Başvuru, velayet hakkının anneye tanınması ve yargılama sürecinde verilen ara kararlar ile nihai karar kapsamında çocuklar ile başvurucu baba arasında uygun şekilde şahsi ilişki tesis edilmemesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ve karar sonucunu etkileyecek olan iddiaların derece mahkemesi kararlarında karşılanmamış olması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, velayet hakkının anneye tanınması ve yargılama sürecinde verilen ara kararlar ile nihai karar kapsamında çocuklar ile başvurucu baba arasında uygun şekilde şahsi ilişki tesis edilmemesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ve karar sonucunu etkileyecek olan iddiaların derece mahkemesi kararlarında karşılanmamış olması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 18/12/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 20/2/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlığın 20/3/2015 tarihli görüş yazısı 30/3/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş olup başvurucu vekili tarafından 31/3/2015 tarihinde Bakanlık görüşüne karşı beyan dilekçesi sunulmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvuruya Konu Yargılama Süreci Dışındaki Yargısal İşlemler Başvurucu, eşinin 2003 ve 2006 doğumlu müşterek çocuklarını kendisinin haberi olmadan ABD'ye götürdüğünü iddia ederek Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi’nin (Lahey Sözleşmesi) ve maddeleri çerçevesinde çocukların iadesi istemiyle 7/1/2011 tarihinde Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüne başvurmuştur. Anılan Sözleşme'nin ve maddeleri çerçevesinde çocukların Türkiye'ye iade edilmesi istemiyle New York güney çevresinden sorumlu Birleşik Devletler Bölge Mahkemesinde açılan dava neticesinde Mahkeme 12/4/2012 tarihinde, annenin, başvurucu olan babaya verilen görüşme haklarını iade davası süresince kullanmasına izin vermesine yönelik tedbir kararı vermiş; 5/6/2012 tarihli kararında ise annenin, Türk Mahkemesi tarafından tesis edilen görüşme hakkına uymasına ve çocukları 15/7/2012 tarihine kadar Türkiye'ye iade etmesine hükmetmiştir. Belirtilen kararın temyizi üzerine Birleşik Devletler Temyiz Mahkemesi 11/2/2013 tarihli kararı ile iade kararını onaylamıştır. Başvurucu aleyhine Üsküdar Aile Mahkemesinin 2011/2 Değişik İş sayılı kararı kapsamında ve 14/1/1998 tarihli ve 4320 sayılı mülga Ailenin Korunmasına Dair Kanun uyarınca koruma kararı verilmiştir. Başvuruya Konu Yargılama Süreci Başvurucu aleyhine, İstanbul Aile Mahkemesinde 18/3/2011 tarihinde şiddetli geçimsizliğe dayalı boşanma davası açılmış, başvurucu tarafından karşı dava ile davacının davasının reddi, velayet ve tazminat taleplerinde bulunulmuştur. Başvurucunun yargılama sürecinde velayetin geçici olarak tevdii ve çocuklarla kişisel ilişki tesisi yönündeki talepleri ve bunlara ilişkin ara kararları aşağıdaki şekildedir:i. Yargılamanın 13/05/2011 tarihli ikinci celsesinde başvurucu ile çocukları arasında şahsi ilişki hususunda “...Davalı-davacının ABD'ye giderek çocuklarıyla her ayın ve haftaları cumartesi günü saat 10:00'dan pazar günü saat 12:00'ye kadar görüşebilmesi için tedbiren kişisel ilişki kurulmasına, geçici velayetlerinin babalarına verilmesi talebinin bu aşamada reddine." karar verilmiştir.ii. Yargılamanın 28/07/2011 tarihli dördüncü celsesinde "Davalı-davacı ile çocukları arasında 18 Ağustos 2011 günü saat 14:00'ten 1 Eylül 2011 günü saat 14:00'e kadar çocukların babalarının yanında kalmaları sureti ile tedbiren kişisel ilişki kurulmasına" karar verilmiştir.iii. Bu karar üzerine başvurucu tarafından çocukları ile ABD dışında, Türkiye'de ya da herhangi bir ülkede şahsi ilişki kurabilmesi için Mahkemeden yeniden talepte bulunulması üzerine Mahkemece talebin kabulüne dair 12/08/2011 tarihli ara karar tesis edilerek “Davalı-karşı davacının çocukları... ile 18 Ağustos 2011 günü saat 14:00'ten 1 Eylül 2011 günü saat 14:00'e kadar çocukların ABD'de ya da ABD dışında Türkiye'de ve diğer başka bir ülkede babalarının yanında kalmaları suretiyle tedbiren şahsi ilişki kurulmasına” hükmedilmiştir.iv. Başvurucu tarafından müşterek çocukların babayla görüşmeden sonra anneye teslimine dair hükmü de içeren tedbir kararının kaldırılması talebiyle Mahkemeye başvurulmuş ve Mahkeme celse arasında verdiği 14/09/2011 tarihli ara kararı ile bu talebi reddetmiştir. Mahkeme, gerekçesinde şu hususları belirtmiştir: "Davalı-davacının müşterek çocukların bakım ve gözetimlerine gerekli dikkat ve özeni göstermediği, uzun süren Türkiye-ABD arasındaki uçak yolculuğundan sonra çocukları Türkiye içinde de İstanbul-Ankara-Antalya gibi değişik şehirlerde yolculuk yaptırdığı, bu durumun çocukların sağlıklarını olumsuz etkilediği, çocukları belirtilen tarihte teslim etmeyerek iyi niyet kurallarına aykırı hareket ettiği, çocukların anne bakım ve şefkatine ihtiyaçlarının bulunduğu kanaatine varıldığından, davalı-davacı vekilinin mahkememizin 08/09/2011 tarihli tedbir kararının kaldırılmasına ilişkin talebinin reddine."v. Yargılamanın 30/03/2012 tarihli sekizinci celsesinde, başvurucunun talebi üzerine "Çocukların geçici velayetlerinin tüm dosya kapsamı dikkate alınarak babalarına verilmesine ilişkin talebin reddine, mahkememizin 13/05/2011 tarihli celsesinin 2 nolu ara kararında kurulan kişisel ilişki şeklinin aynen devamına" yönünde ara karar tesis edilmiştir. vi. 21/06/2012 tarihli onuncu celsede, başvurucu ile çocukları arasında kişisel ilişkiye dair "Tarafların müşterek çocuklarının mahkememiz uzmanı ile görüşmeleri de gerektiğinden ve adli tatil süresi de dikkate alınarak babaları ile 15 Temmuz günü saat 10:00'dan 15 Ağustos günü saat 10:00'a kadar babalarının yayında kalmaları ve görüşmeleri suretiyle kişisel ilişki kurulmasına" ara kararı tesis edilmiştir. vii. Davalı eşin mahkemeye müracaat ederek müşterek çocuklarının geçici velayetlerinin kendisine verilmesini talep etmesi üzerine Mahkeme, bu talep doğrultusunda psikologdan rapor istemiştir. Psikolog tarafından çocukların velayetlerinin anneye verilmesinin uygun olduğuna dair görüş verilmesi üzerine Mahkeme tarafından 03/08/2012 tarihinde "Tarafların müşterek çocuklarının, ... geçici velayetlerinin Türk Medeni Kanunu'nun 197/son ve 336/ maddeleri gereğince ... annelerine ... verilmesine." ve “Çocukların babaları ile tarafların ayrı ülkelerde yaşadıkları hususu da dikkate alınarak, ABD'de her ayın ve haftaları Cumartesi günü saat 10:00'dan Pazar günü saat 12:00'ye kadar görüşmesi ve çocukların babalarının yanında kalmaları suretiyle tedbiren kişisel ilişki kurulmasına" ilişkin ara kararı tesis edilmiştir.viii. Başvurucu, çocukların artık Türkiye'de olduğunu belirterek çocukları ile şahsi ilişkisinin yeniden düzenlenmesi talebiyle 15/08/2012 tarihinde Mahkemeye müracaat etmiştir. Mahkeme, başvurucu tarafından dosyaya ibraz edilen Birleşik Devletler Bölge Mahkemesi New York Güney Bölgesi 12 Civ. 2390 (LTS) No.lu 05 Haziran 2012 tarihli kararı göz önüne alarak başvurucunun talebinin kabulü yönünde ve "Tarafların müşterek çocuklarının ... geçici velayetlerinin annelerine verilmesine ilişkin mahkememizin 03/08/2012 tarihli ara kararının kaldırılmasına, bu konuda çocukların Türkiye'ye iadelerine ilişkin ABD Mahkemesi kararının kesinleşmesinden sonra karar verilmesine, Mahkememizin 13/05/2011 tarihli celsesinin nolu ara kararı ile çocuklarla babaları arasında tedbiren kişisel ilişkinin kaldırılmasına, Tarafların müşterek çocuklarının ... babaları ile Türkiye'de her ayın ve haftaları Cumartesi günü saat 10:00'dan Pazar günü saat 17:00'ye kadar ayrıca dini bayramların günü saat 10:00'dan saat 17:00'ye kadar babalarının yanında kalmaları ve görüşmeleri suretiyle tedbiren kişisel ilişki kurulmasına." ilişkin 15/08/2012 tarihli ara kararı tesis etmiştir. Yapılan yargılama neticesinde İstanbul Aile Mahkemesinin 28/5/2013 tarihli ve E.2011/91, K.2013/351 sayılı kararı ile başvurucu kusurlu bulunarak davacının boşanma davası kabul edilmiş; başvurucunun karşı davası ispat edilemediğinden reddedilmiş, müşterek çocukların velayetinin davacı anneye bırakılmasına, 000 TL maddi tazminat ile 000 TL manevi tazminatın başvurucudan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir. Belirtilen karar kapsamında kısa kararda müşterek çocukların velayetlerinin davacı anneye verilmesine, başvurucu baba ile gerekçeli kararda belirtileceği şekilde kişisel ilişki kurulmasına, yargılama sırasında 15/8/2012 tarihli karar ile çocuklar ve başvurucu arasında tedbiren kurulan kişisel ilişkinin karar kesinleşinceye kadar devamına hükmedilmiş; gerekçeli kararda ise başvurucu ile çocukları arasında Türkiye'de bulunmaları durumunda her ayın ve haftaları cumartesi günü saat 00'dan pazar günü 00'ye kadar, dinî bayramların günü saat 00'dan günü saat 00'ye kadar, sömestir tatilinin günü saat saat 00'dan günü 00'ye kadar, her yıl temmuz ayının günü saat 00'dan günü saat 00'ye kadar, ayrı ülkede yaşadıkları takdirde her yıl temmuz ayının günü saat 00'dan ağustos ayının günü saat 00'ye kadar çocukların babalarının yanında kalmaları suretiyle kişisel ilişki kurulmasına hükmedilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, Yargıtay Hukuk Dairesinin 6/5/2014 tarihli ve E.2013/17963, K.2014/9660 sayılı ilamı ile boşanma ve velayet yönünden onanmış; davacı lehine takdir edilen maddi tazminat ve yoksulluk nafakası yönünden bozulmuştur. Başvurucunun karar düzeltme istemi Yargıtay Hukuk Dairesinin 24/11/2014 tarihli ve E.2014/20850, K.2014/23632 sayılı ilamı ile reddedilerek maddi tazminat ve yoksulluk nafakası dışındaki hükümler yönünden aynı tarihte kesinleşmiştir. Başvurucu karar düzeltme talebinin reddine ilişkin karardan 12/12/2014 tarihinde haberdar olduğunu belirtmiştir. Başvurucu 18/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Hâkimin takdir yetkisi” kenar başlıklı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir: “Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.” 4721 sayılı Kanun’un “Birlikte yaşamaya ara verilmesi” kenar başlıklı maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir: “Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa hâkim, ana ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre gereken önlemleri alır.” Türkiye açısından 14/10/1990 tarihinde imzalanan ve 27/1/1995 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 20/11/1989 tarihli Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “(1)Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.” Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin maddesinin ilgili fıkraları şöyledir: “(1)Yetkili makamlar uygulanabilir yasa ve usullere göre ve temyiz yolu açık olarak, ayrılığın çocuğun yüksek yararına olduğu yolunda karar vermedikçe, Taraf Devletler, çocuğun; ana–babasından, onların rızası dışında ayrılmamasını güvence altına alırlar. Ancak, ana–babası tarafından çocuğun kötü muameleye maruz bırakılması ya da ihmâl edilmesi durumlarında ya da ana–babanın birbirinden ayrı yaşaması nedeniyle çocuğun ikametgâhının belirlenmesi amacıyla karara varılması gerektiğinde, bu tür bir ayrılık kararı verilebilir. (2)Bu maddenin birinci fıkrası uyarınca girişilen her işlemde, ilgili bütün taraflara işleme katılma ve görüşlerini bildirme olanağı tanınır. (3)Taraf Devletler, ana–babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça, ana babanın ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler.”