Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2011 yılı Haziran yılından itibaren, davalı Şirketin daha çok yurt dışındaki şantiyelerinde, montaj ve diğer organizasyonlardan sorumlu olarak, sabit ücret+prim usulü ile çalıştırıldığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından herhangi bir haklı neden olmaksızın 18.03.2015 tarihinde sonlandırıldığını, davalı Şirketin davacı ile 31.10.2013 tarihli iş sözleşmesi imzalayarak iş ilişkisini yazılı hâle getirdiğini, bu sözleşmenin 5. maddesinde, davalının dav
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2011 yılı Haziran yılından itibaren, davalı Şirketin daha çok yurt dışındaki şantiyelerinde, montaj ve diğer organizasyonlardan sorumlu olarak, sabit ücret+prim usulü ile çalıştırıldığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından herhangi bir haklı neden olmaksızın 18.03.2015 tarihinde sonlandırıldığını, davalı Şirketin davacı ile 31.10.2013 tarihli iş sözleşmesi imzalayarak iş ilişkisini yazılı hâle getirdiğini, bu sözleşmenin 5. maddesinde, davalının davacıya aldığı sabit ücrete ek olarak Türkmenistan'da yaptığı ve faturalandırdığı tüm işlerin, KDV'siz fatura bedeli üzerinden, %7 oranında prim ödeneceğinin hüküm altına alındığını, aynı maddede primlerin, her yıl Ocak ve Haziran ayının 30. günü ödeneceğinin belirtildiğini, 4. maddede ise müvekkilinin, barınma, yiyecek, iaşe ve tüm giderlerinin davalı tarafından karşılanacağının taahhüt edildiğini, müvekkilinin sözleşmede belirtilen şekilde vazifelerini yerine getirdiğini, bütün hak edişlerin onaylanıp davalıya ödemelerin yapıldığını, ancak davalının müvekkiline ödemesi gereken primleri ödemediğini ileri sürerek sözleşmeden kaynaklı prim, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, resmî ve dinî bayram çalışması ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; 31.10.2013 tarihli iş sözleşmesinin geçerli olup olmadığı ve davacının prim alacağına hak kazanıp kazanamadığı ile zamanaşımına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.