İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 20/11/2025 YAZIM TARİHİ : 21/11/2025 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 17/09/2024 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Konya .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayı…
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/09/2024 NUMARASI : ... Esas - ... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... İSTİNAF EDEN DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 20/11/2025 YAZIM TARİHİ : 21/11/2025 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 17/09/2024 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Konya .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyada işlem gören keşidecisi ......, lehtarı ..., hamil ve takibe koyan kişi ... olan, 11.11.2010 düzenleme ve 11.11.2011 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli senedin davalı tarafından takibe konulduğunu, süreçte vaki şikayetleri üzerine Konya .... ASCM'nin ... Esas - ... Karar sayılı dosyasının yargılaması aşamasında, şikayete konu senedin lehtar hanesinde adı bulunan ...'nın, senet arkasındaki ciro imzasının sahte olduğu ve bu imzanın ... eli ürünü olduğunun saptandığını, bu arada gerek bu sahtecilik ve gerek dosyadaki diğer gelişmeler dikkate alınarak yapılan bir başka şikayet üzerine Konya .... Ağır Ceza Mahkemesinde ... Esas sayılı dosyayla nitelikli dolandırıcılık ve resmi evrakta sahtecilik suçlarından dava açıldığı için, bu dosyanın ... Ağır Ceza Mahkemesi dosyasıyla birleştirilmesine karar verildiğini, Konya .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı dosyasından yapılan yargılama sonucunda, icra dosyası alacaklısı ...'nın nitelikli dolandırıcılık ve resmi evrakta sahtecilik suçlarından cezalandırılmasına karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, yapılan kriminal incelemede, senette lehtar olarak görünen ......'ya atfen senet arkasında ciranta olarak atılan imzanın ... elinden çıkmasının mümkün olmadığının Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü Uzmanınca saptandığını, lehtar imzasının sahte olması nedeniyle, senedi takibe koyan sözde alacaklı ...'nın meşru hamil olmadığı, dolayısıyla alacak ve hak sahibi olamayacağının kesinleşmiş yargı kararıyla saptandığını, meşru hamil olmayan kişinin alacaklı olmasının da hukuken mümkün olmadığını, imzanın sahteliği her iki ceza mahkemesinde de kabul gördüğünü, ancak davalının Konya .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından takibe devam ederek müvekkili hakkında haciz talep ettiğini ve infaz edildiğini beyan ederek Konya .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasından işlem gören keşidecisi ...... (......), lehtarı ..., hamil ve takibe koyan kişi ... olan, 11.11.2010 düzenleme ve 11.11.2011 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli senet ve ferileri yönünden müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine %50'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu senete ilişkin verilen ceza mahkemesi kararının senedin sahte olduğuna ilişkin olmadığını, bu nedenle davacının borcunun olmaması için borcun gerçekte olmadığına ilişkin senetin sahte olması gerektiğini, böyle bir durumun söz konusu olmadığını, davacının bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğunu yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini, davacının cirodaki imzanın sahte olması nedeniyle diğer ciranta müvekkili ......’ın da meşru hamil olamayacağını, sahte senet ile icra takibine geçilmesi borçlu olmayacağını iddia ve beyan ettiğini, senet arkasına ciro yapan ...'nın senedi ciroladığını ve imzanın kendisine ait olduğunu ceza dosyasında beyan ve kabul ettiğini, kabul etmemekle beraber bir an için senetteki ......’in imzası sahte olsa dahi bu sahte imza senedin sıhhatine zarar vermeyecek ve “imzaların istiklali ilkesi” gereğince diğer imza sahipleri açısından senedin bağlayıcı kalacağını, imzaların istiklali ilkesine göre senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, senet üzerindeki boş bırakılan yerlerin sonradan doldurulabileceğini ve bunun aksinin yani anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden tarafın yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddi ile alacağın likit olması nedeniyle davacı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davalı tarafça davacı aleyhine Konya .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takip dosyası kapsamında davacının davalıya borcu bulunup bulunmadığı, tarafların İİK 72/4 ve 5. Fıkra hükümleri kapsamında tazminat hakkının bulunup bulunmadığı hususları olduğu tespit edilmiştir. Eldeki dava bakımından ceza yargılamasında temin edilen raporlar ve yapılan incelemelere itibar edilmiş olup, davacının anılan senet bakımından borçlu olmadığı anlaşılmıştır. Davacının ıslah dilekçesinde tutarı 123.166,44 olarak belirlemesi takibin toplam tutarının ise 123.116,44 TL olması nedeniyle davanın kısmen kabulü şeklinde hüküm kurmak gerekmiştir. Öte yandan takibin haksız ve kötü niyetli yapılması nazara alınarak davalı aleyhine haksızlığın yoğunluğu da nazara alınarak takdiren %50 oranında tazminata hükmetmek gerekmiştir." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası bakımından davacının davalıya borcu olmadığının tespitine, toplam dava değeri olan 123.116,44 TL üzerinden % 50 oranında hesaplanan 61.558,22 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu senede ilişkin verilen ceza mahkemesi kararının senedin sahte olduğuna ilişkin olmadığını, bu nedenle davacının borcunun olmaması için borcun gerçekte olmadığına ilişkin senedin sahte olması gerektiğini, böyle bir durumun söz konusu olmadığını, davacının bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğunu yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini, davacının cirodaki imzanın sahte olması nedeniyle diğer ciranta müvekkili ......’ın da meşru hamil olamayacağını, sahte senet ile icra takibine geçilmesi borçlu olmayacağını iddia ve beyan ettiğini, senet arkasına ciro yapan ...'nın senedi ciroladığını ve imzanın kendisine ait olduğunu ceza dosyasında beyan ve kabul ettiğini, kabul etmemekle beraber bir an için senetteki ......’in imzası sahte olsa dahi bu sahte imza senedin sıhhatine zarar vermeyecek ve “imzaların istiklali ilkesi” gereğince diğer imza sahipleri açısından senedin bağlayıcı kalacağını, imzaların istiklali ilkesine göre senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, senet üzerindeki boş bırakılan yerlerin sonradan doldurulabileceğini ve bunun aksinin yani anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden tarafın yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile mahkemece takdir edilen kötüniyet tazminatı haksız olduğunu, mahkemece gerekçesinde takibin haksız ve kötüniyetli olduğu gerekçesi ile % 50 oranı gibi uygulamadan bugüne kadar hiç verilmeyen bir kötüniyet tazminat oranına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını, söz konusu senedin borç kaydı sahte olan bir senet olmadığını, bu şekilde bir borç bulunduğunu, mahkemece kötüniyet tazminatına hükmetmesinin haksız ve ağır bir karar olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELLİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Somut olayda davalı tarafından davacı aleyhine Konya ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 11/11/2010 tanzim, 11/11/2011 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak toplam 123.116,44 TL alacak içim kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi başlatıldığı, davacının bonoda keşideci, dava dışı ...'nın lehtar olduğu, bono üzerinde lehtar tarafından yapılmış ciro bulunması üzerine davalının hamil konumuna geldiği ve davalı tarafından sadece davacı aleyhine icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere Ceza ve Hukuk Mahkemeleri kararları arasındaki ilişkiyi düzenleyen 6098 sayılı TBK'nın 74. (818 sayılı BK 53) maddesi hükmü hukuk hakimini, ceza mahkemesinin kesinleşen kararı karşısında maddi hukuk bakımından kural olarak bağımsız kılmaktadır. Ancak hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Her mahkumiyet kararı o eylemin hukuka aykırılığını tespit etmesi bakımından hukuk hakimini bağlayıcı niteliktedir. Ceza hakiminin saptadığı maddi olaylar ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı ve davacı tarafından işlenmiş olup olmadığı hukuk hakimini bağlar. Dava konusu somut olayda davalı ... ve dava dışı ... hakkında Konya ....Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında dava konusu bonoya ilişkin olarak açığa atılan imzanın kötüye kullanılması, dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kamu davası açıldığı, davacının ceza davasında katılan olarak yer aldığı, ceza mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ' ''...Sanık ... ile katılan ... Koş'un bir süre gayri resmi birlikte yaşamlarının olduğu, bu süre içerisinde katılanın alışveriş yapıp borçlandığı, mağazaya vermiş olduğu suça konu senedin bir kısmı boş olduğu halde borcunu ödemek suretiyle sanık ...'ın ilgili senedi mağazadan aldığı ve söz konusu bir kısmı boş olan senedin kendisinde bir süre kaldığı, daha sonra katılan ile sanık ...'ın birlikteliklerinin sona erdiği, sanık ...'ın alacaklı kısmına eşi olan sanık ...'nın ismini yazdırdığı ve keşide tarihini 11/11/2010, ödeme tarihini 11/11/2011, miktarını da 100.000 TL şeklinde yazıp senedin arka kısmına ... ismini yazarak sanık ......'in haberi olmadan söz konusu ciro imzasını attığı ve icra takibine başladığı, dosyada mevcut kriminal rapora göre senedin arka yüzündeki imzanın sanık ......'in elinden çıktığının mümkün olmadığının belirtildiği, yine Konya .... Asliye Ceza Mahkemesinin ilgili dosyasında mevcut kriminal rapora göre ödeyecek bölümünde bulunan yazılarda kullanılan kalem ile ön yüzde bulunan ödeme tarihinin, düzenleme tarihi, miktar ve alacaklı kısmında yazılan yazıların farklı kalem olduğunun belirtildiği, senet arkasında ... yazısının ve imzasının sanık ...'a ait olduğunun belirtildiği şeklinde gelişen olayda sanık ...'nın eylemine uyan nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.'' gerekçesiyle davalı ...'nın dolandırıcılık suçundan hapis ve adli para cezasıyla, resmi belgede sahtecilik suçundan ise hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, dolandırıcılık suçundan verilen cezanın ertelendiği, resmi belgede sahtecilik suçundan ise hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, kararın istinaf edilmesi üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi...Ceza Dairesi tarafından davalı ...'nın dolandırıcılık suçundan verilen karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu durumda istinaf kararı ile kesinleşen Konya ....Ağır Ceza Mahkemesi'nce davalı hakkında dolandırıcılık suçundan yapılan tespitler ve verilen mahkumiyet hükmü hukuk hakimini bağlayıcı niteliktedir. Bu nedenle dava konusu bononun bedelsiz olduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalının davanın esasına yönelik istinaf sebepleri yerinde değildir. İlk derece mahkemesince davalı aleyhine %50 oranında kötüniyet tazminatına da hükmedilmiş olup, davalı kötüniyet tazminatı yönünden de istinaf talebinde bulunmuştur. 2004 sayılı İİK'nın 72/5. maddesinde ''Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.'' hükmü düzenlenmiştir. Anılan yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takip yapmasında haksız olması yanında kötüniyetli olması da gerekmektedir. Somut olayda davalının takip yapmakta haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşıldığından davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinde kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Ancak davalı aleyhine alacağın %50'si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmiş olup, davalı bu miktarın fahiş olduğunu beyan etmektedir. İlk derece mahkemesince ''haksızlığın yoğunluğu da nazara alınarak'' gerekçesiyle %50 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmiştir. İİK'nın 72/5.maddesinde borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verileceği, takdir edilecek zararın, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamayacağı düzenlenmiştir. Bu sebeple davacının, alacağın yüzde yirmisinden daha fazla miktarda zarara uğradığının ispat edilmesi gerekmektedir. Dosyada bu yönde bir delil olmadığı için davalı aleyhine %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken %50 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi yerinde olmadığından davalının istinaf başvuru talebinin kötüniyet tazminatı yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince yeniden karar verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A) Davalının istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/09/2024 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 1-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan toplam 2.102,52 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 2-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvuru harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-İstinaf aşamasında davalının yatırmış olduğu gider avansından harcanması gereken ancak sehven davacının yatırmış olduğu gider avansından harcanan 10,00 TL istinaf yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, B) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince davacı talebi ile ilgili YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası bakımından davacının davalıya borcu olmadığının tespitine, 2-Dava değeri olan 123.116,44 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 24.623,29 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 8.410,08 TL harçtan, 2.102,53 TL peşin harç, 395,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.497,53 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.912,55 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4- Davacı tarafından yatırılan 2.102,53 TL peşin harç, 395,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.497,53 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 200,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 627,60 TL yargılama giderinin kabul ve red oranları nazara alınarak 627,35 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin (kabul/talep oranına göre) 3.118,73 TL'sinin davalıdan; 1,27 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 7-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A....T gereğince 19.698,63 TL ücret-i vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A....T gereğince 50,00 TL ücret-i vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333 ve HMKGAT'nin 5/1. maddeleri gereğince yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının gider avansını yatıran tarafa iadesine C)İlk derece mahkemesince 06/11/2024 tarihinde yazılan harç tahsil müzekkeresinin bila infaz iadesinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, D) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına, E) Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/11/2025 tarihinde oy çokluğu ile HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır (muhalif) ... MUHALEFET ŞERHİ: Açılan dava menfi tespit istemine ilişkindir. Dava dosyası incelendiğinde; davacının davaya konu senetteki keşideci sıfatıyla attığı imzaya herhangi bir itirazının bulunmadığı, lehtarın cirosuna yönelik imzanın sahte olduğunu iddia ettiği, davacının üçüncü kişiye ait imzanın sahteliğine yönelik iddiada bulunmasının mümkün olmadığı, esasen lehtar ...'nın gerek soruşturma ve gerekse kovuşturma sırasında lehtar sıfatıyla ciro eden adına atılan imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiği, bu hususun Konya .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 25/02/2020 tarih, ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararın 3. sahifesinde "Sanık ... Savunmasında:" başlıklı savunma kısmında da bu hususun açıkça belirtildiği anlaşılmasına göre, davacının dava konusu senet bedelini ödediğini yazılı belge ile ispatlaması gerektiği, davacının senet bedelini ödediğine ilişkin herhangi bir savunmasının bulunmadığı ve bedeli ödediğine ilişkin yazılı bir delil de sunmadığı, bu durumda esasa ilişkin delillerin değerlendirilmesi sonucunda davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka uygun olmadığı, Her ne kadar davalının ceza yargılaması sonucunda, dolandırıcılık ve sahtecilik yönünden cezalandırılması yoluna gidilmiş ise de; bize göre bu tür davalarda ceza yargılamasının, hukuk yargılaması sonucunu beklemesi gerekir, çünkü; 1989 tarihli Ceza Genel Kurulu kararı gereğince, açık senedin gerçeğe aykırı doldurulduğu iddiasının ispatı yönünden HMK hükümlerinin gözönünde bulundurulması gerektiği, buna göre davacının senedin gerçeğe aykırı doldurulduğuna ilişkin iddiasını yazılı delille ispatlaması gerekmekte olup, bunun aksine ceza yargılaması sırasında tanık beyanları esas alınarak sanığın mahkumiyetine ilişkin kurulan hükmün hukuk yargılamasının sonucuna etkili olmayacağı, Bu nedenle; davalının istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince davanın reddine ilişkin yeniden hüküm kurulması gerektiği görüş ve kanaatinde olduğumdan; Sayın çoğunluğun kötüniyet tazminatına yönelik görüşüne katılmakla birlikte; davalının diğer istinaf sebeplerinin esastan reddine ilişkin görüşüne katılmıyorum. Başkan ... e-imzalıdır