T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1005 KARAR NO:2025/1928 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:08.03.2022 NUMARASI:2020/765 Esas - 2022/184 Karar DAVA:İtirazın İptali (Satım sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulün…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1005 KARAR NO:2025/1928 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:08.03.2022 NUMARASI:2020/765 Esas - 2022/184 Karar DAVA:İtirazın İptali (Satım sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalıya "çelik piki" niteliğindeki emtianın satılarak teslim edildiğini, emtia karşılığı düzenlenen 19.06.2020 tarihli ve 11.820,01 USD tutarlı fatura ile 30.10.20120 tarihli 11.863,44 USD bedelli faturaların davalıya tebliğ edildiğini, alacağın ödenmemesi üzerine ... sayılı dosyasında iki adet döviz e-faturasının tahsili amacıyla takip başlatıldığını, ayrıca müvekkilinin davalıya sattığı "..." emtiası için 17.10.2020 tarihli 40.404,68 TL tutarlı 120 gün vadeli faturanın düzenlendiğini bu faturanın ödenmeyen 31.112,77 TL kısmının... sayılı dosyasında takibe konu edildiğini, tüm faturaların elektronik fatura olarak GİB sistemi üzerinden gönderildiğini, fatura borçlarının kısmen ödenmediğini, faturaların gönderildiğini içerir log kayıtlarının sunulduğunu, müvekkilinin defterlerinin incelenmesi ile alacağın varlığının belirlenebileceğini ileri sürerek, davalının her iki takibe yönelik itirazının iptali ile takiplerin devamına ve alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere ayrı ayrı icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilince satın alanın "çelik piki" emtiasının ayıplı olması nedeniyle davalı şirket yetkilisi ...tarafından davacı şirket yetkilisine WhatsApp aracılığı ile fotoğraf gönderilerek emtianın kararlaştırılan nitelikte olmadığı, kumlu ve kullanıma uygun olmadığınını belirterek ayıp ihbarında bulunduğunu, ihbardan sonra davacı şirket yetkilisinin, teslim edilen mallarda ayıp bulunmadığını, ancak ayıp iddiası varsa emtiayı iade alacağını bildirdiğini, malların bu nedenle iade edildiğini, ancak emtianın davacının gönderdiği emtia olmadığı belirtilerek iade alınmadığını, müvekkilinin üretimde kullanılmak üzere başka bir şirketten emtiayı temin ettiğini, iade faturasının düzenlenerek davacıya gönderildiğini, emtianın halen de davacının elinde bulunduğunu, ayıp ihbarının uygulamadaki örge uygun şekilde yapıldığın, ihbarın TTK'nın 2. maddesi uyarınca taraflar arasındaki ticari teamüle uygun olduğunu, ayıp ihbarının şekil şartına tabi olmadığını, ticari satımda ayıp ihbarının noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemiyle yapılmasının zorunlu olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava dilekçesi cevap dilekçesi,bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile birlikte yapılan değerlendirmede,davacı ile davalı arasında 'çelik piki ,...' satışı konusunda anlaşma yapıldığı,davacının sözkonusu malın satışına ilişkin düzenlenen faturalara dayalı olarak ... sayılı dosyası ve... sayılı dosyaları ile icra takibi başlattığı, davalının itirazı üzerine, mahkememizde itirazın iptali davası açıldığı, davalının, satışa konu malların kumlu ve kullanıma uygun olmadığını belirterek whatsapp mesajlaşma programı aracılığıyla davacıya ayıp ihbarında bulunduğunu, ayıplı malları kabul edemeyeceğinden davacı şirkete iade etmek amacıyla gönderdiklerini, ancak davacı şirketin iade almaktan imtina ettiğini, ancak faturaya konu malların davacının uhdesinde bulunduğunu, alım satım ilişkisinin tamamlanmadığını beyan ettiği, davaya konu faturaların, gerek davacı gerekse davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının davaya konu faturalarla ilgili bağlı olduğu Vergi Dairesine alım bildirimi yaptığı, uyuşmazlığın faturalara konu malların ayıplı olup olmadığı, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, davacının faturalara konu alacağa hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplandığı, 19.10.2021 tarihli Bilirkişi raporunda satışa konu mallardaki ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğunun bildirildiği görülmüştür. Taraflar tacir olduğundan, davalı savunması yönünden dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK’nın 23/1-c maddesi hükmünün uygulanması gerekmektedir. Yukarıda da açıklandığı üzere temel uyuşmazlık iade edilen malların ayıplı olup olmadığı ve ayıbın süresinde yapılıp yapılmadığına ilişkin olup davalı ayıp iddiasını ispatla yükümlüdür. Buna göre; 'malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse,alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda TBK’nun 223. maddesinin 2. fıkrası uygulanır.' Dava konusu iade faturası muhteviyatı malların ayıplı olduğuna dair ayıp ihbarında bulunularak davacıya bildirildiğine ilişkin ispat külfeti davalıda olup, davalı tarafça ayıp ihbarının whatsapp mesajıyla yapıldığını öne sürmüştür. Hukukumuzda ayıp ihbarı şekle tabi tutulmamış olduğundan, bu şekilde yapılan bir ayıp ihbarı da geçerli olmakla birlikte, somut olayda, mesaj içeriğinin usulüne uygun, satıma konu mallardaki ayıbın içeriği niteliği itibariyle anlaşılırbir ayıp ihbarı olarak kabulü de mümkün gözükmemektedir. Çünkü mesajda ayıplı olduğu söylenen malın miktarı, niteliği, bu sonuca nasıl ulaşıldığı belirtilmediği gibi, davacının 'o külçeleri kullanmıyormusunuz, ben cihan beyi göndereceğim' şeklindeki bildiriminin ayıbı kabul ettiği sorucuna varmak mümkün değildir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK'nın 18/2. maddesi uyarınca; Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Ayrıca ayıp ihbarı süresinde yapıldığı kabul edilse bile, davalı tarafa teslim edilen malın yargılama sırasında, mahkemece teknik bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği, ancak dosya kapsamına göre ayıplı olduğu söylenen ve kullanılmayan malzemenin, davalıya ait bir yerde bırakılmış olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafın ise söz konusu malzemenin kendileri tarafından teslim edilen ve iade edilen malzeme olmayabileceği yönünde itirazda bulunduğu, malzemenin ayırt edici bir özelliğinin bulunmadığı da dikkate alınarak keşif yapılamadığı ve keşfen teknik bilirkişi raporu alınamadığı,teknik raporun dosya üzerinden hazırlandığı, davalı tarafçada ayıp husunda usulüne uygun delil tespiti yaptırılmadığı, sonuç olarak ispat yükü kendisinde olan davalı tarafın dava konusu malzemenin ayıplı olduğunu kanıtlayamadığı..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 31.112,77 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilerek devamına, alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline; davalının ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 23.683,45 USD alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince yasal faiz uygulanarak devamına, dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanan bedelinin %20'sine tekabül eden 34.884,30 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkilince satın alınan çelik piki emtiasına ilişkin ayıpların süresinde tespit edilerek, davalı şirket yetkilisi olan ...tarafından davalı şirket yetkilisine Whatsapp aracılığı ile bildirildiğini ve emtianın fotoğraflarının gönderildiğini, ayrıca satın alınan ferro silis ve spero karbon emtiasında bulunan ayıpların da aynı şekilde davalı şirket yetkilisine bildirildiğini, davacı şirket yetkilisinin ise teslim edilen mallarda ayıp bulunmadığını, ayıp iddiası var ise malları geri kabul edeceğini yazdığını, müvekkilinin davacı şirketin şantiyesinde ayıplı malları teslim etmeye çalıştığını, ancak davacının iade edilen malların kendi malları olmadığını belirterek bu kez iadeyi kabul etmediğini, iade faturalarının düzenlenerek davacıya gönderildiğini, emtianın fotoğraflarının çekilerek ve ayıbın niteliğinin belirtilerek ihbar yapılması karşısında, ayıp ihbarının içeriğinin anlaşılır olmadığına ilişkin gerekçenin hatalı olduğunu, ayıp ihbarındaki amacın esasında satıcının ayıptan haberdar edilmesi olduğunu, ayıp ihbarının içeriğinden malın hangi niteliği itibariyle ayıplı olduğunun anlaşılmasının yeterli olduğunu, bildirimin ardından davacı şirket yetkilisinin emtiayı yerinde inceleyeceğini bildirdiğini, davacının esasında dayanmadığı bir nedenin mahkemece dikkate alınmasının iddianın ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olduğunu, teslim tarihinde ayıbın davacı tarafından inkar edilmediğini, Mahkeme gerekçesinin ayıp ihbarının niteliğine aykırı olduğunu, ifa edilmiş borcun veya malın anlaşmada belirtilen nitelikleri veya dürüstlük icabı taşıması gereken nitelikleri haiz olmaması dolayısıyla ayıplı olması durumund, alıcının ayıp nedeniyle sahip olduğu hakları kaybetmemesi için satıcıya bu hususu iletmesine yönelik tek taraflı bir irade açıklaması olan ayıp ihbarının mahkemece farklı değerlendirildiğini, ihbarın geçerliliği için satıcının bunu kabul etmesine gerek bulunmadığını, kaldı ki davacı şirket temsilcisinin ayıp bildirimine verdiği cevapta ayıbın varlığını kabul ettiğini, mahkemece nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan faturaya bağlı açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takiplerine yönelik itirazların İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Traflar arasındaki satım sözleşmesi kapsamında davacının satım konusu emtiayı davalıya teslim ettiği sabittir. Uyuşmazlık, usulüne uygun şekilde satılan emtianın muayene edilerek ihbar yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği ve bu kapsamda satıcının, satım bedeli alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Taraflar arasındaki satım sözleşmesinde davacı tarafından satılan 3.045 kg ferro silis ve 900 kg sfero karbon ürünü satılarak davalıya teslim edilmiştir. Bu ürünlere ilişkin 17.06.2020 tarihli ... nolu ... irsaliye nolu 40.404,68 TL tutarlı fatura düzenlemiş ve bu fatura aynı tarihte davalının ticari defterlerine işlenmiştir. Davacının ayrıca davalıya 27.220 kg çelik piki satarak teslim ettiği, bunun için 19.06.2020 tarihli, ... nolu... irsaliye nolu ve 11.820,01 USD tutarlı faturayı düzenleyerek davalıya gönderdiği ve faturanın 19.06.2020 tarihinde davalının ticari defterlerine işlendiği anlaşılmaktadır. Davacının bunun yanı sıra 27.320 kg çelik piki emtiası satarak teslim ettiği ve 26.06.2020 tarihli, ... nolu ...irsaliye nolu 11.863,44 USD tutarlı faturayı düzenleyerek davalıya gönderdiği ve faturanın 26.06.2020 tarihinde davalının ticari defterlerine işlendiği anlaşılmıştır. Satım bedelinin ödenmemesi üzerine davacının ... sayılı icra dosyasında, 17.06.2020 tarihli ... nolu faturadan kaynaklanan cari hesap alacağı olan 31.112,00 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin 16.11.2020 tarihinde tebliği üzerine, davalının süresinde 18.11.2020 tarihinde takibe itiraz ettiği; ... sayılı dosyasında ise 11.11.2020 tarihinde 19.06.2020 ve 26.06.2020 tarihli 2 adet dolar faturasından kaynaklı 23.683,45 Usd alacak ile 25.89 Usd işlemiş faizin tahsili amacıyla takip başlatıldığı, davalıya 16.11.2020 tarihinde ödeme emrinin tebliğ edildiği, davalının süresinde 18.11.2020 tarihinde takibe itiraz ettiği, itiraz iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır.Davalı vekili dosyada bulunan WhatsApp yazışması ile pik arabalarından gönderilen emtianın ayıplı olduğunun ihbar edildiğini savunmuştur. Tacirler arası satış sözleşmelerinde TTK’nın 23. maddesi ve bu madde yollamasıyla TBK’nın satış sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Bu nedenle öncelikle ayıbın niteliği ve bu niteliğe göre süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığının tespiti gerekir. Somut olayda açık bir ayıp söz konusudur. Bu nedenle TTK’nın 23. maddesi gereğince ayıp ihbarının yapılması gerekmektedir. Anılan madde gereğince, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu iki gün içinde satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için bu süre içerisinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda TBK'nın 223/2. maddesi uygulanır. Dosyadaki bilirkişi raporu ve davacı tarafından sunulan fotoğraflarda emtiada ayıp bulunduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bu ayıp açık ayıp niteliğinde olup, emtianın tesliminden itibaren iki günlük süre içinde satıcıya ihbar edilmelidir. Ancak ayıp ihbarı 01.07.2020 tarihinde yapılmıştır. Fatura konusu emtiaların 17.06.2020, 19.06.2020 ve 26.06.2020 tarihinde teslim alınması nedeniyle iki günlük açık ayıp ihbar süresinden sonra ayıp ihbarında bulunulduğu kabul edilmelidir. Bu durumda artık ihbar yapılan kişinin TBK'nın 552.maddesi gereğince tacir yardımcısı olarak ihbar yapılmaya uygun kişi olup olmadığının değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır. Davalının WhatsApp üzerinden emtiada ayıp bulunduğunu 01.07.2020 tarihinde davacıya bildirdiği anlaşılmaktadır. TTK'nın 18/3. maddesindeki tacirler arasındaki bildirim usulleri geçerlilik şartı değil ispat şartıdır. Kaldı ki ayıp ihbarı TTK'nın 18. maddesinde sayılan işlemlerden değildir. Davacı tarafça WhatsApp mesajları ile ayıp ihbarında bulunulması nedeniyle usulüne uygun bir ihbarın bulunduğu kabul edilmelidir. Ancak yukarıdaki tespite göre ayıp ihbarının süresinden sonra yapılması karşısında bu tespitin esasında bir önemi de bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece usulüne uygun şekilde ayıp ihbarı yapıldığı, ancak bu ihbarın TTK'nın 23/1.maddesinde belirlenen ve açık ayıplar yönünden 2 gün olarak uygulanması gereken sürede yapılması nedeniyle davanın kabulü gerekirken, hatalı gerekçe ile davanın kabul edilmesi doğru görülmemiştir. Davacının usulüne uygun şekilde edimini yerine getirdiği, emtiayı davalıya teslim ettiği, davalının süresi içerisinde emtiada ayıp bulunduğunun usulüne uygun şekilde satıcıya ihbar etmeyerek emtiayı bulunduğu şekliyle kabul ettiği anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmediğinden reddine, ancak hükmün gerekçesinin yukarıdaki şekilde düzeltilmesi gerektiği anlaşılmakla, gerekçenin HMK'nın 33 ve 355. maddesi gereğince resen düzeltilmek üzere ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki gerekçeyle kabulüne ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.Açıklanan bu gerekçelerle; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davalı vekilince ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri yerinde olmamakla birlikte, ilk derece mahkemesince verilen kararın gerekçesi itibariyle yerinde olmadığı Dairemizce re'sen yapılan inceleme sonunda tespit edildiğinden, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının gerekçesi düzeltilmek üzere kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davalı tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK' nın 33, 355 ve 353/1.b.2. maddeleri uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının gerekçe yönünden re'sen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yukarıdaki gerekçeyle yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;Davanın kabulü ile; 1-Davalının ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 31.112,77 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek takipteki diğer koşullarla devamına, 2-Alacağın %20si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine 3-Davalının ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 23.683,45 USD alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince faiz uygulanarak takipteki diğer koşullarla devamına, 4-Alacağın dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanan değerinin %20'sine tekabül eden 34.884,30 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Harçlar Kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 14.040,05 TL harçtan daha önceden ödenen 2.401,33 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.638,72 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre hesaplanan 22.837,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvuru harcı, 2.401,33 TL peşin harç 2.100,00 TL bilirkişi ücreti, 93,00 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplam 4.648,73 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde 2020/121228 Arabuluculuk Nolu dosyada ödenen 1.320,00 TL ücret giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 9- Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine, 10-İstinaf aşamasındaki yargılama giderleri yönünden:a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; kararımızın mahiyetine göre nispi istinaf harcının, karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, b-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 11-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 12-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 04.12.2025 tarihinde, oybirliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.