9. Hukuk Dairesi 2018/4061 E. , 2018/19513 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 29. HUKUK DAİRESİ DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur. ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi'nin kara
**9. Hukuk Dairesi 2018/4061 E. , 2018/19513 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 29. HUKUK DAİRESİ DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur. ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A)Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının 01.09.2010 tarihinde davalı şirkette engelli statüsünde çalışmaya başladığını ve iş sözleşmesinin davalı şirketçe haksız olarak feshedildiği 22.09.2016 tarihine kadar aralıksız olarak çalıştığını, davacının, davalı şirketin ...Grup Müdürlüğünde Kobi Satış Yöneticisi olarak çalışmaktayken iş sözleşmesinin feshedildiği 22.09.2016 tarihinde, İnsan Kaynakları Müdürlüğü tarafından çağrılmış ve davacıya şirketle arasında güven ilişkisinin sarsıldığı belirtilerek bu nedenle iş sözleşmesinin sonlandınlacağı bununla birlikte kendisine gösterilen matbu dilekçeyi el yazısıyla yazıp imzalamadığı takdirde FETÖ/PDY Terör örgütü ile ilişkisi olduğu gerekçesiyle tutanak tutulmak suretiyle iş sözleşmesinin feshedileceği ve hak ettiği kıdem ve ihbar tazminatı ile satış primlerinin ödenmeyeceğinin belirtildiğini, davacının, davalı şirketin herhangi bir somut delil belirtmeden ve savunmasını almadan kendisine yönelttiği ağır suç isnadı ve kıdem ihbar tazminatı ve hak ettiği satış primlerinin ödenmeyeceği tehdidi altında İnsan Kaynakları Müdürlüğünde kendisine gösterilen matbu dilekçeyi el yazısıyla yazarak işverene vermek zorunda kaldığını, davacının, davalı şirketin terör örgütü ile ilişkisi olduğuna dair gerçek dışı isnadına maruz kalmamak ve toplumda zan altında kalma korkusu ve hak ettiği kıdem ve ihbar tazminatı ile satış primlerini alamayacağı korkusuyla yani iradesi fesada uğramış şekilde söz konusu dilekçeyi imzalayarak işverene vermek zorunda kaldığını, her ne kadar davalı işverenin, davacıya dayatmayla yazdırıp imzalattığı dilekçe ile iş sözleşmesinin ikale ile sonlandırıldığı görünümü vermeye çalışmışsa da söz konusu dilekçe yukarıda belirtildiği üzere davacının gerçek iradesini yansıtmamakta ve ikale sözleşmesi niteliğini taşımadığını iddia ederek; feshin geçersizliğinin tespitini, davacının işe iadesine, işe başlatmama tazminatının 8 aylık ücreti tutarında belirlenmesine, boşta geçen süreye ilişkin 4 aylık ücret alacağının ve diğer haklarının ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. B)Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davalı şirketin faaliyetlerinin kamusal niteliği ve müvekkil şirketin yapısı sebebiyle darbe girişiminin hemen sonrasında fetö/pdy terör örgütü ile irtibatı olan personelin tespiti ve gerekli fesih işlemlerinin gerçekleştirilmesi için diğer kamu kurum ve kuruluşlarında olduğu gibi müvekkil şirket nezdinde bir komisyon oluşturulduğunu bağlı bulunan ulaştırma bakanlığı ve emniyet birimleri ile koordineli şekilde personel bazında gerekli çalışmalar başlatıldığını, davacının iş sözleşmesinin, kendi talebi doğrultusunda geçerli sebeple feshedildiğini, farklı kişilerden alınan duyumlar çerçevesinde davacının bank asya’da hesabının olduğunun öğrenildiği ve fetö/pdy terör örgütü yapılanmasıyla irtibatlı olduğuna dair şüphe oluşmuş ise de kesin kanaat olmadığından davacı hakkında bu aşamada herhangi bir fesih işlemi gerçekleştirilmediğini, davacının pozisyonu da değerlendirilerek hakkındaki iddialarla ilgili davacıya gerekli bilgilendirme yapıldığını, davacının tahkikat sonucunun beklemediğini, bundan sonraki dönemde şirket içi kariyer gelişiminin olmayacağı gerekçesi ile iş sözleşmesinin ihbar ve kıdem tazminatı ödenmek kaydıyla geçerli sebeple feshedilmesini talep ettiği, davacının özel durumu da değerlendirilerek talebinin müvekkil şirket tarafından kabul edildiğini ve iş sözleşmesinin talep gibi geçerli sebeple feshedildiğini, davacının eğitimli bir insan olup, imzalamış olduğu evrakların hukuki niteliğini anlayabilecek durumda olduğunun sabit olduğu, davacının şirket bünyesinde görev yapmış, eğitimli bir insan olduğunu ve bulunduğu talebin hukuki niteliğini anlayabilecek durumda olduğunu, davacı hiçbir baskı altında kalmadan kendi hür iradesi ile şirket ile arasındaki iş sözleşmesinin feshedilmesini talep ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. C)İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk derece mahkemesince, SGK kayıtları ve işyeri sicil dosyası celp edilerek incelenmiş, tarafların iddia ve savunmaları, dosyada mübrez kayıt ve belgelerin incelenmesinden, davacının davalı işyerinde 01/09/2010 tarihinde işe başladığı, dosyada örneği bulunan 10/08/2016 tarihli dilekçesinde "şirketin organizasyonel yapısında gelişim için uygun fırsatlar bulacağımı düşünmemem sebebi ile hak edeceğim kıdem ve ihbar tazminatımın ödenmek suretiyle iş sözleşmemin feshedilmesi hususunda gerekli işlemlerin yapılmasını arz ederim'' demek sureti ile iş akdini sonlandırdığı, istifa dilekçesindeki yazı ve imzaya dava dilekçesinde ve 14/09/2017 tarihli duruşmada her ne kadar baskı ve tehdit altında imzalamak zorunda kaldığını beyan etmiş ise de mezkur belgeyi baskı altında imzaladığına dair somut bir delil sunmadığı, 4857 sayılı İş Kanunu’nun iş güvencesine ilişkin 18. ve devam eden maddeleri uyarınca davacının işe iade davası açabilmesi için iş akdinin işveren tarafından feshedilmiş olması gerektiği, ne var ki davacının sözü edilen dilekçesi ile fesih iradesini ortaya koyduğu ve bu durumda işe iade davası açabilmesi için gerekli olan yasal koşulun somut olay açısından mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. D)İstinaf başvurusu : İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. E)İstinaf Sebepleri: Davacı vekili istinaf başvurusunda; davacının iş sözleşmesinin feshedildiği gün insan kaynakları müdürlüğüne çağırıldığını, davacı ile aralarında güven ilişkisinin sarsıldığını, bu nedenle iş sözleşmesinin feshedildiğini, bununla birlikte davacıya matbu dilekçeyi el yazısıyla yazıp imzalamadığı takdirde hak ettiği kıdem ve ihbar tazminatı ile satış primlerinin ödenmeyeceğinin bildirildiğini, davalı işverence birebir aynı ibareleri içeren istinaf dilekçesinin bir çok işçiye imzalatılmasının söz konusu istifa dilekçesinin müvekkilinin özgür iradesi ile verilmediğini kanıtladığını, müvekkilinin FETÖ/PDY Terör örgütü ile iltisak ve irtibatı nedeniyle hakkında herhangi bir soruşturma bulunmadığını, davacının yazdığı dilekçenin anlam ve sonuçlarını bilebilecek kapasitede ve birikimde olduğunun belirtildiğini, ancak davacının dilekçe verilmemesi halinde kendisine kıdem ve ihbar tazminatı ödenmeyeceği tehididi karşısında iradesinin fesada uğratıldığını, davalı işverence SGK'ya verilen sigortalı işten ayrılış bildirgesinde müvekkilinin işten ayrılış nedeni kodunun 04 olarak gösterildiğini, belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirmeden feshi karşısında işten ayrılış bildirgesindeki fesih sebebine itibar edilmesi gerektiğini, tanıklarının dinlenmeden karar verilmesinin silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. F)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti : Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafından davalı işverene verilen 22/09/2016 tarihli dilekçede " ... Şirketin organizasyonel yapısında kariyer gelişimim için uygun fırsatlar bulacağımı düşünmemem sebebiyle hak edeceğim kıdem ve ihbar tazminatımın ödenmesi suretiyle iş sözleşmesinin feshedilmesi hususunda gerekli işlemlerin yapılmasını arz ederim ..." şeklinde olduğu, davacı asil tarafından imza ve yazıya itiraz edilmediği, davacının kendi yazdığı yazının ve imzanın içeriğini ve sonuçlarını bilebilecek konumda olduğu, davacının talebi uygun görülerek karşılıklı anlaşma ile iş akdini sona erdirildiği, bu durumda ayrıca ek menfaat sağlanmasına gerek bulunmadığı, ilk derece mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, dosya kapsamı, ilk derece mahkemesi kararının dayandığı deliller, delillerin takdiri, karar gerekçesine göre istinaf başvuru nedenleriyle sınırlı olmak ve kamu düzeni kapsamında yapılan inceleme sonucunda davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin esastan reddine karar verilmiştir. G)Temyiz başvurusu : Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davacı vekili tarafından süresinde temyiz başvurusunda bulunulmuştur. H)Gerekçe: Dosya içeriğine göre; davacının davalı işverenliğe hitaben el yazısı ile kaleme aldığı 22/09/2016 tarihli dilekçede " şirketin organizasyonel yapısında kariyer gelişimim için uygun fırsatlar bulacağımı düşünmemem sebebi ile hak edeceğim kıdem ve ihbar tazminatımın ödenmesi suretiyle iş sözleşmemin feshedilmesi hususunda gerekli işlemlerin yapılmasını arz ederim" şeklinde talepte bulunduğu, davacı vekili dava dilekçesindeki açıklamalarında ise; kendisine gösterilen matbu dilekçeyi el yazısıyla yazıp imzalamadığı takdirde FETÖ/PDY Terör örgütü ile ilişkisi olduğu gerekçesiyle tutanak tutulmak suretiyle iş sözleşmesinin feshedileceği ve hak ettiği kıdem ve ihbar tazminatı ile satış primlerinin ödenmeyeceğinin belirtildiğini, iradesi fesada uğramış şekilde söz konusu dilekçeyi imzalayarak işverene vermek zorunda kaldığını belirtmiş, tanık deliline dayanmıştır. İlk celsede davacı tarafa tanık listesi sunması için 2 haftalık kesin süre tayini ile davacı vekili süresinde tanık listesi sunmasına rağmen 4. celse, tanık dinletme talebi kabul edilmeyerek hüküm kurulmuştur. Davacının irade fesadı iddiasına dair tanık dinlenilmemesi davacı tarafın hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğundan, tanık listesinde belirtilen tanıkların dinlenilmesi suretiyle sonuca gidilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir. F) SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi ile İlk Derece Mahkemesinin kararlarının yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 05.11.2018 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.