İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH: 16/04/2026 YAZILDIĞI TARİH: 20/04/2026 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/10/2024 tarihli, 2021/826 Esas ve 2024/931 Karar sayılı gerekçeli kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmekle inceleme aşamasında dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava …
T. C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/342 KARAR NO: 2026/680 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2021/826 Esas, 2024/931 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ: 29/11/2021 İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH: 16/04/2026 YAZILDIĞI TARİH: 20/04/2026 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/10/2024 tarihli, 2021/826 Esas ve 2024/931 Karar sayılı gerekçeli kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmekle inceleme aşamasında dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinden özetle; davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı yarı römorklu tır ile ... tarihinde davacı ...'ın sevk ve idaresindeki ve diğer davacıların yolcu olarak bulunduğu ... plaka sayılı aracın çarpışması sonucunda yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumunda davalı ...'ın asli kusurlu, davacı ...'ın ise tali kusurlu olduğunun belirlendiğini, kazada davacının hiçbir kusurunun bulunmadığını, kaza nedeniyle davacılarda yaralanmalar meydana geldiğini, davacıların tedavi gördüklerini, davacı aracının ise pert olduğunu, sigorta şirketinin bir kısım ödeme yaptığını ancak aracın kaza tarihindeki değerini tam karşılamadığını, kazayla ilgili olarak Bünyan Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/109 Esas sayılı dosyasıyla davalı sürücünün ceza aldığını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek bu nedenlerle şimdilik davacı ... için 500,00 TL maddi tazminat, 250,00 TL bakıcı ücreti, 250,00 TL araç zararı davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, davacı ... için 500,00 TL maddi tazminat ile 250,00 TL bakıcı ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, davacı ... için 500,00 TL maddi tazminat ile 250,00 TL bakıcı ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, ayrıca davacı ... için 20.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL ve ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi haricindeki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava ettiği görülmüştür. Davalı ... vekili cevap dilekçesinden özetle; davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalının yol üzerinde yanında tarla sahibi şahıs ile kendisine ait olmayan ancak kallanımında olan tır ile hareket halinde olduğunu, dönüş yapmak üzere sinyal verdiğini, kazaya karışan aracın hızını artırarak davalının şerit değiştirmesine engel olmaya çalıştığını ve kazaya sebebiyet verdiğini, yapılan ceza yargılamasında verilen kararın üst mahkemeye itiraz nedeniyle taşındığını, davalının kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığını, davacıların mululiyetlerinin gerçeği yansıtmadığını, ceza yargılamasında davacı ...'in kaza sebebiyle kendisinde bir yaralanma olmadığını beyan ettiğini, davacının aracında meydana gelen zararın karşılandığını, talep edilen tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, davacıların iddia ettikleri zararların gerçeği yansıtmadığını belirterek bu nedenlerle davanın reddini talep ettiği görülmüştür. Davalı... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuru şartının usulüne uygun şekilde yerine getirilmediğini, davalı sigorta şirketinin temerrüte düşürülmediğini, davanın usulden reddi gerektiğini, davacının maddi tazminat olarak ne talep ettiğinin açıklattırılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatından davalı şirketin sorumlu olmadığını, bakıcı giderinin ise ispatlanması gerektiğini, bu taleplerin reddi gerektiğini, dosyanın adli tıp kurumundan kusur oranının tespitini talep ettiklerini, davacının maluliyeti iddiasının ispatlanması gerektiğini, maluliyet raporu alınması gerektiğini, hesabın ise TRH 2010 hayat tablosu kullanılarak yapılması gerektiğini, somut olayla ilgili açılmış davaların celbedilmesi gerektiğini, sonuçlanmamış ise bekletici mesele yapılması gerektiğini, SGK başta olmak üzere kurum ve kuruluşlardan ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini belirterek bu nedenlerle davanın reddini, dava açılmasına sebebiyet verilmediğinden davalı şirket aleyhine faize, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini talep ettiği görülmüştür. Davalı ...Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı def'inde bulunduklarını, zaman aşımı süreleri geçtikten sonra dava açıldığını, başvuru dava şartı noksanlığı bulunduğunu, başvurunun tam yapılmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı şirketin sorumluluğunun 01/06/2015 tarihinde yapılan değişiklik ile yeniden düzenlenen ZMMS genel şartları uyarınca belirlenmesi gerektiğini, kusur oranlarının tespiti için Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden rapor alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe teminat limiti ile sınırlı kalacak şekilde sorumlu olacaklarını, davacılar tarafından sunulan maluliyet oranlarını gösteren raporların hükme esas teşkil etmesinin hukuken mümkün olmadığını, maluliyet oranının adli tıp kurumunca alınacak rapor ile tespit edilmesi gerektiğini, davalının davacıların tedavi giderlerinden ve tedavi giderleri dönemine ait olduğu kabul edilen geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve sair tedavi giderlerinden ve ulaşım yol giderlerinden ve sari dolaylı giderlerden sorumlu olmadığını, ... tarihli trafik kazası sonucu davalı şirket tarafından davacı tarafa 11/11/2019 tarihide araç hasar pert zararı için 5.250,00-TL ödeme yapıldığını, davacı tarafından halen bir takım mesnetsiz sebeplerle hak iddia edilmesinin iyi niyet kuralı ile izah edilemeyeceğini, olay sebebiyle elde edilen kazanımların tazminat tutarından indirilmesi ile haksız eylem sonucu gerçekleşen gerçek zararın belirlenmesi ve ona göre tazminata hükmedilmesi gerektiğini, tazminat hesabının aktüer uzmanı bilirkişi aracılığıyla yaptırılmasını, davalı şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu belirterek bu nedenlerle öncelikle zamanaşımı defini ve başvuru şartının tam gerçekleşmemiş olması nedeniyle davanın reddini, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olmasından dolayı davacıların kalıcı sakatlığı olmadığından geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi gideri, yol/ulaşım giderleri ve ara hasar/pert zararı ile ilgili dava dilekçesinde de belirtildiği gibi yapılan ödemeyle zarar tazmin edildiğinden davanın reddini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla aleyhe hüküm kurulacak olması halinde SGK tarafından yapılan yapılacak ödemelerin davalının sorumluluğundan tenzilini, davanın ikame edilmesine sebep olunmadığından müvekkili aleyhine faiz, harç, yargılama gideri yükletilmemesini talep ettiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "1-Davacı ...'ın maddi tazminat taleplerinin KISMEN KABULÜ ile 202,09 TL geçici iş göremezlik şeklindeki maddi tazminatın davalı ...Aş yönünden 26/10/2020, diğer davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine, geçici / sürekli iş göremezlik yönünden (297,91 TL ) bakıcı gideri (250,00 TL ) yönünden ve araç hasar bedeli (250 TL ) yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine, 2- Davacı ...'ın maddi tazminat taleplerinin KISMEN KABULÜ ile 336,82 TL geçici iş göremezlik ve (SGK tarafından karşılanmayan) 500,00 TL tedavi gideri şeklindeki maddi tazminatın davalı ...Aş yönünden 26/10/2020, diğer davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine, bakıcı gideri (250 TL) yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Davacı ...'in maddi tazminat taleplerinin KISMEN KABULÜ ile 1.340.579,29 TL sürekli iş göremezlik, 4.041,80 TL geçici iş göremezlik, 3.000 TL ( SGK tarafından karşılanmayan ) tedavi gideri şeklindeki maddi tazminatın (Davalı ...AŞ'nin sürekli iş göremezlik şeklindeki maddi tazminattan, ölüm/sakatlık klozu dahilinde poliçe limiti olan 360.000,00 TL ile, geçici iş göremezlik ve tedavi gideri şeklindeki maddi tazminattan sağlık/tedavi giderleri klozu dahilinde 360.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davalı ...Aş yönünden 26/10/2020, diğer davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine, bakıcı gideri (250 TL ) yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine, 4-Davacı ...'in dava dilekçesi ile birlikte, davalı... AŞ'ye yönelik maddi tazminat talebinin (750,00 TL ) reddine, 5-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile 2000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan ...tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılar ... ve ...'dan alınarak adı geçen davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 6-Davacı ...'in manevi tazminat talebinin KABULÜ ile 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılar ... ve ...'dan alınarak adı geçen davacıya verilmesine, 7-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile 2.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılar ... ve ...'dan alınarak adı geçen davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, ..." dair karar verildiği görülmüştür. İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir. TARAFLARCA İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının yasa ve usule aykırı olduğunu, kabul etmediklerini, yargılama süresince defalarca Adli Tıp Kurumu raporlarına itiraz ederek müvekkillerinin gerçek maluliyet oranlarının belirlenmesi açısından dosyanın ve müvekkillerinin İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilmesini talep etmelerine rağmen, taleplerinin değerlendirilmediğini, tek raporla yetinilerek hüküm kurulduğunu, bu durumun müvekkilleri açısından hak kaybına sebebiyet verdiğini, verilen maluliyet oranlarının düşük kaldığını, ilk derece mahkemesince gerekçeli kararın üst kısmında temerrüt faizinden söz edilmesine rağmen, hüküm kısmında yasal faize hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek arz ve izah edilen nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının müvekkilleri lehine talepleri gibi karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacılar tarafından dosyaya bir takım hastane kayıtları ile sağlık raporları sunulduğunu, bu raporlara dayanılarak hükmün verildiğini, ancak bu raporların ATK 3. İhtisas Dairesi tarafından verilmesi gerektiğini, dosyaya sunulan bağımsız eksperin mütalaasında kaza nedeniyle davacıda oluşan maluliyetin hatalı değerlendirildiğini, oranın olması gerekenin çok üzerinde hesaplandığını, ilk derce mahkemesince çelişkiler giderilmeden hüküm tesis edildiğini, dosyaya sunulan sağlık raporları ile doğru bir maluliyet oranı hesaplaması değerlendirmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin asli kusurlu kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hazırlanan aktüer raporunda da tazminat miktarlarının fahiş hesaplandığını, müvekkili aleyhine kabul edilen manevi tazminat miktarının da çok yüksek olduğunu, dosya kesinleşinceye kadar icra ve haciz işlemlerinin yapılmaması için tehiri icra talep ettiklerini belirterek arz ve izah edilen nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından dosyaya sunulan sağlık raporlarının objektif değerlendirmelerden uzak olduğunu Yargıtay ilke ve kararlarında hükme esas alınacak raporların Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenmiş olması gerektiği hususunu gözettiğini, sadece dosyaya sunulan raporlar üzerinden doğru bir değerlendirmenin yapılmasının mümkün olmadığını, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi veya üniversitelerin adli tıp anabilim dallarından seçilecek heyet tarafından maluliyet oranının belirlenmesi gerektiğini, dava konusu kazanın hangi sebeple meydana geldiğinin araştırılması gerektiğini, hangi sürücünün ne kadar kusurlu olduğu hususunun şüpheye yer verilmeyecek şekilde ortaya konulması gerektiğini, tazminat hesabının uzmanlık gerektirdiğini, Hazine Müşteşarlığı tarafından kabul edilen bir aktüer uzmanı seçilerek anılan hesaplamaların yaptırılması gerektiğini belirterek arz ve izah edilen nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini, tehiri icra taleplerinin kabulünü, davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Davalı ...A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından dosyaya sunulan ve sözde maluliyet oranlarını gösterdiği ileri sürülen raporların hükme esas alınmasının hukuken doğru olmadığını, haksız fiil sebebiyle tazminata esas olan unsurun maluliyet olduğunu, öncelikle maluliyet hususundaki çelişkinin giderilmesinin gerektiğini, maluliyete ilişkin tespitin Adli Tıp Kurumu tarafından heyetçe alınarak nihai rapor ile ortaya çıkacağını, karar konu kusur raporlarının çelişkili olduğunu, yeterli inceleme yapılmadan aldırılan kusur raporlarına dayanılarak aleyhe hüküm kurulmasını kabul etmediklerini, kusur oranları konusunda en doğru ve net tespitin yapılabilmesi için Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunlu olduğunu, tazminat hesabının uzmanlık gerektirdiğini, bu nedenle Hazine Müşteşarlığı tarafından kabul edilen bir aktüer uzmanı seçilerek anılan hesaplamaların yaptırılması gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik süresinde maaşını tam alıp almadığının tespitinin gerektiğini, haksız eylem sonucu yaralanma ve maluliyet sebebiyle açılacak maddi tazminat davalarında, tazminatın denkleştirilmesi kuralı gereğince, olay sebebiyle elde edilen kazanımların tazminat tutarından indirilmesi ile haksız eylem sonucu gerçekleşen gerçek zararın belirlenmesi ve ona göre tazminata hükmedilmesi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından arac hasar pert zararı için ödeme yapıldığını, müvekkili şirket tarafından teminat limitinin tamamının ödendiğini, poliçe kapsamında tedavi gideri klozu mevcut olmadığını, iki ayrı teminat olarak ayrı ayrı hüküm kurulmasının doğru olmadığını, kaza esnasında davacıların emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olduğunu belirterek arz ve izah edilen nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının tehiri icra talepli olarak istinaf ettiklerini, haksız ve hukuka aykırı ilk derece mahkemesi kararının müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/10/2024 tarihli, 2021/826 Esas ve 2024/931 Karar sayılı gerekçeli kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi. Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355. maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince tarafların istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar ile bağlı kalınarak ilk derece mahkemesine ait dava dosyası esas bakımından incelendiğinde; İstinaf incelemesine konu dava, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunda " ... plaka sayılı çekici sürücüsü ...'ın; KTK'nın 53. maddesinde belirtilen “sola dönüş kurallarını. KTK'nın 67. maddesinde belirtilen “araç manevralarını düzenleyen” kuralları” ve KTK'nın 84/A-06 kod nolu “doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma" kuralını ihlal ederek kazaya sebebiyet verdiği, ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın kazaya etken kural ihlalinde bulunmadığı" şeklinde kanaat içerdiği, bu raporun trafik kaza tespit tutanağı ile Bünyan Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/109 Esas sayılı dosyasına sunulu olan 09/03/2021 tarihli kusur bilirkişi raporu ile açıkça çelişkili olduğu görülmektedir. Bu haliyle çelişkili kusur raporunun hükme esas alınması hatalı olup, tarafların kusura yönelik istinafları yerinde görülmüştür. Bu itibarla mahkemece İTÜ Trafik Kürsüsü'nden veya Karayolları Fen Heyeti'nden oluşturulacak bilirkişi kurulundan kusura dair çelişkileri giderecek ve itirazları karşılayacak şekilde yeniden rapor alınması gerektiği anlaşılmakla, kararın bu yön itibariyle kaldırılması gerekmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (..., ...Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (..., ..., Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418). Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığında, davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Dava dosyası içerisindeki kaza tespit tutanağının incelenmesinde davacıların emniyet kemeri takıp takmadığının belirsiz olduğu görülmüştür. Dava dosyası içerinde ve Bünyan Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/109 Esas sayılı dosyası içeriğinde de aksini gösterir bir delil bulunmamakta olup mahkemece mütefarik kusur indirimi yapılmamış olması doğrudur. Davalı ...Anonim Şirketi'nin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. 6098 sayılı TBK'nın 54. maddesinde çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile kazanç kaybı, bedensel zararlar kapsamında sayılmış olup, geçici iş görmezlik zararlarının da bu kapsamda olmasına, sürücü ve işletenin, zarar görenin geçici iş görmezlik zararlarından sorumlu olması nedeniyle, aracın sigortalı olması halinde 2918 sayılı Yasa'nın 90. maddesi gereğince, sigortanın sorumluluğu da TBK hükümlerine göre belirleneceğinden ve geçici iş göremezlik zararları da 2918 sayılı Kanun'un 92. maddesinde sigorta teminatı dışında tutulmadığından, davacının geçici iş göremezlik tazminatını, davalı sigorta şirketinden talep edebilmesine, her ne kadar davalı tarafından ZMSS yeni genel şartları ve 6111 sayılı Yasa ile değişiklik yapılan 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesi gereğince geçici iş görmezlik zararlarının tedavi giderleri kapsamında olduğundan bahisle, SGK'nın sorumluluğunda olduğu iddia edilmiş ise de, genel şartlara atıf yapan kanuni düzenleme Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildiği gibi, geçici iş göremezlik zararı tedavi gideri olmayıp, 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesinde geçici iş göremezlik zararlarının SGK'nın sorumluluğunda olduğuna ilişkin düzenlemenin de yer almamasına göre geçici iş göremezlik zararı, SGK tarafından karşılanmayan belgesiz tedavi gideri zararı ve bakıcı gideri zararından davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğunun kabulüne ilişkin mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu, davacıların geçici iş göremezlik süresinde maaş almaya devam ettikleri de ispatlanamadığı anlaşılmış olup, davalı sigorta vekilinin bu yönlerdeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. Yargıtay uygulamalarına göre, maluliyet raporu adli tıp uzmanları tarafından düzenlenmeli ve maluliyet oranı kaza tarihindeki mevzuata uygun olarak belirlenmelidir. "Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan" başlığı altında düzenlenen TBK'nın 54. maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Davacılar ... ve ...'ın iş göremezlik raporları üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı bölümünden mevzuata ve yerleşik uygulamaya uygun şekilde alındığı anlaşılmış olup davacı vekilinin, davalı ... vekilinin ve davalı sigorta vekilinin bu yönlerdeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. Davaya konu trafik kazasına karışan ... plaka sayılı aracın çekici olduğu anlaşılmakla hükmedilen tazminatlara ticari avans faizi işletilmesi mümkündür. Ancak dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde yasal faiz istenildiği görüldüğünden taleple bağlılık ilkesi uyarınca mahkemece yasal faize hükmedilmesi doğrudur. Davacılar vekilinin aksine istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. 01/06/2015 tarihinden önce meydana gelmiş olan trafik kazalarında cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında Yargıtay'ca PMF - 1931 yaşam tablosu esas alınıyor ve %10 artırım %10 iskonto yöntemiyle zarar görenlerin tazminat alacağı hesaplanıyordu. 01/06/2015 tarihinde yeni Genel Şartlar'ın yürürlüğe girmesiyle birlikte, 01/06/2015 tarihinden sonra meydana gelen ve 01/06/2015 tarihinden sonra düzenlenmiş olan poliçelerde PMF 1931 yaşam tablosu ve %10 artırım %10 iskonto yönteminden vazgeçilerek poliçelerin eki niteliğindeki genel şartlar gereğince tazminat hesabında TRH - 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz yöntemi kullanılmaya başlanıldı. Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK'nın 90. ve 92. maddelerinde "genel şartlara" atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar ...tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nce zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir (Yargıtay 17. HD.'nin 2019/5206 E. 2020/8874 K. 22/12/2020 tarihli ilamı). Yerleşik yargı uygulamalarına göre; Sigortacılık Ve Özel Emeklilik Düzenleme Ve Denetleme Kurumu'ndan hangi hesaplama cetveli ve her hangi teknik faiz esas alınarak aktüer hesaplama yaptırılmasına gerek bulunmamaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda zararın belirlenmesi bakımından TRH yaşam tablosu ve %10 arttırma %10 iskonto uygulanmak sureti ile hesaplama yapıldığı, hesap raporunun Hazine Müşteşarlığı'nca seçilen aktüer bilirkişiden alınmazı zorunluluğunun bulunmadığı, yine 1,8 teknik faizin kullanılmamasının doğru olduğu görülmekle davalı ... vekilinin ve davalı ...Anonim Şirketi'nin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından varsa geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastanelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıkları ve benzeri kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. Somut olayda, davacı ... hakkında davaya konu kaza neticesinde maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 15/02/2023 tarihli maluliyet raporunda davacı ...'in rapor konusu trafik kazası ile illiyet bağı içerisinde meydana gelen ve sekel mahiyetindeki ya da tıbben kalıcı/iyileşme olanağı beklenmeyen patolojileri ilgi yazı dolayısıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre adı geçende tespit edilen karışık anksiyete ve depresyon duygu durum karışımı ile giden uyum bozukluğu ilgili mevzuatın "Zihinsel, ruhsal, davranışsal bozukluklar / anksiyete bozuklukları ve somatoform bozukluklar" tanımlaması kapsamında değerlendirilerek tüm vücut fonksiyon kaybı oranı %20 olarak belirlenmiştir. Ancak anılan raporda özellikle kazadan sonra oluştuğu belirtilen uyum bozukluğu olarak nitelendirilen rahatsızlığın ömür boyu sürüp sürmeyeceği, tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği ve ömür boyu aynı oranda sürüp sürmeyeceği, sürekli değilse ne kadar devam edeceği hususlarına yer verilmemiştir. Dosya kapsamındaki sağlık kurulu raporu hüküm kurmaya bu yönden elverişli değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2024/11764 Esas ve 2026/2010 Karar sayılı,2023/5898 Esas ve 2025/5056 Karar sayılı emsal ilamları). Bu durumda ilk derece mahkemesince; davacı ...'in psikiyatrik tedavi gördüğü tüm tedavi kurum ve kuruluşlarının davacılar vekilinden bildirilmesi istenilerek bu davacının psikiyatrik tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakı temin edildikten sonra, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve içerisinde psikiyatri uzmanının da bulunduğu Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden davaya konu kazadan sonra oluştuğu belirtilen "uyum bozukluğu" olarak nitelendirilen rahatsızlık nedeniyle davacı ...'de sürekli iş göremezliğin oluşup oluşmadığı, kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığı, ömür boyu sürüp sürmeyeceği, sürekli değilse ne kadar devam edeceği hususlarına yer verilerek ve davacı ...'in bizzat muayene edilmek suretiyle gerekçeli, denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Taraf vekillerinin bu konudaki istinaf itirazlarının yerinde olduğu görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısım hakkında karar verilmemiş olması Bölge Adliye Mahkemesince esası incelenmeden kararın kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye kesin olarak gönderme nedenidir. Yukarıda açıklandığı üzere taraf vekillerinin istinaf başvurusunun belirtilen hususlara münhasır olarak kabulü ile aleyhine istinaf yoluna başvurulan ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması ve yeniden yargılamaya devam edilmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi uyarınca dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davacılar ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a/6 maddesi gereğince Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/826 Esas, 2024/931 Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-)Davanın yukarıda gerekçe bölümünde belirtilen hususlar değerlendirilerek yeniden görülmesi için dosyanın MAHKEMESİNE İADESİNE, 3-)Peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde istinaf kanun yoluna başvuranlara iadesine, 4-)İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuranlar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-)İstinaf kanun yoluna başvuranlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-)İstinaf yargılaması bakımından istinaf kanun yoluna başvuranlar tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine, 7-)Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin HMK'nın 302/5 ve 359/3. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a/6 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a, 362/1-g maddeleri uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16/04/2026