11. Ceza Dairesi 2023/6268 E. , 2023/10404 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/562 E., 2023/412 K. SUÇLAR : Sahte fatura kullanma, defter, kayıt ve belgeleri gizleme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞLERİ: Kısmî onama, kısmî düşme, kısmî bozma İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararının katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünü
**11. Ceza Dairesi 2023/6268 E. , 2023/10404 K.** **"İçtihat Metni"** B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/562 E., 2023/412 K. SUÇLAR : Sahte fatura kullanma, defter, kayıt ve belgeleri gizleme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞLERİ: Kısmî onama, kısmî düşme, kısmî bozma İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararının katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Sanık hakkında birleşen dosyada defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan verilen kararın daha önce Yargıtay denetiminden geçmemesi ve Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden sonra verilmesi nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 272 nci maddesine göre istinaf yoluna tabi olduğu anlaşılmıştır. Sanık hakkında bozma üzerine sahte fatura kullanma suçundan kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Temyizin kapsamına göre; Bozma üzerine yapılan yargılamada, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile sanık hakkında 2010 takvim yılında sahte fatura kullanma suçundan kamu davasının olağanüstü zamanaşımı nedeniyle düşme; 2011 takvim yılında sahte fatura kullanma suçundan ise mahkûmiyet kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz istemleri, kararın usûl ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. GEREKÇE Hükmün gerekçe bölümünde isabetli şekilde sanığa yüklenen suçun sahte fatura kullanma suçu olduğu belirlenmesine rağmen, hüküm fıkralarında suçun sahte fatura düzenleme olarak nitelendirilmesi yazım hatası olarak değerlendirilmiştir. 1.Sanığın yargılama konusu 2011 takvim yılında sahte fatura kullanma eylemi için, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359 uncu maddesinin (b) bendi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü; aynı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin bozma öncesi verilen 06.05.2014 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu ve bu tarihten, hüküm tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu gözetilmeden, yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. 2.15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesiyle 213 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesine eklenen “Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.” fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “Zamanaşımı, ... zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, ... itibaren işlemeye başlar” hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, dosya kapsamında toplanan delillere göre, sanığın farklı takvim yıllarındaki eylemleri arasında hukuki veya fiili kesintinin bulunmaması nedeniyle eylemlerin birden fazla takvim yılı içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme şekilde gerçekleştirildiği, bu nedenle 2010 takvim yılındaki eyleminin bağımsız bir suç olarak değerlendirilip suç tarihinden itibaren zamanaşımının dolduğundan bahisle kamu davasının düşürülemeyeceğinin gözetilmemesi yasaya aykırı ise de; 2010 takvim yılında sahte fatura kullanma suçu yönünden de bozma öncesi verilen 06.05.2014 tarihli mahkûmiyet kararından hüküm tarihine kadar 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu dikkate alındığından bu husus sonuca etkili görülmemiştir. IV. KARAR A. Defter, Kayıt ve Belgeleri Gizleme Suçu Yönünden Sanık hakkında birleşen dosyada defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan verilen kararın daha önce Yargıtay denetiminden geçmemesi ve Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden sonra verilmesi nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 272 nci maddesine göre istinaf yoluna tabi olduğu, kanun yolu incelemesinin istinaf merciince yapılması gerektiği anlaşılmakla, dava dosyasının, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, B. 2010 Takvim Yılında Sahte Fatura Kullanma Suçu Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, C. 2011 Takvim Yılında Sahte Fatura Kullanma Suçu Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.12.2023 tarihinde karar verildi.