11. Hukuk Dairesi 2019/3827 E. , 2020/2235 K. "" MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/10/2017 tarih ve 2016/424 E- 2017/428 K. sayılı kararın davalı TPMK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 20/06/2019 tarih ve 2018/1253 E- 2019/710 K. sayılı kararın Yargıtay'…
**11. Hukuk Dairesi 2019/3827 E. , 2020/2235 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/10/2017 tarih ve 2016/424 E- 2017/428 K. sayılı kararın davalı TPMK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 20/06/2019 tarih ve 2018/1253 E- 2019/710 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı kurum vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin 1997'den beri tescilli "maratem" ibareli tanınmış seri markalarının sahibi olduğunu, davalı şirketin ise "eratem TEMİZLİK BAKIM HİJYEN+şekil" ibaresinin tescili için davalı Kuruma başvurduğunu, 2015/05825 numarası verilen başvuruya müvekkilince adına tescilli markalarına dayalı olarak yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, marka kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin de örtüştüğünü, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi koşullarının oluştuğunu, başvurunun tescili halinde müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, öte yandan müvekkili markaları tanınmış olduğundan 556 sayılı KHK'nın 8/4 maddesi uyarınca da başvurunun tescil edilemeyeceğini, müvekkilinin tanınmış markalarına ayniyet düzeyinde benzer bir ibarenin tescili için yapılan başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2016-M-8095 sayılı kararının iptaline, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Kurum vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru konusu ibare ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Şirket cevap dilekçesi sunmamış ve duruşmalara katılmamıştır.