4. Hukuk Dairesi 2011/11270 E. , 2012/15351 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 14/10/2010 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 02/06/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi ta
**4. Hukuk Dairesi 2011/11270 E. , 2012/15351 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 14/10/2010 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 02/06/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız şikayet nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istemin kısmen kabulüne dair verilen karar.davalı tarafından temyiz edilmiştir. Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir”şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir. Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK.nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlemiştir. Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır. Dosya kapsamından; davacının Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu sekreteri, davalının ise aynı yüksek okulda davacının özel kalem sekreteri olarak görev yaptığı, karşılıklı güven ilişkisine dayalı olarak davalının zaman zaman davacıya ait makam odasındaki bilgisayardan işlemler yaptığı anlaşılmaktadır. Davalı, çalışma masasının üzerinde yazanı belli olmayan bilgisayar çıktılı bir sayfalık yazı ile internet üzerinden kendi ismi kullanılarak yapılan MSN görüşmelerini içerir belge ve hakaret- tehdit içerikli yazı bırakılması üzerine Cumhuriyet Savcılığı'na verdiği 28/2/2008 tarihli şikayet dilekçesinde; herhangi bir isim belirtmeden ve belirli bir kişiyi hedef almadan gerçek suçluların ortaya çıkarılarak cezalandırılmasını istemiştir. Şikayet üzerine yapılan soruşturma kapsamında, davacıya ait iş yeri ve ev bilgisayarları incelenmiş, davalının masasının üzerine konulan belgelerdeki bir kısım içeriklere ulaşılması üzerine davacı hakkında; "bilişim sistemini erişilmez hale sokmak", "iftira" ve "hakaret" suçlarından kamu davası açılmış, yapılan yargılamada sanığın üzerine atılı suçları işlediği yönünde kuvvetli şüphe bulunduğu ancak şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. Gelişim biçimi yukarıda anlatılan somut olayda; davalının, masasının üzerine bırakılan ancak yazanı belli olmayan hakaret ve tehdit içerikli bir takım belgeler nedeniyle cumhuriyet savcılığına şikayette bulunarak gerçek suçluların bulunmasını istediği, yapılan soruşturma kapsamında kamu görevlileri tarafından davacının ismine ulaşılarak davacı hakkında kamu davası açıldığı, yapılan yargılamada davacının üzerine atılı suçları işlediği yönünde kuvvetli şüphe bulunduğu ancak şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır. Yapılan şikayette davacının ismi verilmediği gibi, soruşturmayı yürüten görevliler tarafından yapılan incelemede davacının ismine ulaşıldığı ve ceza yargılamasında davacı hakkında atılı suçları işlediği yönünde kuvvetli şüphe bulunduğu yönünde tespit yapıldığına göre şikayetin haksız biçimde yapıldığından söz edilemez. Şu halde yasal şikayet hakkı kullanıldığı kabul edilerek istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 17/10/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.