11. Hukuk Dairesi 2015/448 E. , 2015/5150 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/07/2014 tarih ve 2012/104-2014/108 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, d
**11. Hukuk Dairesi 2015/448 E. , 2015/5150 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/07/2014 tarih ve 2012/104-2014/108 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin adına tescilli “...” ibareli markasıyla kimyasal ürün üretim ve pazarlaması yaptığını, müvekkilinin üretimine konu ürünlerin TSE belgeli olduğunu, müvekkilinin bu kapsamda bir takım sertifikalara da sahip olduğunu, davalı şirketin www....com alan adlı internet sitesinde müvekkilinin ticaret unvanını, markasını ve müvekkiline ait sertifikaları herhangi bir hakka dayanmaksızın kullandığını, davalının müvekkiliyle herhangi bir ticari ilişkinin de olmadığını, davalının bu kullanımının müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, bu eylemler nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek yoksun kalınan kazanç kaybı olarak 20.000,00 TL manevi, 30.000,00 TL maddi tazminatın tecavüz tarihinden itibaren davalıdan reeskont faiziyle birlikte tahsiline, davalıya ait internet sitesinin kapatılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; müvekkili ile davacı firma arasında ticari ilişki bulunduğu, bu nedenle dava konusu sertifikaların sitede yer aldığını, bu sertifikaların müvekkil şirkete ait olduğuna ilişkin bir beyanda bulunulmadığı gibi davacıya ait markaya da site içeriğinde yer verilmediğini, müvekkilin eyleminin tazminatı gerektirir nitelikte olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; somut olayda davalıya ait sitede davacının tescilli markasının kullanıldığının ispat edilememesine karşın davacıya ait sertifikalar ve belgeler ile davacının ticaret unvanının davacının rızası ve bilgisi dışında kullanıldığının sabit olduğu, bu durum karşısından marka hakkına tecavüzün varlığından söz edilmeyecek olmakla birlikte davalının herhangi bir hakka dayalı bulunmayan bu kullanımının haksız rekabet ve davacının ticaret unvanına tecavüz teşkil ettiği, davacının talebi uyarınca yoksun kalınan kar kaybına dair bilirkişiden rapor alındığı, Nisan 2012'de başlayıp dava tarihine kadar devam eden döneme ilişkin 30.477,00 TL olarak kar kaybının davalının ticari defter ve belgelerinden hesaplandığı, gerekçesiyle davalının; davacıya ait kalite belgeleri sertifikalar, ticari metinleri kendi tanıtım ve ticaretinde, internet sitesinde kullanımının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu yöndeki içeriklerin internet sitesinden çıkartılmasına, 20.000,00 TL manevi 30.000,00 TL maddi tazminatın 1.4.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Ancak; davacı tarafından, davalının haksız eylemi nedeniyle yoksun kalınan kazanca ilişkin kar mahrumiyeti talep edildiği halde mahkemece alınan bilirkişi raporuna istinaden davalının elde etmiş olduğu kazanç üzerinden maddi tazminat miktarı ile buna bağlı olarak manevi tazminat miktarının tayin edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.