Başvuru, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü etkinlikleri çerçevesinde gerçekleşen gösteri yürüyüşüne gereksiz ve orantısız müdahale edilmesi nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının; kolluk güçlerinin hukuka aykırı kuvvet kullanımı nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü etkinlikleri çerçevesinde gerçekleşen gösteri yürüyüşüne gereksiz ve orantısız müdahale edilmesi nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının; kolluk güçlerinin hukuka aykırı kuvvet kullanımı nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 29/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: 1964 doğumlu ve doktor olan başvurucu, 1 Mayıs 2015 tarihinde Emek ve Dayanışma Günü kapsamında gerçekleşen gösteri yürüyüşlerinin İstanbul'un Beşiktaş ilçesindeki kısmına katılmıştır. Başvurucunun anlatımına göre şiddet içermeyen yürüyüşe kamu görevlilerince hiçbir uyarı yapılmaksızın müdahalede bulunulmuş, 50-60 kişilik gruba toplumsal müdahale aracı (TOMA) vasıtasıyla tazyikli suyla müdahale edilmiş, kendisinin boğazı sıkılmış, elleri arkadan sert bir şekilde bükülerek darbedilmiş ve yerde tekmelenmiştir. Başvurucunun gözaltına alınmak üzere polis aracında bekletildiği esnada doktor B.G. adli rapor düzenlemek üzere polis aracının içine girerek gösteride yakalanan kişilere darp olup olmadığını sormuş, başvurucunun kendilerinin bu şekilde muayene edilemeyeceğine dair itirazı üzerine başvurucuyla tartışmış ve araçtan inerek adli rapor düzenlemiştir. Görevli doktor B.G. tarafından düzenlenen sağlık raporunda (ilk rapor) başvurucuda darp ve cebir izi olmadığı açıklanmıştır. Başvurucu ayrıca polis aracında elleri ters kelepçeli bir biçimde yaklaşık altı saat, ardından kelepçeleri çıkarıldığı hâlde yaklaşık beş saat daha temel insani ihtiyaçları giderilmeksizin bekletildiğini ve gözaltı sürecinde Çağlayan Adliyesinin bodrum katında günlerce aşağılayıcı ve onur kırıcı muameleye maruz kaldığını iddia etmiştir. 1 Mayıs 2015 tarihinde İstanbul'da gerçekleşen tüm gösterilerle ilgili olarak soruşturma makamları tarafından tek tutanak düzenlenmiştir. Sekiz sayfadan oluşan Olay Tutanağının başvuruya konu olay ile ilgili kısımları tam olarak tespit edilememekle birlikte Beşiktaş'ta birkaç grubun farklı bölgelerde gösteri yapmaya çalışması nedeniyle gruba müdahale edildiği ve tüm grupların saat 00 itibarıyla dağıtıldığı ifade edilmiştir. Tutanakta ayrıca Taksim Meydanı'nda geniş katılımlı etkinlik düzenlenmesine Valilikçe kamu düzeni gerekçesiyle izin verilmediği, 16/1/2015 tarihli kararla da gösteri yürüyüşü yapılabilecek farklı bölgelerdeki birkaç alanın belirlendiği, bu alanların dışında kalan Taksim Meydanı'nda gösteriye izin verilmediğinin kamuoyuna duyurulduğu belirtilmiştir. Yakalama Tutanağında, alanı terk etmemek için direnen ve elektrik direğine sarılan başvurucuya orantılı güç kullanılarak başvurucunun muhafaza altına alındığı bilgisine yer verilmiştir. Başvurucu hakkında kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşüne silahsız katılarak ihtara rağmen dağılmama suçunu işlediği isnadıyla İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinde dava açılmış, yargılama sonunda başvurucunun beraatine karar verilmiş ve anılan karar 3/5/2016 tarihinde kesinleşmiştir. İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinin başvurucu hakkındaki beraat kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: "Dosyadamevcut aşamalarda değişmeyen ve aksikanıtlanamayan inkara dönük sanık savunmaları, sanıkların olay nedeniyle gözaltı işlemine tabi tutuldukları sıradapolislere yönelik direnme,yaralamaeylemi gerçekleştirdikleri veya kamu düzenini bozucu başka bir eylemde bulunduklarına dönük herhangi bir tespityapılamadığına ilişkin kolluktan gelen cevabi yazı içerikleri ve fotoğraflar,bir kısım sanıkların doğrudan gösteri ile bağlantıları bulunmadığı haldekolluk müdahalesi sırasında civar cafe ve işyerlerinde bulunduklarına ilişkinbirbiri ile de örtüşen beyanlarıgösteriye katılmak amacıyla olay yerine gittikleri belirtilen ve bu yönde ikrarları da bulunan bir kısım sanıkların da ( ... )cebir ve şiddet içeren dolayısıyla yasa dışı olarak kabul edilebilecek bir eylemleri tespit edilemediği için sadece Valiliğin yasakladığı bölgede mevzuat hükümlerine göre kurulanyasal bazıDernek veSendikaların çağrısı üzerine toplanmış olmalarınınAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa ile güvence altına alınmış olanifade hürriyeti ve toplantı gösteri hakkı kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği,sanıklar tarafından bizzat şiddete başvurulduğu veya sanıkların eylemi nedeniyle kamu düzeninin bozulduğuna ilişkinceza yargılaması ilkelerine görekabul edilebilirsavunmayı çürütendelil de bulunmadığı için AİHSve Anayasahükümlerine göre demokratik toplumun gereği olarak barışçılyöntemlerle yapılan gösteriye katılmış olmalarının yasal düzenlemeye göreizinsiz dahi olsa üst norm niteliğindeki Anayasa ve AİHS hükümleriçerçevesinde suç olarak kabulü mümkün olmadığından sanıkların beraatlarına karar verilmesi gerektiği vicdani kanaatine varılmıştır." Başvurucu, olayda görevli polis memurları ve amirleri ile ilk sağlık raporunu düzenleyen doktor hakkında 8/5/2015 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık) şikâyetçi olmuştur. Savcılık, öncelikle başvurucuyu darbettiği iddia edilen kolluk görevlilerinin kimliklerini tespit etmiş ve savunmalarını almıştır. Görevli polis memurları A.H.S. ve A.N. ile Komiser Yardımcısı G. savunmalarında; 1 Mayıs kutlamaları nedeniyle Taksim Meydanı ve çevresinde geniş katılımlı gösteri yapılmasına İstanbul Valiliği tarafından izin verilmediği hâlde çeşitli sendika ve kuruluşların farklı bölgelerde gösteri yürüyüşü yapmaya çalıştığını, başvurucunun da bir grupla birlikte bu yürüyüşlerden birine katılma girişiminde bulunduğunu ifade etmişlerdir. Hukuka aykırı olan bu yürüyüşü engellemek amacıyla uyarı yapmalarına rağmen dağılmadığı için topluluğa müdahale ettiklerini, elinde sopa bulunan başvurucunun kalabalığın ön tarafında bulunduğunu ve provakatif davranışlar sergilediğini belirten bu kolluk görevlileri gözaltına almaya çalıştıkları esnada başvurucunun elektrik direğine sarılarak direndiğini ve bu nedenle zor kullanarak başvurucuyu polis aracına götürdüklerini ancak darbetmediklerini savunmuşlardır. Başvurucu, darbedilmesi olayına tanık olan ve kendisiyle birlikte gözaltına alınan diğer kişilerin dinlenilmelerini talep etmesine rağmen Savcılık tarafından bu kişiler dinlenilmemiştir. Savcılık tarafından, olay yerini gösteren MOBESE ve diğer kamera kayıtlarının CD'ye aktarılarak çözümünün yapılması için iki polis memuru görevlendirilmiştir. Görevlendirilen polis memurları tarafından düzenlenen 22/6/2015 tarihli CD İzleme Tutanağına göre;- Ellerinde sopa, bayrak ve döviz; başlarında baret bulunan ve yüzleri maskeli, kırmızı yıldızlı, sarı renkte yelek giyimli 50-60 kişilik bir grupla birlikte başvurucunun grubun önünde hareket ettiği, bu görüntüye ilişkin video ve fotoğraf olduğu,-Başvurucunun polis aracında kamera çekimi yapan polis memuruna hitaben yüksek sesle "Yaşasın devrim, yıkacağız düzeninizi" dediği tespit edilmiştir. Soruşturma dosyasında yer alan iki video ve bir fotoğraf görüntüsünden oluşan ve savcılıktan temin edilerek incelenen CD'deki fotoğrafta başvurucunun bir grupla birlikte yürüdüğü görülmektedir. İki video görüntüsünden birincisinde başvurucunun polis aracında yüksek sesle "Yaşasın devrim, sosyalizm, yıkacağız sizin düzeninizi" dediği, ikincisinde ise aralarında başvurucunun da bulunduğu bir grubun yürüyüşünü gösteren birkaç dakikalık bir görüntü bulunduğu, bunda da yürüyüş yapan gruptaki bazı kişilerin kapalı şekilde pankart ve bayrak taşıdığı, birkaç kişinin yüzünü yarım örtecek şekilde burun ve ağız bölgesini kapattığı ve sonrasında kamera yönünün değiştiği görülmektedir. Kolluk güçlerinin uyarıları veya müdahale anına dair görüntü bulunmamaktadır. Savcılık, doktor B.G. hakkında yürüttüğü soruşturma kapsamında B.G.nin savunmasını almıştır. B.G. ifadesinde; gözaltına alınan kişilerin hastaneye getirilmesinin güvenlik açısından riskli olabileceği dile getirildiğinden polis aracına gittiğini, araçta bulunan herkese darp ve cebir olduğuna ilişkin şikâyetleri varsa onları muayene edebileceğini söylediğini ancak araçtaki kişilerin kendisiyle tartıştığını, ardından polis aracından inerek araçtaki gözlemleri üzerine adli raporları hazırladığını açıklamıştır. Adli Tıp Kurumu İstanbul Şubesi (ATK) tarafından başvurucunun gözaltından çıkarılırken düzenlenen 4/5/2015 tarihli raporuna (ikinci rapor) göre başvurucunun sağ hemitoraks dış yan duvar alt kısmında hassasiyet tespit edildiği, onun dışında gözaltında oluşmuş travmatik lezyon saptanmadığı belirtilmiştir. Ek olarak başvurucunun gözaltına alınırken travmaya maruz kaldığı iddiasına yer verilmiştir. Başvurucu hakkında Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü tarafından düzenlenen 14/5/2015 tarihli rapora göre (üçüncü rapor) başvurucunun sağ meme altında darba bağlı göğüs ağrısı tespiti yapılmış, bunun dışında herhangi bir fiziksel bulgu gözlemlenmemiştir. ATK tarafından 5/6/2015 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporunda, ikinci raporun tespitleri doğrultusunda başvurucunun yaralanmasının basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek türde olduğuna ilişkin kanaat bildirilmiştir. Savcılık tarafından doktor B.G. hakkında muayene işlemi yapmadan başvurucu ve diğer gözaltına alınanlar hakkında adli rapor düzenlediği gerekçesiyle görevi kötüye kullanma suçundan dava açılmıştır. İstanbul Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda "araç kapısından herkese toplu olarak seslenip muayene etmeden rapor yazan sanığın (B.G.) görevinin gereklerini yerine getirmeyerek atılı suçu işlediği" kanaatiyle 5 ay hapis cezasına hükmedilmiş, söz konusu hükmün açıklanması geri bırakılmıştır. Karara yapılan itiraz reddedilerek karar 6/7/2018 tarihinde kesinleşmiştir. Öte yandan Savcılıkça, görevli kolluk personeli hakkında 3/5/2016 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, CD İzleme Tutanağına göre Taksim'de 1 Mayıs kutlaması yapılmasına Valilik tarafından izin verilmemesine rağmen Beşiktaş'ta izinsiz gösteri yapan gruba kolluğun müdahale ettiği, bu grubun önünde bulunan başvurucunun grubun dağılmaması için grubu provoke ettiği belirtilmiştir. Başvurucunun ayrıca gözaltına alınırken direndiği ve gözaltı aracında yüksek sesle slogan attığı tespit edilerek polis uyarısına rağmen direnen başvurucuya orantılı güç kullanıldığı ve zor kullanma yetkisinin aşılmadığı değerlendirilmiştir. Savcılık kararına karşı yapılan itiraz, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik) tarafından reddedilmiştir. Anılan karar, 30/6/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 29/7/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Özge Özgürengin, B. No: 2014/5218, 19/4/2018, §§ 22-38; Ali Ulvi Altunelli, B. No: 2014/11172, 12/6/2018, §§ 23-27, 29-