T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:26/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:07/06/2022 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:26/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:26/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:07/06/2022 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:26/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davacı şirket ile davalı şirket arasında 667 adet ... telsizin satımı konusunda anlaşma sağlandığını, davalı şirket tarafından satıma konu 30.03.2020 tarihli ... No'lu, KDV dahil 700.483,40-TL bedelli fatura düzenlendiğini ancak faturaya konu malların davacı şirkete teslim edilmediğini, davacı şirket tarafından fatura bedellerine karşılık T. ... Bankası A.Ş.'nin 03.04.2020 tarihli ve 196.026,53-TL bedelli, T. ... Bankası A.Ş.'nin 31.05.2020 tarihli ve 100.000,00-TL bedelli, T. ... Bankası A.Ş.'nin 30.06.2020 tarihli ve 100.000,00-TL bedelli, T. ... Bankası A.Ş.'nin 31.07.2020 tarihli ve 100.000,00-TL bedelli, T. ... Bankası A.Ş.'nin 31.08.2020 tarihli ve 100.000,00-TL bedelli, T. ... Bankası A.Ş.'nin 30.09.2020 tarihli ve 100.000,00-TL bedelli olmak üzere toplam 696.026,53-TL bedelli 6 adet çekin davalı şirkete teslim edildiğini, vadelerinde ibraz edilerek çek bedellerinin tahsil edildiğini, çek bedelleri ile fatura tutarı arasındaki farkın sebebinin ise, davacı şirket ile davalı şirket arasında daha önce gerçekleşen mal satımı nedeniyle davacı şirketin, davalı şirketten olan cari hesap alacağından kaynaklandığını, bu hususun tarafların ticari defterleri ile kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu tespit edileceğini, fatura bedeli ile çekler arasındaki fark tutarı 4.456,87-TL olmakla birlikte ödenen fatura bedelinin yüksekliği karşısında, davalı şirketin hapis hakkının söz konusu olamayacağının açık olduğunu, faturaya konu telsizlerin bedellerinin davacı şirket tarafından ödenmiş olmasına karşılık aradan geçen 1 senelik süreye rağmen faturaya konu ürünlerin davacı şirkete teslim edilmediğini, şirketin devamlı olarak oyalandığını, davacının davalı şirketin haksız eylemleri ve satıma konu malları teslim etmemesi nedeniyle zarara uğradığını, bunlara ilişkin maddi ve manevi tazminat haklarını ayrıca saklı tuttuklarını, faturaya konu 667 adet ... telsizin müvekkil şirkete aynen teslimi aksi takdirde çek bedellerinin ödeme tarihlerinden itibaren ticari faizleri ile birlikte müvekkili şirkete ödenmesi amacıyla işbu davayı açmak zorunluluğunun doğduğunu, ayrıca davalı şirketin mal varlığını azaltıcı işlemlerde bulunduğu istihbar edilmiş olup davalı şirketin mal varlığını azaltması halinde dava konusu alacağının tahsilinin imkansız hale gelmemesi yönünden davalı şirket adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallar ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine dava değeri üzerinden ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ettiklerini, öncelikle davalının adına kayıtlı mal varlıklarını devretmesi halinde alacaklarının tahsili imkanının ortadan kalkmaması amacıyla davalının adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının dava değeri üzerinden ihtiyaten haczine, davalı tarafından davacı şirkete satışı yapılan ancak teslim edilmeyen 667 adet ... telsizin davacı şirkete aynen teslimine, satışa konu 667 adet ... telsizin aynen tesliminin mümkün olmaması halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı şirketin ödemiş olduğu satış bedelinin şimdilik 300.000,00-TL'sinin çeklerin ödenme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; davacı şirket ile davalı şirket arasında süre gelen alım satım ilişkisi ve hizmet sebebiyle fatura kesildiğini ve gerek nakit gerekse çeklerle ödemelerin olduğu bir ticari ilişkilerinin bulunduğunu, davacı şirketle yapılan tüm ticari işlemlerde alınan mal bedellerinin ödendiğini ve satışı yapılan malların teslim edildiğini, bu durumun ticari defter ve belgelerin incelenmesinden de anlaşılacağını, müvekkili firmanın bedellerini ödenmiş faturaya konu ürünleri davacıya teslim etmemesi ve davacı şirketi oyalamasının söz konusu olmadığını ve yine davacı firmanın davalı firmanın hapis hakkı olmadığından bahsederken neyi kast ettiğinin taraflarınca anlaşılamadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "... davacının, davalı şirket ile 667 adet ... telsizin satın alımı konusunda (KDV dahil 700.483,40 TL bedelle) anlaşma yaptığı ve satış bedeli karşılığında T. ... Bankası A.Ş.'nin 03.04.2020 tarihli ve 196.026,53-TL bedelli, T. ... Bankası A.Ş.'nin 31.05.2020 tarihli ve 100.000,00-TL bedelli, T. ... Bankası A.Ş.'nin 30.06.2020 tarihli ve 100.000,00-TL bedelli, T. ... Bankası A.Ş.'nin 31.07.2020 tarihli ve 100.000,00-TL bedelli, T. ... Bankası A.Ş.'nin 31.08.2020 tarihli ve 100.000,00-TL bedelli, T. ... Bankası A.Ş.'nin 30.09.2020 tarihli ve 100.000,00-TL bedelli çekler vererek toplam 696.026,53 TL ödeme yaptığı taraflar arasında tartışmasızdır. Davacı, satın aldığı telsizlerin bedelinin ödenmesine rağmen kendilerine teslim edilmediğini iddia ederek yaptığı toplam (ıslah ile birlikte) 696.026,53-TL ödemenin, çeklerin ödenme tarihlerinden itibaren işleyen ticari faizleri ile birlikte davalıdan istirdadını talep etmektedir. Davalı yan ise malın teslim edildiğini ve bedelinin alındığını savunmaktadır. Taraflara ait BA-BS formlarının tetkikinden; davacı yanın davaya konu mallar için BA formu düzenleyerek vergi dairesine bildirdiği, bu haliyle malın teslim alındığının kabulünde olduğu anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmış olması nedeniyle; davacı vekiline yemin teklif etme hakları hatırlatılmış, davacı vekili yemin teklifinde bulunmayacaklarını Mahkememize bildirmiştir. Anlatılan nedenlerle davacının iddiasını ispat edemediği anlaşıldığından davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; BA- BS formunun düzenlenmiş olmasının malın teslim alındığını değil, satın alındığını kanıtladığını, BA formunun mal veya hizmet alımında, BS formunun ise mal veya hizmet satışında düzenleneceğinin hükme bağlandığını, burada belirtilen "alım" ibaresinin teslim alıma değil, satın alıma karşılık geldiğini, nitekim bu hususun BS formlarına yönelik yer verilen "satış" ibaresi ile de sabit olduğunu, yani bir başka deyişle ilgili bakanlığın getirdiği BA-BS formlarının forma konu malın teslimi ile değil, satın alımı ile düzenlendiğini, faturanın düzenlenmesi için satışa konu malın teslim edilmiş olması gerektiğine dair herhangi bir ifadeye yer verilmediğini, müvekkili şirketin, davalı şirket ile 667 adet ... telsizin satın alınması konusunda anlaştıklarını, satın alma bedelini ödediğini, davalı şirketin satıma yönelik faturayı düzenlediğini, faturanın düzenlenmesi ile müvekkili şirketin faturaları defterine kaydederek yasal süresi içerisinde faturaya konu malları satın aldığına yönelik BA formu düzenleyerek bildirimde bulunduğunu, ilgili bakanlığın faturanın düzenlenmesi ile birlikte BA-BS formlarının düzenlenmesi için bir sonraki ay sonuna kadar süre koyduğunu, faturaların mal teslimi ile değil, satış ile düzenlendiğinin sabit olduğunu, faturalara yönelik olarak düzenlenen BA formlarının da yine teslimi değil, alım-satım ilişkisi ve içeriğini ispatladığının sabit olduğunu, davalı tarafın malı teslim ettiğini belgeleri ile kanıtlaması gerektiğini, davalı tarafın herhangi bir irsaliye, teslim belgesi sunmadığını, ticari defterlerini ibraz etmediğini, mahkemece hatalı değerlendirme ile BA formunun fatura konusu malların teslimini kanıtladığı yanılgısı ile hüküm kurulduğunu, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde gerçekleştirilen bilirkişi incelemesinde; dava konusu malların teslim edildiğine yönelik kayıt bulunmadığının tespit edildiğini, davalı şirket tarafından ticari defterlerin sunulmadığını, müvekkili şirketin kayıtlarının müvekkili şirket lehine delil teşkil ettiğini, davalı tarafça fatura konusu telsizlerin teslim edilmediğini, müvekkili şirkete de bu hususta bir irsaliye belgesinin düzenlenerek gönderilmediğini, müvekkili şirketin ticari defterlerinde ya da kayıtlarında irsaliye belgesine rastlanmadığının raporda dile getirildiğini, müvekkili şirkete ait ticari defterlerde fatura konusu telsizlerin teslim edildiğine ilişkin herhangi bir irsaliye kaydının bulunmadığını, davalı tarafın dava konusu telsizleri teslim ettiğini iddia ettiğini ancak sayın mahkemece yapılan ihtara rağmen ticari defter ve kayıtlarını süresi içerisinde mahkemede hazır etmediğini, ticari defterlerin müvekkili şirket lehine delil olarak kabul edilmesi gerektiğini ve dava konusu telsizlerin teslim edilmediklerinin açık olduğunu, davalı tarafın dava konusu ürünlerin müvekkili şirkete teslim edildiğini kanıtlayamadığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, satım sözleşmesine konu ürünlerin teslim edilmediğinden kaynaklı ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dava konusu, ticari ilişkiye konu ürünlerin teslim olgusunun yerine getirilip getirilmediği, davacının teslim edilmeyen ürünler nedeniyle alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Mahkemece davacı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan bilirkişi raporuna göre; davacının usulüne uygun tutulan 2020 yılı defterlerinde davalı yanca düzenlenmiş olan 30/03/2020 tarihinde 667 adet telsiz için e- fatura düzenlendiği, bu faturanın davacı tarafça defterlerine kaydedildiği belirlenmiştir. Bu durumda faturaların davacı defterinde kayıtlı olması fatura içeriğindeki malın davalıya teslim edildiğine karine oluşturur. Bu karinenin aksini bir başka deyişle faturalar içeriği emtianın teslim edilmediğini, faturaların usulsüz olduğunu davacı ispatlamalıdır. (Yargıtay HGK'nın 2017/19-823 Esas 2019/553 Karar; Yargıtay 11. HD.'nin 2024/5150 Esas 2025/3142 Karar sayılı ilamları) HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, taraflar arasındaki alım satım ilişkisinden kaynaklı düzenlenen faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, 6762 sayılı TTK’nın 84. maddesi uyarınca hiçbir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşemeyeceğinden faturaların davacı defterinde kayıtlı olmasının fatura içeriğindeki malın teslim edildiğine karine oluşturduğu, bu karinenin aksini bir başka deyişle fatura içeriğindeki emtianın teslim edilmediğinin davacı tarafça usulüne uygun delillerle ispatlanamadığı gibi faturaların BA formlarında beyan edildiği, son olarak yemin deliline de dayanılmadığı, Yerel Mahkemece verilen kararın yerinde olduğu HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.26/12/2025 ...