Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutuklamaya karşı itiraz hakkının etkin olarak kullanılamaması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması ve tutuklama tedbirinin makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; bazı taleplerin dikkate alınmaması ve müdafi ile görüşmeye birtakım kısıtlamalar getirilmesi nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutuklamaya karşı itiraz hakkının etkin olarak kullanılamaması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması ve tutuklama tedbirinin makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; bazı taleplerin dikkate alınmaması ve müdafi ile görüşmeye birtakım kısıtlamalar getirilmesi nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 2/1/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş verilmeyeceğini bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Tutuklamaya İlişkin Süreç Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanmasının (PDY) yapılanması ve faaliyetleri öteden beri toplumda tartışma konusu olmuştur. Ancak bu yapılanmaya ve faaliyetlerine ilişkin olarak son yıllarda suç delillerini yok etme, devlet kurumlarının ve üst düzey devlet görevlilerinin telefonlarını dinleme, devletin istihbarat faaliyetlerini deşifre etme, kamu görevine giriş veya görevde yükselme sınavlarına ilişkin soruları önceden elde edip mensuplarına verme gibi eylemler temelinde çok ciddi soruşturma ve kovuşturmalar yürütülmüştür (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, § 27). 15 Temmuz darbe teşebbüsü öncesinde yüzlerce kişi hakkında tutuklama tedbirinin uygulandığı bu soruşturma ve kovuşturmaların genelinde FETÖ/PDY'nin bir terör yapılanması olduğuna değinilmiş ve haklarında dava açılan kişilerin diğer bir kısım suçun yanı sıra "silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üyesi olma" ve "Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs" suçlarından cezalandırılmaları talep edilmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 28). Diğer yandan "Şemdinli", "Ergenekon", "Balyoz", "Askerî Casusluk", "Devrimci Karargâh", "Oda TV" ve "Şike" davaları gibi kamuoyunda yoğun tartışmalara neden olan birçok davanın -FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda- başta TSK olmak üzere farklı kamu kurum ve kuruluşlarındaki örgüt mensubu olmayan kamu görevlilerini tasfiye etmek ve farklı sivil çevrelerde örgütün çıkarlarına aykırı davrandığını düşündüğü kişileri etkisizleştirmek amacıyla kullanıldığı ileri sürülmüştür (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 29). Kamuoyunda bilinen ismiyle şike soruşturması sürecindeki (anılan soruşturmalara ilişkin bilgiler için bkz. Aziz Yıldırım, B. No: 2014/1957, 23/7/2014, §§ 9-13) bazı eylemler dolayısıyla başvurucu da dâhil olmak üzere gazeteci, yapımcı ve emniyet görevlilerinin de aralarında olduğu çok sayıda şüpheli hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) bir soruşturma başlatılmıştır. Başsavcılık 10/9/2015 tarihinde 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre şüphelinin ve müdafiinin dosya içindeki belgeleri incelemelerinin ve bu belgelerden örnek almalarının kısıtlanmasına karar verilmesini İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinden talep etmiştir. Hâkimlik, şüpheli ve şüpheli müdafileri ile diğer soruşturma süjelerinin soruşturma dosyasını incelemelerinin ve örnek almalarının soruşturmanın selametini tehlikeye düşüreceği gerekçesiyle 14/9/2015 tarihinde dosya içeriğinin incelenmesinin veya belgelerden örnek alınmasının kısıtlanmasına karar vermiştir. Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında 21/4/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başsavcılık 22/4/2016 tarihinde başvurucuyu tutuklanması istemiyle İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Tutuklama talep yazısında, ilk olarak Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanmasının (PDY) genel özelliklerine ilişkin birtakım bilgilere yer verilmiştir. Tutuklama talep yazısının devamında FETÖ/PDY'nin amaçlarından birinin de futbol dünyasında söz sahibi olmak olduğu, bu kapsamda önemli futbol kulüplerine yönelik olarak birtakım faaliyetlerde bulunulduğu, bu faaliyetlerin başında kamuoyunda şike soruşturması olarak bilinen soruşturmanın geldiği, bu soruşturmanın -tanık beyanlarından anlaşıldığına göre- FETÖ/PDY'nin üst düzey sorumluları tarafından kararlaştırıldığı ve örgütün amaçları doğrultusunda yürütüldüğü belirtilmiştir. Tutuklama talep yazısında ayrıca şike soruşturmasının başlaması ile birlikte başkaca delil yöntemlerine başvurulmadan öncelikle -ilgili mevzuata aykırı bir şekilde- iletişimin tespiti talebinde bulunulduğu, şüpheli olarak adı geçen herkese suç örgütü kurmak veya yönetmekten eylem isnat edilerek iletişim tespiti yoluna başvurulmasına ilişkin mevzuatta öngörülen yasağın aşıldığı, şike eyleminin ceza hukuku mevzuatımızda henüz suç olarak düzenlenmediği bir dönemde bu suçtan iletişim tespiti yapıldığı, içeriği suç oluşturmayan konuşmaların rapor hâline getirilerek iletişimin tespiti talebinde bulunulduğu, hakkında iletişimin tespiti talebinde bulunulduğu hâlde bir kısım kişilerin adına fezlekede yer verilmediği ifade edilmiştir. Tutuklama talep yazısında başvurucu yönünden yapılan değerlendirmede ise özetle başvurucunun bu soruşturmanın yürütüldüğü dönemde iletişimin tespiti ve kayda alınmasına dayanak oluşturan on adet raporda imzasının ve bir adet Savcılık üst yazısında parafının bulunduğu, ayrıca ilk iletişimin tespiti kararı talep yazısında ilgili raporları İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube müdürüne sunan kişi olduğu ifade edilmiştir. Başvurucunun sorgusu İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinde 23/4/2016 tarihinde yapılmıştır. Savcılığın talep yazısı sorgu işlemi öncesinde İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği tarafından başvurucuya okunmuştur. Sorgu tutanağında başvurucuya isnat edilen suçun anlatıldığı da belirtilmiştir. Bu sırada başvurucunun avukatı da hazır bulunmuştur. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"...2010 aralıkta başladım Temmuz 2011 yılına kadar görev yaptım, benim fezlekede falan hiçbir şekilde parafım yoktur, ben Proje 3 bürosuna gittim, ordan silah mühimmat bürosuna gittim, sonra da infaz bürosuna gittim, Proje 3 te mahallelerdeki küçük çaplardaki örgütlerin tespiti yapılıyordu, orda fazla çalışmadım, sonra silah ve mühimmat bürosuna geçtim, sonra da infaz bürosunda çalıştım, benim mahkemeye yazılan hiçbir yazıda parafım yoktur, sadece şubeye sunulan O.A. grubu ile ilgili bir rapor var sadece orda bir parafım var, eğer benim yazmış olduğum bu raporların teknik büro tarafından değiştirilmeden aynı şekilde mahkemeye sunuldu ise benim bunda bir suçum yoktur, sadece içeriklerde bazı eksiklikler vardır, ben Artvin Botçka İlçe Emniyet müdürüyüm, salı günü operasyonu 2-3 saat sonra öğrenince telefonla emniyeti arayarak teslim olmak istediğimi söyledim, görev yaptığım yerden kaçmak istesem 2-3 saatte yürüyerek dış ülkelere kaçardım, 1400 km lik yolu karayolu ile katederek teslim olmaya geldim, eşim de hastadır ve tedavi görmektedir, hiçbir şekilde kaçmam gibi bir durum söz konusu değildir, serbest bırakılmayı talep ederim..." İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma ve haberleşmenin gizliliğini ihlal etme suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Lider, yönetici ve üyelerinin bir kısmının firari olduğu, bir kısmının da çeşitli soruşturmalardan tutuklu bulunduğu, FETÖ/PYD terör örgütünün her alanda var olma iradesi doğrultusunda bir kısım yöneticilerince futbol alanında da etkinliğe kavuşma adına sosyal, ekonomik olarak topluma etkisi büyük olan bir kulübü ele geçirmeye yönelik iradenin oluştuğu, bu irade doğrultusunda alınan karar ve talimatlar ile Türkiye Cumhuriyeti Yasalarında soruşturmaya başlandığı esnada henüz suç olarak tanımlanmayan ve iddia olunan şike eyleminden dolayı Fenerbahçe Spor Kulübünün Başkanının ve bir kısım yöneticilerinin, Futbol Federasyon Başkanının ve bir takım spor kulübü yöneticilerinin ve futbol camiasına ilişkin isimleri yasadışı yollarla silahlı örgüt lideri, yöneticileri kurduğu iddiasıyla teknik ve fiziki takibe maruz bırakıldığı, birbirleriyle doğrudan bağlantısı olmayan Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı ve Futbol Federasyon Başkanının silahlı suç örgütüyle ilişkiliymiş gibi gösterilerek söz konusu takibe ve silahlı örgüt iddialarına zemin hazırlandığı, hedeflerine aldıkları ve haklarında yeterli delil olmayan veya yasal olarak herhangi bir suç isnat edilemeyecek şahısları masumiyet karinesine muhalif olarak silahlı suç örgütü haline dönüştürmek ve bu doğrultuda yargılanmalarını sağlamak amacıyla gerekçesiz bir şekilde şüphe arzetmeyen görüşmeleri örgütsel bağlantı gibi gösterdikleri, herhangi bir şekilde doğrudan irtibatları olmayan O.A.P.'le kulüp başkanı A.Y.ı irtibatlı ve örgütsel bağlantılı kılmak adına, dönemin Federasyon Başkanıyla o dönem kulüp başkanlığı yapan şahısların hiçbir tape ve HTS kaydına dayanmayan ve iddiadan ibaret olan görüşmelerini soruşturmaya vasıta kıldıkları, sözde örgütsel bağlantıyı sağlayan dönemin Federasyon Başkanı Ö. hakkında takipsizlik kararının verildiği, 6222 sayılı yasa çıkmadan önce suç teşkil etmeyen eylemlere ilişkin yerel mahkemece CMK 223/2-a maddesi gereğince unsurların oluşmaması nedeniyle dolandırıcılık yönünden beraat kararı verildiği, bilahare İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince ilgili soruşturmaya yönelik beraat kararı verildiği,bir takım soruşturmalara konu olduğu ve kamuoyunca FETÖ/PYD'nin beyin organı olarak bilinen Taraf, Bugün, Zaman, Samanyolu TV gibi yayın organlarıyla bu operasyon doğrultusunda içlerinde firari örgüt yöneticilerinin de bulunduğu kişilerce soruşturmaya yönelik algı yönetimi yapıldığı, toplum nezdinde bu soruşturmaya meşruiyet kazandırılmaya çalışıldığı, firari E.'nın 2011 tarihli yazısında 'şike bir milattır ve herşey tepeden tırnağa yeniden şekillenir' içeriğiyle bu şike operasyonunun ve ardından örgütçe yapılacak diğer operasyonların imasını içerir yazı yazıldığı, bu doğrultuda sanıkların firari ve tutuklu olan diğer örgüt üyeleriyle fikir ve eylem birliği içeresinde hareket ettiği, müsnet suçlara yönelik kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu anlaşılmakla şüpheliler... Mustafa Okumuş ...'ın yukarda anlatıldığı üzere Organize Suçlar Şube Müdürlüğünde bu konuyla ilgili olarak etkin görevlerde bulundukları, çoğu dinleme raporlarına imza ve paraf attıkları, bu soruşturmanın genişletilmesine yönelik eylemlerinin aktif ve belirleyici olarak yer alması, bu doğrultuda müsnet suçları işlediklerine yönelik kuvvetli suç şüphesinin bulunması, müsnet silahlı terör örgütüne üye olma suçunun kanunda öngörülen ceza miktarı, suçun işleniş şekli nazara alınarak müsnet haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçlarından ...CMK.100 [Ceza Muhakemesi Kanunu] ve devamı maddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına...[karar verildi.]" İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 23/5/2016 tarihinde, Başsavcılığın talebi üzerine başvurucunun da aralarında bulunduğu çok sayıda şüphelinin tutukluluk durumunu incelemiş ve haberleşmenin gizliliğini ihlal etme suçundan tutukluluğun uzatılması talebinin reddi ile şüphelilerin bu suçtan tahliyelerine, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ise tutukluluk hâllerinin devamına karar vermiştir. Tahliyeye ilişkin karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Her ne kadar şüpheliler ...Mustafa Okumuş, ...hakkında TCK [Türk Ceza Kanunu] 132/1-cümle uyarınca haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek suçundan tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi talep edilmiş ise de, atılı suçun suç tarihi 2010 olup, TCK 'nın 132/1-cümlesindeki suçun anılan tarihte cezası 6 aydan 2 yıla kadar olup, CMK 100/son gereğince üst sınırı nazara alındığında tutuklama yasağı bulunduğundan bu nedenle tutuklama kararı verilemeyeceğinden tüm şüphelilerin haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek suçundan tutukluluğun uzatılması talebin reddi ile şüphelilerin bu suçtan ayrı ayrı tahliyesine...[karar verildi.]" İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin tutukluluğun devamına ilişkin kararının gerekçesinin ilgili kısmı ise şöyledir:"...İstanbul Sulh Ceza Hakimliği'nin 2016/135 ve 2016/145 sayılı sorgularındaki tutuklamaya ilişkin somut gerekçelerinin halen geçerli olduğu ve atılı suçun CMK 100 maddesindeki tutuklama nedenleri var kabul edilen suçlardan oluşu nedeniyle CMK 100 ve maddeleri gereğince şüphelilerin ayrı ayrı tutukluluk hallerinin devamına ...[karar verildi.]" İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği, Başsavcılığın talebi üzerine 21/8/2016 tarihinde yaptığı inceleme sonucunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucu 29/8/2016 tarihinde bu karara itiraz etmiştir. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 23/9/2016 tarihinde bu itirazı yerinde görmemiş ve itirazın değerlendirilmesi amacıyla dosyayı İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine göndermiştir. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 26/9/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Bu karar başvurucuya bulunduğu ceza infaz kurumu tarafından 26/10/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 11/11/2016 tarihinde Başsavcılık aracılığıyla İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine başvurarak tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Başsavcılık da 17/11/2016 tarihinde aynı Hâkimlikten başvurucunun tutukluluk durumunun gözden geçirilmesi ve tutukluluğun devamına karar verilmesi isteminde bulunmuştur. Hâkimlik, başvurucunun ve Başsavcılığın taleplerini 17/11/2016 tarihinde birlikte değerlendirmiştir. Dosya üzerinden yapılan bu değerlendirme sonucunda tahliye talebinin reddi ile tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Hâkimliğin bu kararı başvurucuya bulunduğu ceza infaz kurumu tarafından 25/11/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 30/11/2016 tarihinde bu karara itiraz etmiş, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince 2/12/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. UYAP üzerinden yapılan incelemede bu kararın başvurucuya tebliğ edildiğine dair bir kayda rastlanmamıştır. Başvurucu 2/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başsavcılığın 1/12/2016 tarihli iddianamesiyle başvurucunun da aralarında olduğu şüphelilerin silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, silahlı terör örgütüne üye olma, resmî belgede sahtecilik, haberleşmenin gizliliğini ihlal etme, iftira, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları dinleme ve kaydetme, özel hayatın gizliliğini ihlal etme, özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etme suçlarını işlediklerinden bahisle cezalandırılmaları istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianame, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) tarafından 9/12/2016 tarihinde kabul edilmiş ve Mahkemenin E.2016/62 sayılı dosyası üzerinden yargılamaya başlanmıştır. Mahkeme 30/5/2019 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir. B. İlgili Süreç Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda FETÖ/PDY olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da darbe girişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar yürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). İlgili hukuk için bkz. Erdal Tercan (GK), B. No: 2016/15637, 12/4/2018, §§ 45-