Başvuru, belediye başkanının bir bilim insanına yönelik ifadelerinden dolayı aleyhine manevi tazminata hükmedilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, belediye başkanının bir bilim insanına yönelik ifadelerinden dolayı aleyhine manevi tazminata hükmedilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 14/7/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Birinci Bölüm başvurunun Genel Kurula sevkine karar vermiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, olayların yaşandığı tarihlerde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi başkanı olarak görev yapmaktadır. Prof. Dr. O.H. (davacı) ise aynı tarihlerde Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğretim üyesi olup Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı başkanlığı görevini yürütmektedir. Davacı, çevre şartlarının halk sağlığına etkileri üzerine yaptığı çalışmalarla tanınmaktadır. Ayrıca olayların yaşandığı tarihlerde başvurucu, Kocaeli Üniversitesi Rektörlüğü tarafından desteklenen ''Kocaeli'nin Dilovası ve Kandıra İlçelerinde Yaşayan Gebelerden Doğan Bebeklerde Ağır Metal Maruziyeti ile Büyüme ve Gelişme Durumu" isimli projenin de yürütücüsüdür. Davacı, anılan proje kapsamında edindiği bilgiler doğrultusunda konuya ilişkin değerlendirmelerini proje henüz tamamlanmadan bir gazeteciyle yaptığı röportajda paylaşmıştır. Bu röportajı yerel bir gazete "Annelerin sütü bile zehirli çıktı", "Çocuklar kanser eşiğinde" başlıkları ile haberleştirmiştir. Habere göre davacı; Kocaeli'nin sanayi kuruluşları nedeniyle tehlike altında olduğunu, sadece kan ve dışkı örneklerinde değil annelerin sütünde dahi ağır metallere rastlandığını, ilin sanayileşen kesimlerinde ölen her üç kişiden birinin ölüm nedeninin kanser olduğunu, bu tehlikenin bertaraf edilebilmesi için çalışma yapılması gerekirken kapasitenin artırılarak yeni fabrikalar açılmasının hatalı olduğunu ifade etmiştir. Davacının bu açıklamaları, ulusal ölçekte yayın yapan yazılı ve görsel basında da haber konusu edilmiştir. Başvurucunun farklı tarihlerde davacı tarafından yapılan açıklamalarını hedef alan beyanları da yerel gazetelerde haber konusu yapılmıştır. Haber içeriklerine göre başvurucunun açıklamaları şöyledir:"... Hoca bunları neye dayanarak söylüyor bilmiyorum. Bilgilerini getirsin ona göre tedbir alsın herkes. Bana göre şov yapıyor. Raporu istiyoruz yok.... Bilimsel bir şey varsa ilgili mercilere ulaştırsın, herkes üzerine düşeni yapsın... Bilimselik yoksa suç duyurusu yapılır. Konuşmak kolay, belge nerede, neye dayanarak söyledin. Ispatını yapması lazım. Şarlatanlık yapıyor..."''Şimdi birileri çıkıp anne sütünde ve bebeklerin dışkılarında ağır metallere rastlandı diyor. Ancak hiç bir dayanağı, hiçbir belgesi yok. Valiliğe, Sağlık Müdürlüğü'ne ya da belediyelere bununla ilgili bir rapor, bir belge verdi mi? Sadece adı Profesör. Adam çıkıyor bilgi, belge olmadan konuşuyor. Böyle bir hakkı yok. Bilim adamı belgelerle konuşur. Onun bu yaptığına ise şarlatanlık denir, şov yapmak denir. Bilim adamı şarlatanlık, şov yapmaz ve ideolojik davranmaz..." Davacı, başvurucunun açıklamalarında geçen ifadeler nedeniyle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu iddiasıyla 2/2/2011 tarihinde başvurucu aleyhine manevi tazminat davası açmıştır. Davanın görüldüğü Kocaeli Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 26/5/2016 tarihinde davanın kısmen kabulüyle başvurucunun 000 TL manevi tazminat ödemesine karar vermiştir. Mahkemenin gerekçeli kararının ilgili kısmı şöyledir:"Davacı Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı olarak görev yapan öğretim üyesidir. Proföser ünvanına sahip bir bilim adamı olduğu tartışmasızdır. Kocaeli Üniversitesi rektörlüğünün bilimsel araştırma projeleri yönetim kurulunun 17/02/2009 tarihinde yapılan toplantısında 'Kocaeli' nin Dilovası ve Kandıra İlçelerinde Yaşayan Gebelerden Doğan Bebeklerde Ağır Metal Maruziyeti ile Büyüme ve Gelişme Durumu' isimli projenin uygulanmasına ve 2009 mali yılı itibariyle ödenek ayrılmasına ve projenin Haziran 2011 tarihinde tamamlanmasına karar verilmiş, davacı bu suretle görevlendirilmiştir. Proje kapsamında yaptığı araştırma ve çalışmalar sonucunda edindiği bilgilerini (henüz proje tamamlanmadan)bir gazeteci ile yaptığı söyleşide paylaşmıştır. Bu paylaşımında doğrudan veya dolaylı olarak davalı veya başka bir kişi ve kurumu hedef almış değildir. Yaptığı tespitlerin henüz kesinlik kazanıp kazanmadığı, bilimsel olarak doğru olup olmadığı veya ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına bilgi vermeden basın açıklaması yapmış olmasının eleştirilmesi eleştiri hakkı sınırları kapsamındadır.Eleştiri hakkı yasal bir haktır. Ancak eleştirilen kişinin kişilik haklarına saldırılmaması gerekir. Davacının eleştiri hakkını kullanırken, eleştirilerini daha iyi ifade etmek, kamuoyu tarafından daha iyi anlaşılmasını sağlamak için şarlatan, sadece adı proföser, şov yapıyor, ideolojik davranıyor gibi sözler sarf etmesinde bir zorunluluk yoktur. Bu sözler içerikleri itibariyle kişiyi üzecek, toplum önünde küçük düşürecek nitelikte sözlerdir. Tüm bu nedenlerle davalının açığa çıkan sözleri eleştiri sınırlarını aşıp davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu sonuç ve kanısına varılmıştır." Başvurucu vekilinin temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi 26/2/2020 tarihli ilamla hükmün onanmasına karar vermiştir. A. Ulusal Hukuk 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de,bu zararı gidermekle yükümlüdür.”B. Uluslararası Hukuk İlgili uluslararası hukuk için bkz. İsa Gök, B. No: 2015/805, 12/9/2018, §§ 19-