Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/501 E. , 2024/6925 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/501 Karar No : 2024/6925 KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACILARI) : 1) ... 2)... 3) ... VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesince verilen 15/09/2020 tarih ve E:2015/2176, K:2020/2964 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesine karar verilmesi istenilme
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/501 E. , 2024/6925 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/501 Karar No : 2024/6925 KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACILARI) : 1) ... 2)... 3) ... VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesince verilen 15/09/2020 tarih ve E:2015/2176, K:2020/2964 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesine karar verilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'ın hükümlü olarak bulunduğu ... İnfaz Kurumunda bulunduğu tek kişilik hücrede kendi kazağını kullanarak intihar etmek suretiyle hayatını kaybetmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek müteveffanın annesi ... ve kardeşleri ... ile ... için ayrı ayrı 100.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; müteveffanın hükümlü iken psikolojik problemleri nedeniyle Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde tedavisinin yapıldığı, en son 09/11/2012 tarihinden 28/12/2012 tarihine kadar hastanede kaldığı ve aynı gün taburcu edildiği, taburcu yazısında kullanması gereken ilaçların belirtildiği, "15 gün sonra en yakın Devlet Hastanesi Psikiyatri Polikliniğinde muayenesi uygundur." denildiği, olay günü saat 17.00'de cezaevine naklinin yapıldığı ve daha önce kaldığı odaya yerleştirildiği ve aynı gece kazağı ile kaldığı koğuşun demir parmaklıklarına kendini astığı anlaşılmakta olup psikolojik rahatsızlığı olan davacının hastaneye çeşitli kereler naklinin yapıldığı ve orada tedavisinin yapıldığı, en son yaklaşık olarak 45-50 gün hastanede kalan müteveffanın taburcu edildiği gün kazağıyla kendini asarak intihar etmesi olayında idarenin kendi üzerine düşen yükümlülük ve denetim görevini yerine getirdiği bu nedenle idareye atfedilecek bir hizmet kusuru bulunmadığı gibi idarenin kusursuz sorumluluğuna gidebilmek için gerek doktrin gerekse yargı içtihatlarında öngörülen şartların iş bu davada oluşmadığı sonucuna varıldığından; olayda idarenin manevi tazmin sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Daire Kararının Özeti: Davacıların temyiz başvuruları üzerine Danıştay Onuncu Dairesinin 15/09/2020 tarih ve E:2015/2176, K:2020/2964 sayılı kararıyla, İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle onanmasına karar verilmiştir. KARAR DÜZELTME TALEP EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, yakınları ...'ın şizofren hastası olduğu, bu durumun idare tarafından bilindiği, dava konusu olay öncesinde de intihar girişimleri olduğu halde tek kişilik hücreye konulduğu, yakınlarının yaşam hakkının Devletin koruması ve denetimi altındayken ihlal edildiği, davalı idarenin bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmeyerek hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 15/09/2020 tarih ve E:2015/2176, K:2020/2964 sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Müteveffa ...'ın Ukrayna Başkonsolosluğu'nda gerçekleştirdiği hürriyeti tahdit, tehdit ve mala zarar verme suçlarından 9 yıl 6 ay hapis cezası aldığı, bu kararın kesinleştiği ve infazının Silivri Ceza İnfaz Kurumunda gerçekleştirildiği, psikolojik problemleri nedeniyle Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde tedavisinin yapıldığı, en son 09/11/2012 tarihinden 28/12/2012 tarihine kadar hastanede kaldığı ve aynı gün taburcu edildiği, taburcu yazısında kullanması gereken ilaçların belirtildiği, "15 gün sonra en yakın Devlet Hastanesi Psikiyatri Polikliniğinde muayenesi uygundur." görüşüne yer verildiği, taburcu edildiği gün saat 17.00'de cezaevine naklinin yapıldığı ve daha önce kaldığı tek kişilik odaya yerleştirildiği ve aynı gece kaldığı koğuşun demir parmaklıklarına kazağını bağlamak suretiyle kendini asması neticesinde hayatını kaybetmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek müteveffanın annesi ... ve kardeşleri ... ile ... için ayrı ayrı 100.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Anayasa'nın 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu; 56. maddesinde de Devletin, herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerin Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi'nin 2. maddesinde, herkesin yaşam hakkının yasanın koruması altında olduğu belirtilmekle, yaşam hakkının korunması devletlere bir yükümlülük olarak öngörülmüştür. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 3., Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 2., Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin 6. ve Anayasamızın 17. maddesinde belirtildiği üzere, “Her insanın doğuştan gelen yaşama hakkına sahip olduğu ve bu hakkın yasalarla korunmasının gerektiği”, insan hakları içinde değer sırası bakımından ilk sırada yer alan ve en temel insan hakkı olarak kabul edilen yaşama hakkının diğer tüm hakların varlık sebebi olduğu ve bu hakların kullanımının yaşama hakkına bağlı olduğu, bu bakımdan bu hakkın kullanımı için devletin yalnızca insan yaşamına saygı gösterme anlamında negatif bir yükümlülük altında olmadığı, aynı zamanda insan yaşamını etkin olarak korumak için gerekli adımları atmak, bu kapsamda bireyleri diğer kişilerin yaşamsal tehlike yaratan eylemlerinden korumak için uygun önlemleri almak, yaşama kasteden eylemleri caydırıcı ve etkin şekilde cezalandırmak için kanunlarında gerekli yaptırımlara yer vermek, bu hükümlerin ihlal edilmesini önlemeye ve cezalandırmaya yönelik ceza kovuşturmasını etkili şekilde organize etmek ve kişinin bizzat kendi yaşamına son vermesinin önüne geçmek için gerekli tedbirleri almak gibi pozitif yükümlülüklerinin de olduğu kabul edilmektedir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasının f bendinde, "Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur."; "Kapalı ceza infaz kurumları" başlıklı 8. maddesinde, "(1) Kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, firara karşı teknik, mekanik, elektronik veya fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasın olanaklı bulunduğu, yeterli düzeyde güvenlik sağlanmış ve hükümlünün gereksinimine göre bireysel, grup hâlinde veya toplu olarak iyileştirme yöntemlerinin uygulanabileceği tesislerdir." hükümleri yer almaktadır. Olay tarihinde yürürlükte olan 06/04/2006 tarih ve 26131 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün "Müdürün görevlerini" düzenleyen 19/d maddesinde, “Hükümlülerin iyileştirilmesi, bilgilerinin artırılması, atölye çalışmaları, kişisel uğraşlarının düzenlenmesi ve geliştirilmesinin sağlanması bakımından mevzuat hükümlerini uygulamak ve sağlık durumlarıyla yakından ilgilenmek"; “Güvenlik ve Gözetim Servisi” başlıklı 22/5. maddesinde, "(5) İnfaz ve koruma memuru, kurumun güvenlik, düzen ve disiplininin sağlanması, hükümlülerin kurum içindeki hareketlerinin takip ve kontrolü ile gözetimi ve kurumun temiz tutulması ile hükümlülerin iç yönetmeliklere uygun surette hareket etmelerini sağlamakla görevli olup, müdür ve ikinci müdür veya bunların bulunmadığı yerlerde idare memuru ile infaz ve koruma başmemuru tarafından verilen görevleri yapar.”; “Psiko-sosyal Yardım Servisi” başlıklı 24. maddesinde, “Psiko sosyal yardım servisi personel ve hükümlülerin ruh ve beden sağlığı ve bütünlüğüne ilişkin koruyucu, geliştirici programları araştıran, uygulayan ve gerektiğinde tedavi sürecine katılarak psikolojik destek ve müdahalede bulunan, ayrıca hükümlülerin bireysel özelliklerini, yaşam koşullarını ve suç işleme nedenlerini belirleyerek bireysel gelişmelerine yardımcı olan, kurum yaşamına uyumlarını ve toplumsal yaşamla uyumlaşmalarını sağlayan ve bireyin yeniden suç işlemesini engelleyecek önlemleri alan ve bu amaçla gerektiğinde kurum en üst amirinin bilgisi dahilinde, aileler ve sosyal çevreyle görüşme yapan servistir. Psiko-sosyal yardım servisinde, psikolog ve sosyal çalışmacı görev yapar.”; “Sağlık Servisi” başlıklı 25. maddesinde, “(1) Kurumda koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerini cezaevi tabibinin başkanlığında yerine getiren servistir. Sağlık servisinde cezaevi tabibi, diş tabibi, eczacı, veteriner, diyetisyen, sağlık memuru ve hayvan sağlık memuru görev yapar. (2) Cezaevi tabibinin görevleri: a) Kurumun sağlık koşullarını düzenleyerek, hükümlülerin ve kurum personelinin muayene ve tedavilerini yapar.” düzenlemeleri yer almaktadır. Yine, anılan Tüzüğün “Hapis Cezalarının İnfazında Gözetilecek İlkeler “ başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının “f” bendi, ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınmasını zorunlu kılmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Hükümlü ve tutuklular ile gözaltında bulunan kişiler bakımından yaşama hakkının daha özel bir öneme sahip olduğu, zira bu kişilerin devletin denetimi ve gözetimi altında oldukları ve bu hassas durumları ile yaşama hakkı yönünden daha etkin bir şekilde korunmalarının gerektiği açıktır. Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma hakkı, birbirleriyle sıkı bağlantıları olan, devredilmez ve vazgeçilmez haklarındandır. Yaşam ve vücut bütünlüğü üzerindeki temel hak, devletlere pozitif ve negatif yükümlülük yükleyen haklardandır. (AYM, E:2007/78, K:2010/120, K.T. 30/12/2010, Serpil Kerimoğlu ve diğerleri başvurusu § 50, Elif - Ferhat Mutlu başvurusu § 54, A.Z.Ö. başvurusu § 62 ). Devletin, negatif bir yükümlülük olarak, yetki alanında bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bunun yanı sıra devlet, pozitif bir yükümlülük olarak, yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını gerek kamusal makamların, gerek diğer bireylerin, gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü altındadır (AYM, E:1999/68, K:1999/1, K.T. 6/1/1999). Devlet, bireyin maddi ve manevi varlığını her türlü tehlikeden, tehditten ve şiddetten korumakla yükümlüdür (AYM, E:2005/151 K:2008/37, K.T. 3/1/2008; E:2010/58, K:2011/8, K.T. 6/1/2011, Serpil Kerimoğlu ve diğerleri başvurusu §51, A.Z.Ö. başvurusu § 62 ). Ancak, özellikle insan davranışının öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlemin veya yürütülecek faaliyetin tercihi göz önüne alınarak; pozitif yükümlülük, yetkililer üzerine aşırı yük oluşturacak şekilde yorumlanmamalıdır. Pozitif yükümlülüğün ortaya çıkması için yetkililerce, belirli bir kişinin hayatına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin bulunduğunun bilinmesi ya da bilinmesi gerektiği durumların varlığı kabul edildikten sonra, böyle bir durum dahilinde, makul ölçüler çerçevesinde ve sahip oldukları yetkiler kapsamında bu tehlikenin gerçekleşmesini önleyebilecek şekilde kamu makamlarının önlem almakta başarısız olduklarının tespiti gerekmektedir (benzer yöndeki AİHM kararları Keenan/Birleşik Krallık, 27229/95, 3/4/2001, §§ 89-92, ve A. ve Diğerleri/Türkiye, 27/7/2004, 30015/96, § 44-45, İlbeyi Kemaloğlu ve Meriye Kemaloğlu/Türkiye, 19986/06, 10/4/2012, § 28, AYM. Serpil Kerimoğlu ve diğerleri başvurusu § 53, A.Z.Ö. başvurusu § 65 ). İçinde bulundukları ruhsal durum ve depresyon nedeniyle intihar eğilimi taşıyan bireylerin -özellikle devletin hüküm ve gözetimi altında bulundukları koşullarda- yaşam haklarının korunması noktasında gerekli tedbirlerin alınması devletin pozitif yükümlülükleri arasında yer almaktadır. Ayrıca kamu makamları, zihinsel ve ruhsal rahatsızlığı olan kişiler ile engelli bireylerin temel hak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlamak ve bu bireyleri korumak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler. Ancak bu kapsamda beklenen gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü bireylere karşı kendilerinden ya da dışarıdan gelebilecek tehlikelerin kamu makamları tarafından bilindiği ya da bilinmesi gerektiği durumlarda söz konusu olmaktadır. (A.Z.Ö. başvurusu § 93, 94, 95). Dosyanın incelenmesinden hükümlü ...'ın dava konusu olay öncesinde de defaetle Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine sevkinin yapılıp önce atipik psikoz sonrasında paranoid şizofren tanısı aldığı, son olarak sevk edildiği Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde yatışı yapılarak ...-... tarihleri arasında tedavi gördüğü, 08/11/2012 tarihinde cam parçasıyla kendisine zarar verdiği, davalı idarece gönderildiği hastanede yapılan muayenesinden ve konulan teşhislerden akıl hastalığı bulunduğundan haberdar olunduğu halde müteveffa ...'a akıl sağlığı yerinde olmayanlara özgü güvenlik tedbirleri uygulanmayarak tek kişilik koğuşta tutulması, cezaevi yetkililerince daha duyarlı ve dikkatli olunmaması, diğer mahkumlara nazaran daha etkili ve sıkı bir gözetim ile doktor kontrolü altında tutulmasının temin edilmemesi yönüyle davalı Adalet Bakanlığının olayın meydana gelmesinde ihmali ve dolayısıyla hizmet kusuru mevcut olduğundan davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Davanın reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 25/12/2024 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) - KARŞI OY : Danıştay dava daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verilen kararları hakkında, ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmaya devam edilen) 54. maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesi istenebilir. Kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar ise, anılan maddede yazılı nedenlerden hiçbirine uymamaktadır. Bu nedenle, davacıların karar düzeltme isteminin reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.