11. Hukuk Dairesi 2023/5658 E. , 2024/7215 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/654 Esas,2023/622 Karar HÜKÜM : Esas hakkında yeniden hüküm kurulması İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/281E., 2020/211 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar ve
**11. Hukuk Dairesi 2023/5658 E. , 2024/7215 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/654 Esas,2023/622 Karar HÜKÜM : Esas hakkında yeniden hüküm kurulması İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/281E., 2020/211 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yüksek nitelikli yapıştırıcılar, yalıtım malzemeleri, boya ve vernik üretimi amacıyla 1980 yılında kurulduğunu, 250 adeti aşan ürün çeşitliliği olduğunu, 2018/42631 başvuru numaralı "ultra bond" ibareli marka başvurusunun davalının "bond" ibareli markalarını mesnet göstererek yaptığı itiraz üzerine davalı Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa "ultra" kelimesinin "aşırı, son derece, üstün vb." anlamlara, "bond" ibaresinin ise "tutturmak, yapıştırmak vb." anlamlara geldiğini, müvekkilinin marka başvurusunun ayırt edici nitelikte olduğunu, anlamı bilinmeyen ibarenin tanımlayıcı veya vasıf bildirici olmasının imkânsız olduğunu, İngilizcenin Türkiye’de yaygın kullanılan bir dil olmadığını, bond ibareli yüzlerce markanın tescil edildiğini, özellikle kırmızı ve mavi renklerin yapıştırıcı sektöründe sıklıkla kullanılan renkler olduğunu, karşılaştırmaya tabi markaların oluşturuluş şekilleri açısından hiçbir benzerlik bulunmadığını, kimya sektöründe mavi rengin doğal ve tıbbi ürünleri; kırmızı rengin ise doğal ve kimyasal ürünleri ifade ettiğini, anılan renklerin tek bir kişinin inhisarına verilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirket tarafından yapıştırıcı/yapışkan ibareli zayıf markaların tescil edildiğini, başkaca firmalar tarafından farklı şekilde tescile konu edilmesi halinde ise kötüniyetli itirazların gerçekleştirildiğini, müvekkili markası ile itiraza mesnet marka arasında ilişkilendirme de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, YİDK'nın 2019-M-4868 sayılı kararının iptaline ve 2018/42631 başvuru numaralı “ultra bond” ibareli markanın tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde;müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı şirkete açtığı hükümsüzlük davalarının bulunduğunu, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davacının müvekkilinin markalarına benzer başvurular yaptığını, müvekkili markalarının itibarından ve tanınırlığından yararlanmayı amaçladığını, başvurunun müvekkiline ait marka olduğu çağrışımını yapacağını, müvekkilinin 1987 yılından beri faaliyet gösterdiğini, 250 civarı çalışana ve 4 büyük fabrikaya sahip olduğunu, yapıştırıcılar ve yapı kimyasalları gibi ürünlerde Türkiye’nin lider firmalarından birisi olduğunu, müvekkilinin tutkal sektöründe 1000 firma içerisinde 1. sırada olduğunu, başvurunun iltibasa ve maddi zarara neden olacağını, müvekkili markalarının ayırt edici karakterini zedeleyeceğini ve itibarına zarar vereceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "bond" ibaresinin İngilizce bir sözcük olup "anlaşma, sözleşme, tutturmak, birleştirmek, bağ, yapıştırmak" anlamlarına geldiği, bilirkişi raporunda söz konusu ibarenin tanımlayıcı bir ibare olduğu ve 01. sınıfta yer alan "Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar", 16. sınıfta yer alan "yapıştırıcılar", ve 35. sınıfta yer alan "Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar" bakımından benzerlik bulunmadığı belirtilmiş ise de ortalama tüketici dikkate alındığında bunun tanımlayıcı bir ibare olmadığı kanaatine varıldığı, taraf markalarının bütünsel olarak benzer olduğu, davacı tarafın "ultra bond" ibareli markası incelendiğinde; gri dikdörtgen çerçeve içerisinde kare şeklinde lacivert zemin üzerine beyaz renk ve kalın punto ile hepsi küçük harfli olacak şekilde “ultra” ibaresi ile yine kırmızı kare zemin üzerine beyaz ve kalın punto ile “bond” sözcük grubundan oluştuğu, davalıya ait "apel bond" ibareli markanın ise; kare şeklinde lacivert zemin üzerine beyaz renk ve kalın punto ile hepsi küçük harfli olacak şekilde “apel” ibaresi ile beyaz zemin üzerine kırmızı renk ve kalın punto ile hepsi küçük harfli olacak şekilde yazılmış “bond” sözcük grubundan oluştuğu, her iki markada da aynı renklerin aynı sıralama ile kullanıldığı, taraf markalarının, her iki markada yer alan “bond ibaresinin redde mesnet olan 2016/71744 sayılı "apel bond" marka örneğinde kullanılan renk unsurları ile kelime unsurlarının stilize yazım tertibi, başvuru markasında yer alan ultra sözcüğünün ayırt edici niteliğinin görece düşük olması gibi hususlar göz önünde bulundurularak başvurunun tescili halinde karıştırma ihtimalinin tüm mal ve hizmetler yönünden doğacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerektiği, iltibasın, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleri olduğu, dava konusu başvuru, lacivert dikdörtgen zemin üçerine beyaz küçük harflerle yazılan "ultra" ibaresiyle kırmızı dikdörtgen zemin üzerine beyaz küçük harflerler yazılan "bond" ibaresinden oluştuğu, itiraza mesnet "apel bond" ibareli markanın ise lacivert dikdörtgen zemin üzerine beyaz küçük harflerle yazılan "apel" ibaresi ile beyaz zemin üzerine kırmızı küçük harflerle yazılan "bond" ibaresinden oluştuğu, dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporunda "bond" ibaresinin 01. sınıf "kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar." ile 16. sınıf "yapıştırıcılar" emtiaları bakımından tanımlayıcı nitelikte olduğunun belirtildiği, her ne kadar ilk derece mahkemesi kararında söz konusu kelimenin anlamının tüketiciler tarafından bilinmediği gerekçesiyle ibare tanımlayıcı olarak kabul edilmemiş ise de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.01.2015 tarih ve 2014/14161 E., 2015/270 K. sayılı ilamında "bond" ibaresinin 01. sınıftaki mallar yönünden tanımlayıcı olduğu kabul edildiğinden, yerel mahkemenin aksi yöndeki kabulünün doğru bulunmadığı, somut uyuşmazlıkta, taraf markalarının asli unsurunu oluşturan ibareler aynı şekilde düzenlenmiş olup, markaların esas unsurlarının aynı şekilde, aynı renkler aynı sıralama içinde olacak şekilde düzenlenmesinin markalar arasında bütünsel intiba karıştırma ihtimaline neden olacak benzerlik yarattığı, bu durumda, taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali bulunduğundan, başvuru markasının davalının itiraza mesnet markasının serisi gibi algılanabileceği, öte yandan, markaların kapsamlarının 01, 16, 17 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde birebir aynı olduğundan emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, bu itibarla, davanın sadece yukarıda açıklanan gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde "bond" ibaresinin tanımlayıcı olmadığı gerekçesiyle de reddedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilininin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci , üçüncü, beşinci ve altıncı fıkraları 2.Dairemizin 14.01.2015 tarih ve 2014/14161 E., 2015/270 K. sayılı ilamı, 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 08.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.