Başvuru, sağlık nedeniyle tahliyeye karar verilmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; sağlık nedeniyle tahliyeye karar verilmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurular 28/1/2014 ve 12/3/2014 tarihlerinde yapılmıştır. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Konu ve kişi yönünden aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle 2014/3715 numaralı başvurunun 2014/1215 numaralı başvuru ile birleştirilmesine, incelemenin 2014/1215 numaralı başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular 14/4/2009 tarihinde gözaltına alınmış ve 18/4/2009 tarihinde tutuklanmışlardır. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianameyle başvurucular ve diğer şüpheliler hakkında silahlı terör örgütü yöneticisi olma, bu örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, devletin ülke ve bütünlüğünü bozma, 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet etme, iş ve çalışma hürriyetini engelleme, eğitim ve öğretimi engellemek suçlarından cezalandırılmaları istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Dava, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine (CMK mülga madde ile görevli) tevzi edilmiş ve E.2010/444 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Diyarbakır Ağır Ceza mahkemesince 18/6/2010 tarihinde tensip işlemi yapılmış ve başvurucuların tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmiştir. 3/2/2014 tarihli duruşmada başvurucuların tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Başvurucuların bu karara yönelik itirazları Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 10/3/2014 tarihli kararı ile kesin olarak reddedilmiştir. Karar, başvuruculara 10/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 28/1/2014 ve 12/3/2014 tarihlerinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga madde ile görevli) kanun değişikliğiyle kapatılması üzerine dosyanın 7/3/2014 tarihinde yetkili ve görevli Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Dava, anılan Mahkemenin E.2014/235 sırasına kaydedilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 12/4/2014 tarihinde başvurucuların tahliyesine karar vermiştir. Yapılan yargılama sonunda Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 27/3/2017 tarihli kararıylabaşvurucu Hüseyin Yılmaz'ın terör örgütünü yönetme suçundan, başvurucu Mehmet Nimet Sevim'in ise terör örgütünü yönetme ve resmî belgede sahtecilik suçlarından mahkûmiyetine hükmetmiştir. Başvurucular 31/3/2017 tarihinde, anılan karara yönelik olarak istinafa başvurmuşlardır. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla istinaf aşamasında derdesttir. Başvuruculardan Hüseyin Yılmaz, eldeki başvurudan sonra Anayasa Mahkemesine 7/3/2014 tarihinde yeniden bireysel başvuruda (B. No: 2014/3718) bulunmuştur. Söz konusu başvuruda başvucu, ağır kalp rahatsızlığı olmasına rağmen ceza infaz kurumu koşullarında tutulmasının işkence ve kötü muamele yasağının ve tutukluluğun devamına dair kararlarda somut bulguların yer almamasının, bu kararların gerekçesiz ve şablon şeklinde olmasıyla tutukluluk süresiile yargılama süresinin makul olmamasının kişi hürriyeti ve güvenliği ile makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi 9/5/2018 tarihinde işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddia yönündenaçıkça dayanaktan yoksun olması; kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden ise başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedenleriyle kabul edilemezlik kararı vermiştir. Anayasa Mahkemesi, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiayı ise kabul edilebilir bulmuş ve Anayasa’nın maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun"Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;...d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir."