı güvenceyi temin etmeyeceği, Bu itibarla, davacının girdiği sözlü sınav öncesinde, sınav komisyonunca sınavda sorulacak soruların hazırlanması ve tutanağa bağlanması, her adaya sorulan soruların kayda geçirilmesi ve sorulan sorulara adayların verdiği yanıtlara hangi komisyon üyesince, hangi notun takdir edildiğinin tutanakta ayrı ayrı gösterilmesi, böylece sözlü sınavın nesnel olarak yapılması ve yargısal denetimin tüm unsurlarıyla gerçekleştirilmesinin sağlanması gerektiği, Bununla birlikte, bu konuyla ilgili bazı yasalarda da (örneğin 832 sayılı Sayıştay Kanunu'nun 9. maddesi, 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanunu'nun 2/A maddesi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun Ek 41. maddesi gibi) belirtildiği üzere, sözlü veya mülakat sınavlarıyla ilgili olarak, adaylara komisyon başkan ve üyelerince verilen puanların ayrı ayrı tutanağa geçirileceği, bunun dışında sınavla ilgili herhangi bir kayıt sisteminin kullanılmayacağı hükümlerine yer verildiği, Sözlü sınav öncesinde, sınav komisyonunca sınavda sorulacak soruların hazırlanması ve tutanağa bağlanması, her adaya sorulan soruların kayda geçirilmesi ve sorulan sorulara adayların verdiği yanıtlara hangi komisyon üyesince, hangi notun takdir edildiğinin tutanakta ayrı ayrı gösterilmesi hukuken zorunlu olduğundan, Danıştay Başsavcılığınca yazılan 23/12/2020 tarihli İstem Yazısı ile Hazine Müsteşarlığınca 25-27 Mayıs 2007 tarihlerinde yapılan mesleki yeterlilik sınavına ilişkin olarak sözlü sınav öncesinde, sınav komisyonunca sınavda sorulacak soruların hazırlanarak tutanağa bağlanıp bağlanmadığı hususunun cevaplandırılması, buna ilişkin bilgilerin ve belgelerin birer örneğinin gönderilmesinin istenilmesi üzerine, Hazine ve Maliye Bakanlığının 11/01/2021 tarihli yazısı ekinde Mesleki Yeterlik Sınavı sonuçlarına ve davacıya sorulan sorular ile verilen puanlara ilişkin olarak iki ayrı tutanağın gönderildiği anlaşılmakta olup; anılan İstem Yazısıyla istenilen, sözlü sınav öncesinde, sınav komisyonunca sınavda sorulacak soruların hazırlanarak tutanağa bağlanıp bağlanmadığı hususunun cevaplandırılmamış olması nedeniyle bu yönde bir tutanak bulunmadığı sonucuna varıldığı, Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; her adaya sorulan soruların kayda geçirildiği ve sorulan sorulara adayların verdiği yanıtlara hangi komisyon üyesince, hangi notun takdir edildiğinin tutanakta ayrı ayrı gösterildiği; ancak sözlü sınav öncesinde, sınav komisyonunca sınavda sorulacak soruların hazırlanarak tutanağa bağlanmadığı anlaşıldığından, dava konusu mesleki yeterlik sınavında hukuka uyarlık görülmediği, II - Vekalet Ücreti Yönünden: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesine ve 03/09/2022 tarih ve 31942 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 2. ve 3.maddelerine yer verilerek, Uyuşmazlıkta, davanın davacı asil tarafından açıldığı, davalı idarelerin dilekçelerinin ve ilk derece ile temyiz aşamalarına ilişkin gerekçeli kararların davacı asile tebliğ edildiği; dosyanın tekemmülünün sağlanmasının ardından, yine davacı asil tarafından, dava dosyasına 08/09/2022 havale tarihli dilekçe eki vekaletnamenin sunulduğu, ancak davacı vekili tarafından dosyanın esasını etkileyebilecek yahut davacı lehine hak doğurabilecek herhangi bir beyanda bulunulmadığı ya da bilgi veya belgenin dava dosyasına sunulmadığı, vekilin dava aşamalarında herhangi bir katkısının olmadığı görülmüş olup, davaya katkısı bulunmayan avukat lehine anılan Tarife uyarınca vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, 13/01/2007 tarih ve 26402 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yurtdışında Sürekli Görevlendirilecek Personel Hakkında Yönetmelik'e göre (mülga) Başbakanlık Hazine Müsteşarlığınca 25-27 Mayıs 2007 tarihlerinde yapılan mesleki yeterlilik sınavının iptaline karar verilmiş ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, yapılan yargılamada vekilinin davaya olan katkısı göz önünde bulundurulduğunda Daire kararının lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının hukuka aykırı olduğu belirtilerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından; dava konusu Yönetmelik hükümlerinin üst normlara uygun olduğu, söz konusu düzenleme doğrultusunda gerçekleştirilen mesleki yeterlilik sınavında da hukuka aykırılık bulunmadığı, farklı bir yorum ve değerlendirme yapılarak oluşturulan gerekçe ve kararda hukuki isabet bulunmadığı ileri sürülmektedir. Davalı idarelerden Dışişleri Bakanlığı tarafından; davacının tabi olduğu mesleki yeterlilik sınavının, ilgilinin bağlı olduğu Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından gerçekleştirildiği, Bakanlıklarının ilgisinin olmadığı yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, davalı idarelerin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından, savunma verilmemiştir. Davalı idarelerden Dışişleri Bakanlığı tarafından, Danıştay İkinci Dairesince verilen kararda davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve hukuka uygun olduğu ve davacının temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin ikinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; dördüncü fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır. Danıştay İkinci Dairesinin temyize konu kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/04/2014 tarih ve E:2010/918, K:2014/1537 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle, 25-27 Mayıs 2007 tarihlerinde yapılan mesleki yeterlilik sınavının iptaline ilişkin Danıştay İkinci Dairesinin temyize konu 20/09/2022 tarih ve E:2020/1813, K:2022/4343 sayılı kararının ONANMASINA, esas yönünden oybirliği, vekalet ücreti yönünden oyçokluğu ile, 3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/02/2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY X-1136 sayılı Avukatlık Kanunu`nun 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği; 168. maddesinin son fıkrasında, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı; 171. maddesinin birinci fıkrasında, avukatın üzerine aldığı işi sonuna kadar takip edeceği hükümlerine yer verilmiştir. Temyiz istemine konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi`nin 2. maddesinin 1. fıkrasında, bu Tarifede yazılı avukatlık ücretinin, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin karşılığı olduğu; 3. maddesinin 1. fıkrasında, yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin, Tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacağı, bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresinin göz önünde tutulacağı; 5. maddesinin 1. fıkrasında, hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukatın, Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanacağı; 21. maddesinde, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Tarifenin esas alınacağı kuralları yer almıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollama yaptığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun 323. maddesinde, avukatlık ücretinin yargılama giderlerine dahil olduğu; 326. maddesinde ise, avukatlık ücretinin de aralarında bulunduğu yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği belirtilmiştir. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre de, dava sonunda hüküm verilene kadar hangi aşamada olursa olsun davayı takip edip hukuki yardımda bulunan avukatın, Asgari Ücret Tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından çok olmamak üzere, bu hukuki yardımda bulunurken sarf ettiği emeği ve çabası da göz önünde bulundurularak belirlenecek avukatlık ücretine hak kazandığı anlaşılmaktadır. Temyize konu karara ilişkin dosyanın incelenmesinden; davacı vekilinin yargılama devam ederken 08/09/2022 havale tarihli dilekçe ile dosyaya vekaletname sunduğu ve temyize konu kararın bu vekaletnameye istinaden davacı vekiline tebliğ edildiği görülmektedir. Taraf vekillerinin hangi aşamada olursa olsun dava takibi ile görevlendirilmesi halinde, vekille temsil edilme hukukunun ve vekilin de yasal yetki ve sorumluluklarının devreye gireceği, bu muhataplık ve vekalet ilişkisinin yargılamanın seyrini değiştirebileceği, ayrıca uyuşmazlığın teorik olarak kanun yolları aşamasını takip sorumluluğu da göz önüne alındığında, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde öngörülen ücrete hak kazanılacağı açıktır. Bu itibarla, somut olayda, vekil ile temsil olunan davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin zikrolunan hükümleri uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz talebinin vekalet ücreti yönünden kabulü ile Daire kararının davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, aksi yöndeki karara bu yönden katılmıyorum.