Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalının davacı müvekkil şirketine olan borcu nedeniyle Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve davalının yapılan icra takibine itiraz ederek icra takibini durdurğunu, borçlunun itirazının haksız olduğunu ve hukuki dayanaktan yoksun olduğundan itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğini, davalı takip borçlusu ile davacı müvekkil sigorta şirketi arasın ... plakalı araç için 22.03.2016 -22.03.2017 tarihler
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından takip borçlusu ...'a borcu olduğu iddiası ile İİK'nın 89/3. maddesi kapsamında haciz ihbarnamesi gönderildiğini, işbu ihbarnamenin davacı şehir dışındayken usulsüz olarak muhtara tebliğ edildiğini, davacının başka bir iş sebebiyle muhtarlığa gittiğinde işbu tebligattan tesadüfen haberinin olduğunu, davacının haciz ihbarnamesinin dayanağını oluşturan takip dosyası borçlusuna borcu olduğu hususunun gerçek olmadığını belirterek yapılan usulsüz tebligatın tebliğ tarihinin davacının öğrenme tarihi olan 08/11/2019 tarihi olarak düzeltilmesine, 89/3 haciz ihtarnamesine yapılan itirazlarının süresi içinde yapıldığının tespit ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmaması nedeniyle reddine, elde ki davaya bakma görevinin mahkemenin görev alanı içerisinde bulunmaması nedeniyle davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, görevsizlik kararı verilerek İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;ilk derece mahkemesine sunulan beyanlarda işbu davanın hak düşürücü süre bitiminden sonra ikame edildiği, dolayısıyla usulden reddi gerektiği yönünde itirazlarda bulunulduğu halde ilk derece mahkemesince ilk inceleme sonucunda görevsizlik kararı verilmesinin usul ve hukuka aykırı belirterek karanın kaldırılmasını talep etmiştir. HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonucunda: Dava, İİK 89. madde kapsamında gönderilen haciz ihbarnamelerine süresi içerisinde cevap verilmemesi üzerine açılan menfi tespit davasıdır. HMK'nın 1.maddesine göre göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. HMK'nın 114/1-c bendi ile mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiş olup 115/1. maddesine göre de mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Somut uyumazlıkta taraflar arası ticari bir ilişki bulunmamakla taraflar tacir sıfatını da haiz değildir. Davacı ile davalı arasında doğrudan bir ticari ilişki de bulunmamaktadır. Uyuşmazlık takip hukukundan kaynaklandığından görevli mahkeme genel yetkili Asliye Hukuk Mahkemesidir (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 12/04/2016 tarih, 2016/3568 Esas ve 2016/6425 Karar, 26/02/2016 tarih, 2015/15365 Esas ve 2016/3253 Karar sayılı kararları ). Davalı vekili, istinaf dilekçesi ile görevsizlik kararının kaldırılarak dava dosyasının hak düşürücü sürede açılmadığından reddine karar verilmesini talep etmiştir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzeninden olduğundan diğer dava şartlarından ve sürelerden önce resen gözetilir. Bu bağlamda hak düşürücü süre itirazın da yönelik iddia ve itiraz da görevli mahkemece değerlendirilmesi gerektiğinden davalı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine dair kararda isabetsizlik bulunmadığından, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.