T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1669 KARAR NO: 2026/235 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 27.10.2021 NUMARASI: 2021/193 Esas - 2021/984 Karar DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1669 KARAR NO: 2026/235 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 27.10.2021 NUMARASI: 2021/193 Esas - 2021/984 Karar DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan 9.548,97 TL bedelli cari hesap borcunun ödenmemesi üzerine .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, şirket yazışmaları, proforma faturalar, cari hesap tablosundan görüleceği üzere davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına ve %20 oranında icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin takip nedeniyle borçlu olmadığının ticari defterlerin incelenmesi ile anlaşılacağını, satım sözlemesinde davacının gönderdiği ve tarafların anlaşmış oldukları fiyat listesi üzerinden fatura düzenlemesi gerektiğini, ancak davacının bu anlaşmanın dışında ve ve kabul edilen listenin üzerinde fatura düzenlediğini, davacının düzenlediği faturalar ile fiyat listesi arasında ciddi farklar bulunduğunu, bu nedenle davacının düzenlediği faturaların müvekkili şirketçe kabul edilmediğini savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında davacı tarafından davalıya kargo hizmeti verilmesi şeklinde ticari ilişki kurulduğu, işbu ticari ilişki neticesinde davacının davalıdan 9.548,97 TL alacaklı olduğunu iddia ettiği, alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalının takip konusu borca ve tüm ferilerine itirazı neticesinde iş bu itirazın iptali davası açılmış olup, ispat yükü davacı üzerindedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için ticari defter ve kayıtlar üzerinde inceleme günü verilmiş olup, belirlenen günde davalı defterlerini sunmamış, davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme ile düzenlenen 21.09.2021 tarihli raporda; 2020 yılı açılışında davacının davalıdan 5.242,29 TL alacaklı olduğu, 2020 yılında davalıya 12.206,68 TL bedelli fatura düzenlendiği, 2020 yılında davalının 7.900,00 TL ödeme yaptığı ve neticede icra takip tarihinde davacının davalıdan 9.548,97 TL alacaklı olduğu, avalının yaptığı ödemelerin; davacının ...'e olan borcuna istinaden, davalının kredi kartından mail örder ile ...'e ödemeler gönderildiği ve ...'e davacı adına davalının yaptığı ödemelerin, davalı borcundan mahsup edildiği gözükmekte olduğu tespit edilmiş olup davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olduğu göz önünde bulundurulduğunda lehine delil teşkil ettiği ancak hizmetin ifasını ispat yükünün de üzerinde olduğu, dosyaya sunulan e-maillerin, taşıma konusu paketlerin/kargoların proforma faturaları dikkate alındığında davacının hizmeti ifa ettiği dolayısıyla faturaya konu alacağa hak kazandığı, ispat yükü üzerinde olan davacının davasını ispatlamış olduğu, davacının faiz talebi bakımından ise davalının takip öncesinde temerrüde düşürülmediği..." gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalının .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 9.548,97 TL üzerinden iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2.maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, likit alacağın %20 si oranında 1.909,79 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Dava dilekçesinin hukuka aykırı şekilde davalı asıla gönderildiğini, oysa davalının vekil aracılığıyla takibe itiraz ettiğini, arabuluculuk aşamasında vekil ile temsil edildiğini, dava dilekçesinde de davalının vekilinin adı ve adresine yer verildiğini, vekilin itirazın iptali davasını takip edeceğinden bir şüphe yokken, dava dilekçesi, ön inceleme duruşma zaptı, tensip zaptı gibi davanın tüm aşamalarına ilişkin usulü işlemlerin ve neticede tebligatların davalı şirkete yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, taraf teşkili sağlanmaksızın ön inceleme duruşması yapıldığını, tebligata ilişkin usulü eksikliğin dikkate alınmadan ön inceleme yapılarak karar verilmesi ile müvekkilinin adil yargılanma ve savunma hakkının kısıtlandığını,Müvekkilinin adresine doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21/2.maddesine göre tebligat yapılmasının yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin davadan 28.07.2021 tarihinde haricen haberdar olduğunu, bu durumun müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini, Tebligat Kanunu'nun hükmi şahıslara ve ticarethanelere tebligat başlıklı 12 ve 13.maddeleri ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin tüzel kişilere ve ticari işletmelere tebligat başlıklı 20 ve 21. maddelerine aykırı işlemler yapıldığını, bu hükümleri gere davalı şirkete tebligat yapılması gerekirken Tebligat Kanunu'nun 21.maddesine göre tebligat yapılmasının usulsüz olduğunu, Tebligat Kanunu 21. maddesi uyarınca tebligat yapılabileceği kabul anlamına gelmemek kaydıyla tebliğ mazbatası incelendiğinde görüleceği üzere, tüzel kişilerin tebliğe almaya yetkili temsilcisine, bu kişilere tebliğ yapılamaması halinde tüzel kişinin o yerdeki tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş memur veya müstahdemine, bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılacağını, Dava dilekçesi ve 05.03.2021 tarihli tensip zaptını içerir tebligata ilişkin tebligat mazbatası ve 09.06.2021 tarihli duruşma tutanağını içerir tebligata ilişkin tebligat mazbatası incelendiğinde, söz konusu durumların derc edilmediğini, Tebligat Kanunu'nun 21.maddesine göre tebliğ yapılacağı kabul edilse dahi posta memuru tarafından Tebligat Kanunu 21. düzenlemesinde yer alan "tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır." hükmüne aykırı davranıldığını ve ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığına ilişkin de herhangi bir şerh bulunmadığından yine tebligatın usulsüz yapıldığının kabulü gerekeceğini, Sadece davacının ticari defterlerine dayanılarak yapılan incelemenin eksik ve hatalı olduğunu, 09.06.2021 tarihli duruşma tutanağını içerir tebligatın usulsüz olması nedeniyle bilirkişi incelemesine katılamadıklarını, bilirkişinin de inceleme için müvekkili ile iletişime geçmediğini, müvekkiline usulüne uygun yapılan ilk tebligatın 21.09.2021 tarihli olduğunu, bunun da bilirkişi raporuna ilişkin olduğunu, rapora süresinde itiraz edilmesine rağmen bu hususun mahkemece dikkate alınmadığını, cevap ve beyanlarının sunulmasından sonra dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek incelenmediğini, sunulan dilekçede davacının defterlerine delil olarak dayanıldığını, müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığını, davacının düzenlediği faturaların tarafların anlaştığı fiyattan yüksek olduğunu, faturalar ile fiyat listesi arasında ciddi farklar bulunduğunu, anlaşılan bedel üzerinde fatura düzenlenmesinin sözleşmeye aykırı olduğunu, faturalara süresinde itiraz edildiğini, fatura konusu mal veya hizmetin davalıdan alınmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında taşıma sözlemesi ilişkisi bulunduğu ve davacının, davalı adına yurt dışına kargo taşıması yaptığı sabittir. Uyuşmazlık faturaların taraflar arasındaki sözleşmeye uygun şekilde düzenlenip düzenlenmediği, anlaşılan fiyattan fazla bedelle fatura düzenlenip düzenlenmediği noktasındadır.Davacı, takip konusu alacağını tahsil edememesi üzerine takip başlatmış ve takip talebindeki ödeme emri davalı şirketin "......" adresinde tebliği üzerine davalı vekili aracılığıyla takibe itiraz etmiştir. Bu aşamadan sonra davacının arabuluculuğa başvurduğu ve arabuluculuk görüşmelerine de davalının vekilinin katıldığı görülmektedir. İtirazın iptali davasında davalının yanı sıra davalının vekilinin de adı ile adresi yazılmıştır. Davalının, bir kişiye vekalet görevi vermesi vekilin bu aşamadan sonra davalının bütün işlemlerini takip edeceği anlamına gelmemektedir. Takibe itiraz eden vekilin esasında itirazın iptali davasını takip etmek gibi bir yükümlülüğü bulunmamaktadır. Vekalet ilişkisi her bir olay, iş veya dosya nedeniyle vekalet verenin vekili özel bir talimatla talimatlandırmasına bağlıdır. Bu itibarla takibe itiraz etmiş ve arabuluculuk işlemlerini takip etmiş bir vekilin mutlaka dava aşamasında da davalıyı temsil etmek gibi bir yükümlülüğü bulunmadığından, mahkemece henüz vekil olup olmayacağı belli olmayan vekilin yerine davanın asıl muhatabı olan davalıya dava dilekçesi ile ön inceleme duruşmasını tebliğ etmesi yerindedir. Bu şekilde yapılan tebligat usul hukukuna uygun olup, davalı asıla yapılan tebligat ile davalının bizzat haberdar edildiği bir vakıa veya durum nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığını veya adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini kabul etmek mümkün değildir. Zira hakkın asıl sahibi olan davalının, kendi hakkını vekilinden daha önce düşünerek gerekli önlemleri alacağı, savunmasını organları eliyle veya görevlendirilecek bir vekil/ avukat aracılığıyla yapacağı kabul edilmelidir. Ancak bu durumun kabulü için geçerli şekilde tebligat yapılması gerekmektedir. Davalı şirketin sicil adresi mahkemece de tebligat yapılan "....." adresidir. Mahkemece dava dilekçesi ve ön inceleme duruşma zaptı bu adreste 17.03.2021 tarihinde, bilirkişi incelemesi ile tahkikat yargılama duruşma tutanağı ise aynı adreste 21.06.2021 tarihinde tebliğ edilmiştir. Her iki tebligatta güvenlikten sorulduğu ve adresin kapalı olduğu yazılmıştır. 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12 ve 13. maddelerinde ise hükmi şahıslara ve ticarethanelere tebligat ile hükmi şahısların memur ve müstahdemlerine tebligat düzenlenmiştir. Tebligat Kanunun 13. maddesinde; "Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır." ifadelerine yer verilmiştir. Ancak davalı şirketin tebligat saatinde kapalı olması ve bu durumun ofis katının güvenliğinin beyanı ile de teyit edilmesi karşısında 7201 sayılı Kanun'un 21.maddesine göre tebligat yapılmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davalı usulüne uygun şekilde davadan, ön inceleme duruşmasından, tahkikat duruşmasından ve inceleme gününden haberdar edilmiştir. 09.06.2021 tarihli duruşma tutanağında defterlerin incelenmesi için ibraz edilmemesinin sonuçları gösterilmiştir. Bu itibarla mahkemece, davalıya hukuki dinlenilme hakkının hatırlatıldığı, inceleme ve delil sunma için süre ve olanak tanındığı, ancak davalının süresinde delil sunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece usul ve tebligat hukuku hükümlerine göre tebligat yapıldıktan sonra, davalının veya vekilinin araştırılarak delillerinin toplanması hukuk davasının taraflarca hazırlanması ilkesine aykırıdır. İncelenen dosya evrakları, bilirkişi raporları ve yazışmalardan davacının edimini yerine getirdiği sabittir. Davacının düzenlediği faturaların anlaşmaya aykırı olduğu iddiası davalı tarafından kanıtlanmamış ve soyut bir iddia olarak bırakılmıştır. Davalı vekili, davacının anlaşılan fiyatın üzerinde fatura düzenlediğini savunmakla birlikte, anlaşılan rakamın ne olduğu konusunda bir açıklama yapmamıştır. Bu durumda, edimini ifa eden davacının bir taşıma alacağına hak kazandığı ve talep edilen miktarın sözleşmeye aykırı veya fahiş olduğu konusunda bir kanıt bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçeler le, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 555,18 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.