5. Hukuk Dairesi 2024/3046 E. , 2024/9669 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2252 Esas, 2024/167 Karar DAVA TARİHİ : 03.11.2020 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Turhal 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/480 Esas, 2023/323 Karar Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı oluşması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine il…
**5. Hukuk Dairesi 2024/3046 E. , 2024/9669 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2252 Esas, 2024/167 Karar DAVA TARİHİ : 03.11.2020 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Turhal 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/480 Esas, 2023/323 Karar Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı oluşması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka tarafından dava dışı ... Mermer İnşaat Tekstil İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile (...) imzalanan kredi sözleşmesi/sözleşmeler çerçevesinde kullandırılan kredinin geri ödemesinin yapılmaması üzerine genel haciz yolu ile (ilamsız) icra takibi başlatıldığını, ayrıca dava dışı ... firmasının maliki olduğu ve asalaten-kefaleten, doğmuş-doğacak bilcümle borçlarının teminatı olarak üzerinde 1. dereceden müvekkili Banka lehine ipotek tesis edilen Tokat ili, Turhal ilçesi, Arzupınar köyü, 103 Ada, 1,2,5 ve 6 parsel numaralı taşınmazlar üzerindeki ipoteklerle ilgili olarak İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2010/2610 Esas sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesine yönelik icra takibi başlatılmasına rağmen Turhal Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanlığı tarafından müvekkili Bankaya ve İcra Müdürlüğüne gönderilen yazı üzerine satışın düşürüldüğünü, bilahare Turhal 1. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açmış olduğu davada Mahkemenin 04.10.2018 tarihli 2016/103 Esas, 2018/373 Karar sayılı kararı ile ... firması adına kayıtlı olan "Tokat ili, Turhal ilçesi, Arzupınar köyü, 103 Ada, 1,2,5 ve 6 parsel numaralı taşınmazların" tapu kayıtlarının ayrı ayrı iptali ile taşınmazların tapu kaydı üzerindeki tüm takyidatlarından ari olarak Turhal Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı adına tesciline karar verdiğini ve kararın kesinleştiğini, müvekkili Banka'nın ipotek hakkı terkin edildiğini ileri sürerek müvekkili banka zararının tespit edilmesini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere zararın doğumu tarihinden itibaren işletilecek avans faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte davalı tarafından müvekkili Banka'ya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığını, devletin sorumluluğunu gerektirecek husus bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf dilekçelerindeki gerekçelere göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, taşınmaz üzerindeki şerhin tek başına ipotek tesisine engel olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekilinin istinaf dilekçesi ile özetle; davanın Turhal Mal Müdürlüğüne izafeten açılması gerektiğini, bu hususun yazıyla arabulucuya bildirildiğini, ancak ikinci toplantı günü belirlenmeden sürecin sonlandırıldığını, bu sebeple mahkemece kendilerine yargılama gideri yüklenmesinin ve lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı bankanın dava dışı ... Şirketi ile imzaladığı kredi sözleşmelerine istinaden dava konusu taşınmazlar üzerine 06.11.2008 tarihinde ipotek tesis ettirdiği, dava konusu parsellerin Turhal Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı tarafından dava dışı ... Şirketine 5084 sayılı Kanun'da gösterilen esaslar doğrultusunda bedelsiz olarak devredildiği ve bu yasa gereği taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesine ipotek verilemeyeceğine dair 16.02.2008 tarihinde şerh verildiği bilahare kredi borcunun ödenmemesi üzerine dava dışı borçlu şirket aleyhine icra takibi başlattığı, davacı banka lehine ipotek tesis edilen taşınmazların dava dışı Turhal Organize Sanayi Bölgesi başkanlığının Turhal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/103 Esas sayılı dava dosyasında dava dışı ... Şirketinin tahsis şartlarına uymaması nedeniyle açmış olduğu tapu iptali davası sonucunda taşınmazın tapu kaydının iptali ile tüm takyidatlardan ari olarak Turhal Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı adına tapuya tesciline karar verildiği, verilen kararın kesinleşmesi üzerine taşınmazların takyidatsız olarak Turhal Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı adına tescil edildiği, dava konusu taşınmazların tapu kaydı üzerindeki ipoteklerin kaldırılması neticesinde davacı banka tarafından 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayalı olarak eldeki davanın açıldığı, dava konusu parsellerin Turhal Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı tarafından dava dışı ... şirketine 5084 sayılı Kanun'da gösterilen esaslar doğrultusunda bedelsiz olarak devredildiği ve bu kanun gereği taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesine ipotek verilemeyeceğine dair 16.02.2008 tarihinde şerh verildiği, davacı banka tarafından ipoteklerin tescil edildiği tarihte tapu kaydının beyanlar hanesinde ipotek verilemeyeceğine dair şerh bulunması, davacı bankanın tapu sicilinin aleniyetine ve tacir olmasına rağmen dava dışı şirketle ipotek sözleşmesini imzalaması karşısında tapu siciline ve Hazineye yüklenebilecek bir kusur bulunmamasına karşısında, mahkemece davanın reddine dair verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekili ve davalı Hazine vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi. 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir. 4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. 5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’nun 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Dosyadaki bilgi ve belgelere göre yapılan incelemede; dava konusu Tokat ili, Turhal ilçesi, Arzupınar köyü 103 asda 1 ve aynı ada 5 parsel sayılı taşınmazların Hazine adına kayıtlı iken 05.07.2005 tarihinde Turhal Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanlığına bedelsiz tahsis edildiği, 09.04.2007 tarhli Arsa Tahsis Sözleşmesine dayanılarak Turhal Organize Sanayi Bölgeasi tarafından dava dışı ... ve Mermer İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine 5084 sayılı Kanun ve Organize Sanayi Bölgelerinde Yer Alan Parsellerin Gerçek veya Tüzel Kişilere Bedelsiz Tahsisine İlişkin Yönetmelik hükümlerine göre bedelsiz olarak tahsis edildiği, Tapuların adı geçen şirkete 28.01.2008'de geçtiği, davacı bankanın taşınmazlar üzerine 06.11.2008 tarihinde ipotek tesis ettirdiği, taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesine ipotek verilemeyeceğine dair 16.02.2008 tarihinde şerh verildiği, dava dışı şirketin Organize Sanayi Bölgesi ile imzaladığı arsa tahsis sözleşmesindeki yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle Turhal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/103 Esas sayılı dava dosyasında dava dışı ... Şirketinin tahsis şartlarına uymaması nedeniyle açmış olduğu tapu iptali davası sonucunda taşınmazın tapu kaydının iptali ile tüm takyidatlardan ari olarak Turhal Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı adına tapuya tesciline karar verildiği, verilen kararın kesinleşmesi üzerine taşınmazların takyidatsız olarak Turhal Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı adına tescil edildiği, dava konusu taşınmazların tapu kaydı üzerindeki ipoteklerin kaldırılması neticesinde davacı banka tarafından 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayalı olarak eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. 3. 4721 sayılı Kanun’un 1020 nci maddesinin: "Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez.'' hükmü nazara alındığında; taşınmazların 5084 sayılı Kanun'da gösterilen esaslar doğrultusunda bedelsiz olarak devredildiği ve bu kanun gereği taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesine ipotek verilemeyeceğine dair 16.02.2008 tarihinde şerh verildiği, davacı banka tarafından ipoteklerin tescil edildiği tarihte tapu kaydının beyanlar hanesinde ipotek verilemeyeceğine dair şerh bulunması, sonra bu şerhi tapuda görmesine rağmen ipotek tesis ettiren davacının iyi niyetli olduğundan ve 4721 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi uyarınca dürüst davrandığından söz edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 4. Dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan tazminata ilişkindir. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan tazminat davalarında davalı sıfatı Hazinenin olup, dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, asıl dava edilmek istenenin Hazine olduğu anlaşılmaktadır. İl Defterdarlıklarının davalı sıfatı olmasa da davacı davasını yanlış idareye yöneltmesi hasımda değil, temsilcide yanılma olduğundan ve dava Hazine vekili tarafından takip edildiğinden bu husus bozma konusu yapılmamıştır. 5. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4 üncü maddesine göre, "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ayrıca maddede sayılan hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır." 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinden kaynaklanan tazminat istemine dayalı davaların bu kapsamda değerlendirilmesi mümkün olmadığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11 maddesi gereği davalı tarafın zorunlu arabuluculuk görüşmesine geçerli mazeret göstermeksizin katılmadığı gerekçesiyle lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi ve aleyhine yargılama giderine hükmedilmesi de doğru olmamıştır. Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasuını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin tüm, davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 2 nci bendinin hükümden çıkartılması, 4 üncü bendinde geçen "Arabuluculuk Kanunu 18/A-11 maddesi gereği davalı taraf zorunlu arabuluculuk görüşmesine geçerli mazeret göstermeksizin katılmadığından davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" ibaresinin çıkartılarak yerine "davacı üzerinde bırakılmasına" ibaresinin yazılması, 5 nci bendinin hükümden çıkartılarak yerine "Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’ne göre 17.900 TL maktu vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine" cümlesinin yazılması, 6 ncı bendinin hükümden çıkartılması, bent sıralarının buna göre teselsül ettirilmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.