4. Hukuk Dairesi 2016/7953 E. , 2019/1029 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Medya Yatırım Sanayi ve Ticaret AŞ Yönetim Kurulu Başkanı ... aleyhine 17/08/2015 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 22/03/2016 günlü kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafın…
**4. Hukuk Dairesi 2016/7953 E. , 2019/1029 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Medya Yatırım Sanayi ve Ticaret AŞ Yönetim Kurulu Başkanı ... aleyhine 17/08/2015 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 22/03/2016 günlü kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 26/02/2019 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine duruşmalı temyiz eden davacı vekili Avukat ... geldi, karşı taraftan davalı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü. Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, özel bir firmada ürün müdürü ve aynı zamanda CHP Genel Başkanı ...'nun damadı olduğunu, davalı şirketin sahibi olduğu ... Gazetesi'nin 07/07/2015-08/07/2015- 09/07/2015 tarihli nüshalarında davacının ... bir dairesinin olduğu ve bu daireyi usulsüz yollarla aldığına dair haberler yayınlandığını, gerçekte böyle bir dairesinin bulunmadığını, davalı tarafın gerçek dışı haberler yaparak kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu beyan ederek manevi zararının tazminini istemiştir. Davalı, Basın Kanunu kapsamında husumet yöneltilebilecek kişilerden olmadığını, davanın pasif husumetten reddi gerektiğini, davacının tazminat isteminde bulunmadan öncelikle hukuki yollardan yayının yapılmasını engellemesi gerektiğini, dava konusu haberlerin basın hukukuna egemen olan görünür gerçeklik ilkesine uygun olduğunu, bu nedenle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğundan söz edilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, haberlerin kişilik haklarına saldırı olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi