Başvuru, güvenlik güçlerince gözaltına alındığı iddia edilen bir kişinin zorla kaybedilmesi olayı hakkındaki ceza soruşturmasının etkisiz yürütülmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, güvenlik güçlerince gözaltına alındığı iddia edilen bir kişinin zorla kaybedilmesi olayı hakkındaki ceza soruşturmasının etkisiz yürütülmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 10/12/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. OLAYLAR VE OLGULAR Başvuru formu ve eklerine ve başvuruya konu soruşturmayı yürüten Silopi Cumhuriyet Başsavcılığından (Cumhuriyet Başsavcılığı) temin edilen soruşturma evrakına göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun çiftçilik ve ticaretle uğraşan babası H.B. akrabası B. ile birlikte 7/11/1996 tarihinde iddiaya göre ticari işleri için Kuzey Irak'a geçmek üzere Habur Sınır Kapısı'nda ticari taksi içinde beklemekteyken pasaport kontrolü yapacağını söyleyen sivil giyimli iki şahıs tarafından araçları durdurulmuş, Taksi Şoförü Ö.Ö. araçtan indirilmiş, başvurucunun babası ile yanındaki akrabası sınır kapısı içindeki jandarma karakoluna götürülmüş ve H.B.den haber alınamamıştır. Başvurucuların iddiasına göre çıkış işlemlerini tamamlayıp son çıkış noktasında beklemekte iken babasını götüren iki şahıs daha sonra taksiyi şoföre iade etmiş, Şoför Ö.Ö. Kuzey Irak'a geçip döndükten sonra aynı akşam olayı başvurucu ve ailesine anlatmıştır. Bunun üzerine başvurucu ve H.B.nin kardeşi A.B. 8/11/1996 tarihli dilekçelerle H.B.nin Kuzey Irak'a çıkış noktasında güvenlik güçlerince yakalandığını, hayatından endişe ettiklerini ve H.B. hakkında bilgilendirilmek istediklerini Cumhuriyet Başsavcılığına iletmiştir. Diğer yandan başvurucunun kardeşi E.B., Silopi Tugay Komutanlığına hitaben yazdığı 9/11/1996 tarihli dilekçeyle, babası H.B.nin dayısı B. ile sınır kapısında pasaport işlemlerini tamamlarken askerî noktadaki sivil kıyafetli güvenlik görevlilerince gözaltına alınarak taksiyle Habur'da bulunan askerî birliğe götürüldüğünü, taksinin yaklaşık 20 dakika sonra şoföre iade edildiğini, aradan üç gün geçmesine rağmen yakınlarından bir haber alamadıklarını belirterek yakınlarının akıbeti hakkında bilgi verilmesini talep etmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığınca dilekçe üzerine başlatılan ve 1996/1419 numaraya kaydedilen soruşturma kapsamında olayın tek tanığı olan Taksi Şoförü R.Ö. -başvuru formunda Ö.Ö. olarak belirtilmiştir- ile birlikte Cumhuriyet savcısı tarafından olay yerine gidilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığınca 11/11/1996 tarihli Olay Yeri Keşif Tutanağı düzenlenmiş ve olay yerinin basit krokisi çizilmiştir. Taksi Şoförü R.Ö.nün keşif sırasında alınan beyanı şöyledir:"...Ben Silopi ilçesinde Taksicilik yaparım, Bana ait ...özel arabamla K.Irak'a yolcu götürüp getiririm. ... Olay günü ben ve benim 2 Yolcum olan [H.B.] ve yanında [B.] olduğu halde saat 30 civarlarında Silopi'den ayrıldık, ...Pasaportlarımızı aldıktan sonra, ...Son çıkış noktası olan 48 Noktasına geldik, 48 noktasında şuan gördüğünüz gibi Gümrük Muhafaza memurları ve Askerler o günde bugünkü gibi araçların geçişlerini kontrol ediyordu, ...Ben ve benimle birlikte bulunan yolcular belirtiğim noktaya 20-25 metre yaklaştığım sırada bizi 2 şahıs durdurdu, Bu şahısların üzerinden birinin üzerinde Takım elbise vardı, Kravatlı olup olmadığını bilmiyorum, ayrıca gözlüklü, elinde telsiz vardı, silahının olup olmadığını görmedim. ...Diğer şahsın ise Montlu, (Siyah), belinde silah vardı, ...Ben bu şahıslarıgörsem tanıyıp tanıyamayacağımı bilmiyorum ...Şahıslar bizi indirdiler, pasaportlarımıza sırayla baktılar, bana bunlar kalacaklar, sen gideceksin dediler bende hiçbir şey söylemeden arabama binip karşı tarafa geçtim, Karşı taraftan yolcu getirdim, dönüşte akrabalarına bildirdim..." Cumhuriyet savcısı noktada olay saatinde görev yapan tüm personelin kimlik tespitinin yapılması ve ifadelerinin alınması için Habur Emniyet Amirliği (Emniyet Amirliği) görevlilerine talimat verdikten sonra keşfi sonlandırmıştır. Emniyet Amirliği tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına sunulan 9/11/1996 tarihli, H.B. ve B.nin giriş-çıkış kayıtlarına dair raporda; her ikisinin 7/11/1996 tarihinde sınır kapısından çıkış yaptıklarına dair kaydın bulunduğu, sonraki bir tarihte giriş yaptıklarına dair bir kaydın ise mevcut olmadığı belirtilmiştir. Sonrasında Cumhuriyet Başsavcılığınca 26/11/1996 tarihli müzekkereyle Silopi Emniyet Müdürlüğünden (Emniyet Müdürlüğü) olay günü kaybolan iki şahsın yanında bulunan E. isimli şahsın sıkı ve gizli biçimde aranarak ifadesinin alınması için Cumhuriyet Başsavcılığında hazır edilmesi talep edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığınca 11/12/1996 tarihli müzekkereyle Emniyet Amirliğinden E. isimli şahsın giriş veya çıkışı sırasında serbest bırakılmayarak Cumhuriyet Başsavcılığında hazır edilmesi talep edilmiştir. Emniyet Müdürlüğünce 20/12/1996 tarihinde, E. isimli şahsa tüm aramalara rağmen ulaşılamadığı, şahsın Cizreli olup Irak'a gıda maddesi ihraç ettiğinin tespit edildiği Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığınca Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan 9/1/1997 tarihli talimatla E. isimli şahsın araştırılarak bulunması hâlinde başvurucunun babasının zorla kaybedilmesi olayınave olayın faillerine dair beyanının alınması talep edilmiştir. Cizre Emniyet Müdürlüğüne talebin iletilmesi üzerine 7/2/1997 tarihli yazı ile şahsın adresinin tespit edilemediği bildirilmiştir. Bu tarihten 13/3/1997 tarihine kadarki süreçte Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından E. isimli şahsın bulunduğu yerin tespiti ve beyanının alınmasına yönelik diğer Cumhuriyet başsavcılıklarıyla yazışmalar yapılmış, şahsın adresinin tespiti ve beyanının alınması mümkün olmamıştır. Cumhuriyet Başsavcılığı 1/5/1997 tarihli görevsizlik kararıyla mağdurların ticari taksiyle Habur Jandarma Sınır Bölük Komutanlığına götürüldüğü iddiasına ilişkin olarak şüphelilerin asker olması nedeniyle dosyanın Diyarbakır Taktik Hava Kuvvet Komutanlığı Askerî Savcılığına (Askerî Savcılık) gönderilmesine karar vermiştir. Askerî Savcılık 7/6/2000 tarihli görevsizlik kararıyla mağdurların Hizbullah terör örgütü mensuplarınca kaçırılmış olabileceği değerlendirilmekle dosyanın Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar vermiştir. DGM Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma 2000/1331 dosya numarasına kaydedilmiştir. DGM Cumhuriyet Başsavcılığının yürütmekte olduğu bu soruşturma devam ederken kamuoyunda Ergenekon silahlı terör örgütü soruşturması olarak bilinen ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK madde ile görevli) tarafından yürütülen 2008/1756 sayılı soruşturma kapsamında bazı gizli tanıkların ifadesine başvurulmuştur. Dinlenen gizli tanık ifadeleri başta olmak üzere olayla ilgili olarak medyada çıkan haberler sonrasında, kaybolan şahısların yakınları ve bazı baro başkanları ile çok sayıda avukat tarafından yapılan müracaatlar üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kayıp şahıslarla ilgili olarak 2008 yılında 2008/3151 soruşturma numarasıyla yeni bir soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu vekili tarafından 26/1/2009 tarihli dilekçeyle başvurucunun babasının zorla kaybedilmesine dair olayın Askerî Savcılığa gönderilmesinden sonra ne soruşturma dosyası ne de olayla ilgili bir bilgi alamadıkları belirtilerek Cumhuriyet Başsavcılığından, Ergenekon silahlı terör örgütü soruşturması kapsamında Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde meydana gelen faili meçhul ve gözaltında kaybolan kişilerin birçoğunun Silopi yakınlarındaki kuyulara atılmış olduğu yönünde ortaya atılan iddialar kapsamında başvurucunun babasının da cesedine ulaşılabilmesi ihtimaline binaen Silopi Botaş Tesisleri civarındaki kuyular ile Kimsesizler Mezarlığı'nın açılması, buralardan çıkacak cesetlere DNA testi yapılması talebinde bulunulmuştur. Yine başvurucu vekili tarafından 22/4/2009 tarihli dilekçeyle, 19/4/2009 tarihinde bir gazetede olay tarihinde sınır kapısında görev yapan "Brüsk" kod adlı Y.B. ileyapılan röportajda bu şahsın başvurucunun babasını sınır kapısından aldığını ve o dönem Silopi'de görev yapan ve hâlen Ergenekon silahlı terör örgütü soruşturması kapsamında tutuklu olarak yargılanan Emekli Albay G.ye teslim ettiğini anlattığı Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmiş, söz konusu röportaj dilekçe ekine eklenmiş ve babasının kaybolması olayı hakkında Emekli Albay G.nin beyanının alınması için talimat yazılması talebinde bulunulmuştur. Cumhuriyet Başsavcılığı 23/6/2009 tarihinde işlendiği iddia edilen suçları soruşturmakla yetkili başsavcılığın Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK madde ile görevli) olduğu gerekçesiyle 2008/3151 Soruşturma sayılı dosyayı anılan Başsavcılığa göndermiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 2008 yılında başlattığı ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (TMK madde ile görevli) gönderdiği bu dosyadan bağımsız olarak, gizli tanığın ifadelerinde yer alan faili meçhul veya kayıp şahıslar hakkında yukarıda (bkz. § 23) bahsedilen Ergenekon Silahlı Terör Örgütü soruşturmasından da suçların işlendiği yerlerle ilgili soruşturma yapma yetkisinin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (TMK madde ile görevli) ait olması nedeniyle 29/9/2009 tarihinde ayırma kararı verilmiş ve ayrılan 2009/1951 sayılı soruşturma dosyası 7/12/2009 tarihli yetkisizlik kararı ile Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (TMK madde ile görevli) gönderilmiştir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK madde ile görevli) Silopi ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından gönderilen her iki dosyayı 2009/3584 sayılı soruşturma dosyası üzerinden soruşturmaya devam etmiştir. Bu sırada Askerî Savcılık tarafından başvurucunun babasının zorla kaybedilmesi olayına ilişkin olan ve görevsizlik kararıyla gönderilen 2000/1331 numaralı soruşturma dosyası da (bkz. § 21) Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 15/2/2013 tarihli kararıyla, aralarında başvurucunun babasına ilişkin olayın da bulunduğu 1990'lı yıllarda Silopi ilçesinde işlenen çok sayıdaki faili meçhul olayla ilgili olarak Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca (TMK madde ile görevli) yürütülen soruşturma bulunduğu gerekçesiyle 2009/3584 sayılı soruşturmayla birleştirilmiştir. Soruşturmanın devam ettiği süre içinde özel yetkili mahkemelerin 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un maddesinde yapılan değişiklikle kaldırılması nedeniyle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK madde ile görevli) tarafından 20/3/2014 tarihinde yetkisizlik kararı verilerek dosya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Bu karar üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından anılan bölgede yaşandığı iddia edilen zorla kaybedilme veya infaz edilmelere ilişkin olarak 2014/980 sayılı dosya üzerinden soruşturmaya devam edilmiştir. Anılan soruşturma dosyası haricinde başvurucunun yakınlarının zorla kaybedilme iddiası ile ilgili olarak müstakilen bir soruşturma yürütüldüğüne dair belgeye rastlanmadığı gibi başvurucunun da bu hususta bir veri sunmadığı görülmüştür. Silopi çevresinde kaybolduğu iddia edilen kişilerin tamamına yönelik olarak yürütülen soruşturma kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yaptırılan 9-13/3/2009 ve 19/3/2009 tarihli kazılarda bulunan kemik ve diğer materyaller üzerinde Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesince yapılan incelemede ele geçirilen kemik parçalarının büyükbaş hayvana ait olduğu anlaşılmıştır. Şikâyet dilekçeleri ile gizli tanık ifadelerinde geçen, BOTAŞ tesisleri olarak belirtilen yerlerde gerçekleştirilen diğer kazılarda ise iddia edilen hususlara dair herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Diğer yandan başvurucu vekilinin talep ettiği (bkz. § 26), Emekli Albay G.nin başvurucunun babasının zorla kaybedilmesi olayına dair ifadesinin alındığı yönünde dosya kapsamında herhangi bir bilgi ya da belgeye ulaşılamamıştır. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2014/980 sayılı soruşturma dosyasında, 22/6/2015 tarihinde başvurucunun babasının da aralarında bulunduğu on altı mağdura ilişkin olarak 1994-2009 yılları arasında Silopi'de gerçekleşen olaylar için ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...kaybolmalan ya da öldürülmeleri ile her hangi bir ilgilerinin olduğunun tespit edilemediği, her ne kadar bir kısım gizli tanıklar dolaylı da olsa şüphelilerin maktullerin kaybolmaları ya da öldürülmeleri ile ilgilerinin bulunduğunu beyan etmişlerse de bu hususta somut herhangi bir delilin bulunmadığı, gizli tanık beyanlarına itibar etmek içinse beyanları destekleyecek nitelikte somut delillerin bulunması gerektiği, bu nedenle de şüphelilerin atılı suçu işlediklerine dair somut, kesin ve inandırıcı herhangi bir delilin bulunması sebebiyle..." Başvurucunun anılan karara yapmış oldukları itiraz -gizli tanık ifadelerinin hukuksal geçerliliği de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları çerçevesinde değerlendirilerek- Cizre Sulh Ceza Hâkimliğinin 2/11/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya 12/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 10/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Konuyla ilgili ulusal ve uluslararası hukuk Anayasa Mahkemesinin Alya Demir ve Mehmet Demir (B. No: 2015/7584, 7/2/2019, §§ 30-43) başvurusu hakkında verdiği kararda yer almaktadır.