2. Hukuk Dairesi 2013/113 E. , 2013/2100 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Evlat Edinmede Ana ve Baba Rızasının Aranmaması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Türk Medeni Kanununun 312/1. maddesi gereğince, evlat edinilmek amacıyla bir kuruma yerleştirilen küçüğün ana/babasından birinin rızası eksik olursa, kurumun istemi üzer
**2. Hukuk Dairesi 2013/113 E. , 2013/2100 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Evlat Edinmede Ana ve Baba Rızasının Aranmaması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Türk Medeni Kanununun 312/1. maddesi gereğince, evlat edinilmek amacıyla bir kuruma yerleştirilen küçüğün ana/babasından birinin rızası eksik olursa, kurumun istemi üzerine ve kural olarak küçüğün yerleştirilmesinden önce, mahkemece bu rızanın aranıp aranmayacağına karar verir. Olayımızda 03.04.2009 doğumlu ... hakkında koruma kararı alınıp koruyucu aile yanına yerleştirildiğine göre; evlat edinmede ana/baba rızası aranmaması kararının ilerde gerçekleşecek evlat edinme işlemleri sırasında talep edilmesi mümkün ve gerekli olduğundan bu aşamada mahkemenin ret kararının sonucu itibariyle doğru bulunduğundan ONANMASINA, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 28.01.2013 (Per.) (Muhalif) KARŞI OY YAZISI Davacı kurum, koruma altına altına alınmış olan küçük 03.04.2009 doğumlu ...'in gelecekte evlat edinme hizmetlerinden yararlandırılması için, Türk Medeni Kanununun 311. maddesi gereğince evlat edinmede ana ve babanın rızasının aranmamasına karar verilmesini istemiştir. Mahkeme "ananın rızasının bulunduğunu, babanın ise kim olduğunun bilinmediğini, bu sebeple kurumun bu yönde karar istemekte hukuki yararının bulunmadığını” belirterek isteği reddetmiş; kararı davacı kurum temyiz etmiştir. Küçük, 03.04.2009 doğumlu olup, evlilik dışı ilişkiden dünyaya gelmiş, anasının kızlık hanesine tescil edilmiştir. Babanın kim olduğu bilinmemektedir. Bu hal Türk Medeni Kanununun 311/1. maddesinde baba yönünden rızanın aranmaması kararı verilmesi için yeterli sayılmıştır. Çocukla babası arasında soybağı kurulmadığına göre, babanın kim olduğu hukuken bilinmemektedir. Kim olduğu bilinmeyenin davada “davalı" olarak gösterilmiş olması da beklenemez, Öyleyse baba yönünden evlat edinmede rızasının aranmamasına karar verilmesi gerekir. Öte yandan, rıza beyanının, küçüğün ana ve babasının oturdukları yer mahkemesinde sözlü veya yazılı olarak açıklanarak tutanağa geçirilmesi gerekir (TMK md. 309/2). Mahkemeye , yazılı veya sözlü açıklanmış ve tutanağa bağlanmış bir rıza beyanı bulunmadıkça ananın, küçüğü kuruma verirken başvuru dilekçesinde "evlatlık olarak verilmesine rızasının bulunduğunu" belirtmiş olmasının hukuki bir geçerliliği bulunmamaktadır. Bu bakımdan evlat edinmede aracı kurumun ana bakımından da rızasının aranmaması kararı istemesinde hukuki yararı mevcuttur. O halde, ananın Kanunda gösterilen usule uygun olarak mahkeme önünde açıklanmış ve tutanağa bağlanmış bir rızasının bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, böyle bir rıza beyanı varsa, Türk Medeni Kanununun 312. maddesi gereğince "rızanın eksikliği halinde" bu rızanın aranmaması yönünde karar istenebileceği gözetilerek bu halde, ana yönünden istek reddedilmeli; usulünce alınmış bir rızası bulunmuyor ise, rızanın aranmamasına ilişkin yasal koşulların ana bakımından gerçekleşip gerçekleşmediği saptanıp, hasıl olacak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Hükmün açıklanan sebeple bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.