Başvuru, ihbar ikramiyesi ödenmesi talebiyle açılan davanın incelenmeksizin reddi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, ihbar ikramiyesi ödenmesi talebiyle açılan davanın incelenmeksizin reddi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 2/7/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından görüş sunulmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, kaçakçılık yapıldığı iddiasıyla Gümrük ve Ticaret Bakanlığı nezdinde bir özel şirket hakkında şikâyette bulunmuştur. Ayrıca başvurucu, söz konusu şikâyetinin akıbeti hakkında bilgilendirilmesi ve şirket hakkında gereken işlemlerin yapılması istemiyle muhtelif tarihlerde idari başvurular gerçekleştirmiştir. Başvurucu bu sürecin ardından 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu uyarınca hakkettiğini ileri sürdüğü ihbar ikramiyesinin tespiti ve tarafına ödenmesi istemiyle Ankara İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Ankara İdare Mahkemesi (Mahkeme) 5/11/2009 tarihli kararıyla; öncelikle 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesi uyarınca idari yargı kolunda sadece iptal ve/veya tam yargı davası açılabileceğini, idari yargı yetkisinin idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğunu ve idari eylem ve işlem niteliğinde yargı kararı verilemeyeceğini vurgulamıştır. Mahkeme, 2577 sayılı Kanun'un ve maddeleri uyarınca da idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmadığı durumlarda davanın usul hükümleri yönünden reddedileceğini tespit etmiştir. Mahkeme somut olaya ilişkin olarak da ihbar ikramiyesinin ödenebilmesi için usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, dava dilekçesinde ise ihbar ikramiyesinin belirlenmesi istemine yer verilerek idari işlem ve eylem niteliğinde idari yargı düzeninde öngörülmeyen tespit isteminde bulunulduğunu belirtmiştir. Sonuç olarak Mahkeme, idareye ihbar ikramiyesi ile ilgili olarak usulüne uygun başvuru yapılmaksızın, ihbar ikramiyesinin tespiti ve ödenmesi istemiyle açılan davanın esasının incelenmesinin olanaklı olmadığı gerekçesiyle incelenmeksizin ret kararı vermiştir. Söz konusu karar, Danıştay Onuncu Dairesinin 11/4/2013 tarihli kararıyla onanmış ve karar düzeltme istemi aynı Dairenin 24/4/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.B. İlgili Hukuk Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” Anayasa'nın "Yargı yolu"kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi ile dördüncü fıkrasının son cümlesi şöyledir: " İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır." "... idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez." 2577 sayılı Kanun'un idari dava türlerini belirleyen maddesinin birinci fıkrası ve ikinci fıkrasının ilk cümlesi şöyledir: " İdari dava türleri şunlardır: a) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafindan açılan iptal davaları b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır... " 2577 sayılı Kanun'un maddesinin ilk fıkrası ile ikinci fıkrasının birinci ve ikinci cümlesi şöyledir: " İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler." 2577 sayılı Kanun'un maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendinde; dava dilekçelerinin idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı yönünden inceleneceği, maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde deidari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlemin bulunmadığı durumlarda davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmış bulunmaktadır. 30/10/2007 tarihli ve 26685 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa Göre Kaçak Eşya Yakalanması Halinde Muhbir ve El Koyanlara İkramiye Ödenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in maddesinin Derece Mahkemesinin karar verdiği tarihte yürürlükte bulunan hâli şöyledir: "Gümrük kaçağı eşya yakalamalarında ikramiye ödenmesine ilişkin talepler; 11 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen belgelerden oluşan dosya ile birlikte yazılı olarak İçişleri Bakanlığı birimlerince el konulmuş ise ilgili birimlerin bağlı olduğu merkez birimlerine, Gümrük Müsteşarlığı birimlerince el konulmuş ise müdahil gümrük idaresince merkez birimine yapılır.Merkez birimler, yapacakları inceleme sonucunda, dosyada eksiklik olması durumunda bunların tamamlanmasını sağlar."