Hukuk Genel Kurulu 2018/450 E. , 2018/1001 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “tapu iptali ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 05.11.2012 gün ve 2009/129 E., 2012/548 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili ile davalılardan Asya Katılım Bankası A.Ş. vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 01.04.2014 gün ve 2013/14396 E., 2014…
**Hukuk Genel Kurulu 2018/450 E. , 2018/1001 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “tapu iptali ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 05.11.2012 gün ve 2009/129 E., 2012/548 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili ile davalılardan Asya Katılım Bankası A.Ş. vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 01.04.2014 gün ve 2013/14396 E., 2014/4320 K. sayılı ilamıyla bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda gereği görüşüldü: Mahkemenin ilk kararının Özel Dairece bozulmasından sonra yapılan yargılamanın 25.12.2015 tarihli celsesinde verilen ara kararı ile bozma kararına uyulmasına karar verilmiş, ancak 19.04.2017 tarihli celsedeki ara kararda “mahkememizin 25/12/2015 tarihli Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2013/14396 Esas - 2014/4320 Karar sayılı ve 01/04/2014 tarihli bozma ilamına uyulması yönündeki ara karardan rücu edilmesine” karar verilerek 31.05.2107 tarihli kısa kararın hüküm kısmı ile gerekçeli kararda “Yargıtay bozma ilamına karşı mahkememizin 2009/129 Esas - 2012/548 Karar sayılı ilamında direnilmesine” şeklinde hüküm kurulmuştur. Burada "usul hukuku" ile ilgili ortaya çıkan sorun bozma kararının taraflara tebliği ile duruşmada mahkemece “bozma ilamına uyulmasına” ilişkin ara kararı oluşturulmasına karşın, bu hukuki sonucun tam aksine bir karar verilmesinin hukuken mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Bilindiği üzere bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işlemi nedeniyle taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğan ve gözetilmesi zorunlu olan hakka usuli kazanılmış hak denilir. Örneğin mahkemenin Yargıtay bozma kararına uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf bakımından kazanılmış hak doğar. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen biçimde inceleme ve araştırma yapmak ve yine o kararda belirtilen hukuksal esaslar gereğince karar vermek yükümlülüğü oluşur. Bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozma kararında gösterilen ilkelere aykırı bulunması, usule uygun olmadığından bozma nedenidir. Bozma kararı ile dava, usul ve yasaya uygun bir hale sokulmuş demektir. Bozma kararına uyulduktan sonra buna aykırı karar verilmesi usul ve yasaya uygunluktan uzaklaşılması anlamına gelir ki, böyle bir sonuç kamu düzenine açıkça aykırılık oluşturur. Buna göre Yargıtay’ın bozma kararına uymuş olan mahkeme bu uyma kararı ile bağlıdır. Daha sonra bu uyma kararından dönerek direnme kararı veremez; bozma kararında gösterilen biçimde inceleme yapmak ya da gösterilen biçimde yeni bir hüküm vermek zorundadır.