T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/491 - 2026/720 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/491 KARAR NO : 2026/720 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/10/2023 NUMARASI : 2022/423 E. - 2023/414 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahk…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/491 - 2026/720 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/491 KARAR NO : 2026/720 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/10/2023 NUMARASI : 2022/423 E. - 2023/414 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/10/2023 tarih ve 2022/423 E. - 2023/414 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2021/044836 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin "..." ibareli markalarını mesnet göstererek yaptığı itirazın diğer davalı ... YİDK'nın 2022-M-7156 sayılı kararıyla nihai olarak kabul edildiğini ve başvurunun reddedildiğini, oysa müvekkilinin 1996 yılından beri ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, ülke çapına yayılmış 50 civarı franchise ile müşterilerine hizmet verdiğini, ''..." markası ile hem kasap hem restoran hizmeti sunduğunu, markasının 43. sınıfta yer alan tüm hizmetler yönünden bilinir hale getirdiğini, taraf markalarının kelime ve şekil unsurundan oluşan markalar olduğunu, markaların aynı olmadıkları gibi benzer dahi olmadıklarını, müvekkilinin markasında "..." kelimesinin, davalı markalarında "..." kelimesinin yer aldığını, bu farklılıkların markaların ayrıştırılmaları için yeterli olduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2022-M-7156 sayılı kararının iptalini ve müvekkilinin markasının tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şahıs vekili, markaların ayıt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, emtiaların aynı olduğunu, müvekkil markasının tanındığını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının "şekil+ ..." ibareli marka başvurusu ile davalıya ait "...", "..." ibareli tescilli markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; her iki taraf markasındaki asli unsurun "..." ibaresi olduğu, "..." ve "..." ibarelerinin ise tali unsur olarak kullanıldığı; diğer yönden başvurunun kapsamındaki hizmetler ile davalıya ait "...", "..." ibareli tescilli markalarının kapsamındaki hizmetlerin aynı/benzer/ilişkili hizmetler olduğundan taraf markaları karıştırılma ihtimali de oluştuğu; işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma veya faydalanma süresi içinde, davacının "şekil+ ..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının "..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı; diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalının "..." ibareli markalı hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davacının "..." ibareli başvuru markalı hizmeti satın almak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği; ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısının da oluşabileceği ve taraf marka işaretleri benzediğinden SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu; davacı tarafın başvuru üzerinde SMK'nın 6/3. maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği, tanınmışlık iddiası kendi başvurusunun tescilini sağlayan değil başkasının başvurusunu engelleyen düzenlemeler olduğundan oluşan sonuca etkisinin de olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının benzer olmadığını, karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını, "..." ibaresiyle müvekkilinin markaya ayırt edicilik kazandırdığını, müvekkilinin markasını 2007 yılından beri kullandığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin de düşük olduğunu, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2019/464 E.- 2021/52 K. sayılı dosyasında taraf markalarının benzer bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru ile davalının mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu, zira her ne kadar taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliği düşük ise de, markalarda farklı olarak bulunan "..." ve "..." ibareleri de tanımlayıcı olduğundan, başvurunun mesnet markalardan yeterince farklılaşmadığı, daha evvel davalı markalarından yararlanmış tüketicinin, dava konusu marka ile karşı karşıya kaldığında, zihninde önceki markadaki deneyimlerinden kalan bir izlenimin ortaya çıkacağı, bu durumun işaretler arasında iktisadi-idari bir bağlantının var olup olmadığının sorgulanması sonucunu beraberinde getireceği, işaretlerin arasındaki benzerlik ve emtialar bazındaki ilişkinin tüketici nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali sonucunu doğurabileceği, bu durumun da işaretler arasında imaj transferine yol açabileceği, karıştırılma ihtimalinin temelinde, makul miktarda ortalama tüketicilerin, bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bir bağlantı kurmasının yeterli olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 03/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 08/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.