8. Hukuk Dairesi 2017/1205 E. , 2017/3818 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Dava dilekçesinde, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ila ve parsel sayılı taşınmaz m...klerinin hak ve menfaatlerinin korunması ve mallarının idaresi için 3561 s…
**8. Hukuk Dairesi 2017/1205 E. , 2017/3818 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Dava dilekçesinde, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ila ve parsel sayılı taşınmaz m...klerinin hak ve menfaatlerinin korunması ve mallarının idaresi için 3561 sayılı Kanunun 2.maddesi gereği kayyım atanması istenmiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece verilen kısa kararda; “... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi,... parsel sayılı taşınmazların tapu kaydında m...k olarak görünen ... ..., ... Ziyneti, ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... kızı ..., ... ..., ... kızı ..., ... kızı ... için 3561 sayılı Kanunun 2.maddesi gereğince ... Mal Müdürü'nün yönetim kayyımı olarak atanmasına. ” denildiği halde, gerekçeli kararda; “... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... parsel numaralı taşınmazda m...k olarak görünenlerden ve soyadı bulunmayan "..., ..., ..., ..., ..., ... oğlu ... ve ... ... isimli kişilerin mal varlığında Hazinenin menfaati olduğu anlaşılmakla 3561 sayılı Kanunun 2.maddesi gereğince bu kişileri ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/221 Esas sayılı dosyasında temsil etmek ve taşınmazı söz konusu m...kler yönünden yönetmek üzere ... Mal Müdürü'nün kayyım olarak tayinine, ” şeklinde hüküm kurulmuştur. Görüldüğü üzere kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası tamamen birbirinden farklı olup her iki hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmuştur. T.C. Anayasası'nın 141. maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Buna göre, yargılama açık olarak yapılacak ve HMK'nun 297/2. maddesi hükmü gereğince de yargılama sonunda verilen kararda taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilecektir. Aynı Kanun'un 298/2. maddesi hükmü ise sonradan yazılacak gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağını amirdir. Bu nedenle Mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 tarih ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiş olup, Mahkemece yapılacak iş; önceki karar ile bağlı olmaksızın çelişki giderilmek suretiyle yeni bir karar vermekten ibarettir.