11. Hukuk Dairesi 2023/2320 E. , 2024/4872 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/364 Esas, 2023/81 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/768 E., 2020/568 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince…
**11. Hukuk Dairesi 2023/2320 E. , 2024/4872 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/364 Esas, 2023/81 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/768 E., 2020/568 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığını, müvekkilinin ne senedin ilk alacaklısını, ne de takibi yapan kişiyi tanımadığını, davacının engelli bir yurttaş olup kimse ile ticari ilişkisi bulunmadığını, 900.000,00 TL gibi yüksek bir borç altına girmesinin mümkün olmadığını, takip alacaklısının hukuku dolanarak menfaat elde etmeye çalıştığı şüphesinin olduğunu, müvekkiline tanımadığı kimseler tarafından zorla bir takım şeyler imzalattırıldığını, imzalanan evrak içinde dava konusu senedin de olabileceğini, senetteki imzanın da müvekkili imzasına benzemediğini, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına yürütülmekte olan soruşturma dosyasının bulunduğunu ileri sürerek Silivri İcra Dairesinin 2018/2404 sayılı dosyasına dayanak bono nedeni ile davalılara borçlu olmadığının tespiti ile davalılar aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin davaya konu kambiyo senedini iyi niyetli olarak lehtar ...'den iktisap ettiğini, davacıyı tanımadığını, diğer davalı ... ve davacı arasındaki içi ilişkiyi bilebilecek konumda olmadığını, dava konusu senedin müvekkiline, diğer davalı ...'e vermiş olduğu makine kapora bedelinin iadesi maksadıyla verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde, müvekkilinin davacı ile Silivri'de davacıya ait gayrimenkulün satışı konusunda anlaştığını, satış işleminin bedeli 900.000,00 TL'yi nakden davacıya verdiğini, taşınmaz satışının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması üzerine davacı tarafça dava konusu senedin düzenlenerek müvekkiline teslim edildiğini, davaya konu senedin davacının iddiasına aksine yağmalanmadığını, davacının hem senedin kendisine zorla imzatıldığını hem de senetteki imzanın kendisine ait olmadığını iddiasının çelişik olduğunu, davacının kambiyo evrakı düzenlemesine engel herhangi bir özür olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davacının takibe konu senedin kendisine zorla imzalattırıldığını, davalılara herhangi bir borcunun bulunmadığından bahisle takibe konu bonodan borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, davalı tarafın ise söz konusu senedin ticari ilişki kapsamında alındığını savunduğunu, senet metnini talil etmediği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi uyarınca açılan menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak, takip alacaklısı olan davalıda ise de, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti davasında ispat yükünün, senedin bedelsizliğini iddia eden tarafta olduğu, davacının senede karşı ileri sürdüğü iddiaları yazılı delille ispatlamak zorunda olduğu ancak somut olayda olduğu gibi iradenin sakatlık hallerinde ispat vasıtası olarak senet dışındaki delillere başvurulabileceği, somut olayda davacı taraftan, senedin zorla imzalattırıldığına dair delillerini sunmasının istenildiği ancak tanık dahil hiçbir delilin bildirilmediği, davacının, kendisinin Şile'ye götürülerek zorla senet imzalattırıldığını iddia ettiği ancak ceza soruşturmasında alınan HTS kayıtları uyarınca ne davacının ne de davalıların Şile'ye gitmediğinin tespit edildiği, ceza soruşturmasında yapılan takibat sonucu kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, dolayısıyla ispat külfeti kendisinde olan davacının tehdit altında söz konusu bonoyu imzaladığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, dava dilekçesinde müvekkilinin ne gibi evrakları imzaladığını bilmediği için davaya konu senedin zorla imzalattırılan o evraklardan birisi olup olmadığından emin olmadığını, söz konusu senetteki imzanın kendi imzasına da benzemediğini, hem senetteki imza ile ilgili hem de diğer elle yazılan ibareler ile ilgili olarak bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği beyanları olmasına rağmen imzaya itiraz taleplerinin değerlendirilmediğini, davalıların soruşturma sürecindeki ve dava sürecindeki beyanlarının çelişkilerle dolu olduğunun dikkate alınmadığını, müvekkilinin dolandırıldığını, davalı tarafın beyanlarını delillendiremediğini, savunmaların hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davalılar ticaretle uğraşmasına rağmen mahkemece bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken senedin mücerretliğinden hareketle karar verildiğini, müvekkilinin hiç bir geliri olmayan, en son rapora göre %90 engelli, genç yaşta olmasına rağmen hastalığından dolayı 3-5 yıllık ömrü kalmış biri olduğunu, 900.000,00 TL tutarında bir borca girmesinin, üstelik bu parayı nakit almasının mantıkla bağdaşmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı asilin soruşturma dosyasında verdiği beyanı ile son celsede mahkeme huzurunda verdiği beyanı incelendiğinde davacının imza inkârında bulunmadığına dair açık beyanının olduğu, davacı asilin imzayı kabul etmesi karşısında imza inkârının değil, senedin yağmasının söz konusu olduğundan bahisle menfi tespit talebinde bulunduğu, durum böyle olunca davacı vekilinin istinaf ile imza incelemesi yapılması noktasındaki istinaf nedenin yerinde görülmediği, davacının engelli olmasının, ömrünün az kalmasının, gelirinin yok denecek kadar az olmasının şeklindeki iddiaların senet imzalamaya engel teşkil eder mahiyette olmadığı, bu iddiaların senedin geçersizliği sonucunu doğurmayacağı, davalı tarafın, söz konusu senedin ticari ilişki kapsamında alındığını savunduğu, dolayısıyla senet metninin talil edilmediği, dolayısıyla ispat yükünün yer değiştirmediği, davacıda olduğu, davacının iddialarını yazılı delillerle ispatlaması gerektiği ancak davacı senedin yağmasından bahsetmekle iş bu irade sakatlığının tanıkla ispatlanabileceği, ancak davacının hem soruşturma aşamasında tanığının olmadığını beyan etmesi hem de yargılama aşamasında tanık bildirmemesi karşısında davasını ispatlayamadığı, soruşturma dosyasında tarafların HTS kayıtlarından Şile'ye gitmedikleri tespitine yer verildiği, soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davacının paranın neden davalılara verilmesi lâzım gelmediğini ispatlayamadığının sabit olduğu, senedin mücerret olması karşısında ticari kayıtların incelenmesine yönelik davacı istinafının yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafça temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. 2.Davacı asil bilahare temyiz dilekçesi vermiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kambiyo senedine dayalı başlatılan takibe konu senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 680 inci maddesi 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tarafça temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.