10. Hukuk Dairesi 2024/1536 E. , 2025/1956 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/957 E., 2022/931 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/132 E., 2021/474 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge…
**10. Hukuk Dairesi 2024/1536 E. , 2025/1956 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/957 E., 2022/931 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/132 E., 2021/474 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraf vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... A.Ş.'ye nezdinde çalışmakta iken "pnömokonyoz ve slikozis" meslek hastalığına tutularak, sürekli iş göremezliğe maruz kaldığını, müvekkilinin hastalığının kumlu ve tozlu ortamlarda çalıştırılmasından kaynaklandığını, müvekkilinin 05.09.1974 doğumlu ve genç yaşında olduğunu, işverenin kusurlu ve ihmali eylemleri sonucunda meslek hastalığına tutulup, beden sağlığını kaybetmek suretiyle sürekli iş göremez duruma düştüğünü, Katlanmak zorunda kaldığı rahatsızlığının ve sürekli iş göremez durumda olmasının dışında, manen de ızdırap duyduğunu, davalının kusurlu eylemleri ile meydana gelen meslek hastalığı sonucunda genç yaşında malûl kalan müvekkilinin uğradığı manevi acı, duyduğu ızdırap nedeniyle, ayrıca 125.000 TL manevi tazminatın da davalıdan tahsilini istediklerini, davalı işverenin, söz konusu meslek hastalığının oluşmaması için işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili araçları bulundurmadığını, diğer gerekli iş güvenliği önlemlerini de almadığını, yerleşik içtihatlar gereğince, tazminat hesabına esas alınacak ücret belirlenirken, davacının (yol, yemek ve sair sosyal yardımların da eklenmesi suretiyle tespit edilecek) giydirilmiş ücretinin ve diğer tüm gelirlerinin asgari ücrete olan fazlalığının da dikkate alınması gerektiğini, müvekkiline meslek hastalığı sigortasından sürekli iş göremezlik geliri bağlandığını beyanla; özellikle bakiye maddi tazminat alacağı olmak üzere, tüm alacak kalemleri ile ilgili, istem ve dava gibi fazlaya ilişkin her türlü hakkın saklı kalması kaydıyla, şimdilik 10.000 TL maddi tazminat ile 125.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 19.04.2021 harç tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini artırdığı görülmüştür. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin iş güvenliği ile ilgili riskleri için işveren mali sorumluluk sigortası yaptırdığını, 2014 yılında sigorta şirketleri tarafından 0001-06467321 poliçe numaralı Koasüranslı (birden çok sigorta eden) poliçe yaptırılmış olduğundan davanın sigorta şirketlerine ihbarını talep ettiklerini, müvekkili şirketin davacının işe giriş tarihinden itibaren davacıya sürekli olarak iş güvenliği eğitimleri verdiğini ve kişisel koruyucu donanımlarını teslim ettiğini, müvekkili şirketin işçi sağlık ve güvenliğine son derece önem verdiğini, bu husustaki yasa ve yönetmeliklere istisnasız uyduğunu, bu tavrını alt işveren ve çalışanlarına da tavizsiz uygulattığını, imza karşılığı ile her çalışana verildiği gibi, davacıya da görevi ile ilgili Çalışma Düzeni İş Sağlığı ve Güvenliği İş Yönetmeliği Kitapçığı ile kişisel koruyucu donanım malzemelerinin (iş güvenliği ayakkabıları, baret, toz maskesi, kulak tıkacı, koruyucu gözlük, eldiven vs. gibi malzemeler) imza karşılığı verildiğini, yine davacıya İş ve İşçi Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili gereken eğitimlerin de verildiğini, tüm bu hususların dosyaya sunulan iş yeri özlük dosyasında yer aldığını, müvekkili şirket şirket tarafından eğitimler verilmiş ve ekipmanlar sağlanmış olmasına rağmen, davacının kendi inisiyatifi ile görev tanımında olmayan bir işlemi yapmak isterken iş kazası geçirdiğini, bu nedenle davacının maddi tazminat talebini kabul etmediklerini, manevi tazminatın amacının ise çekilen acıyı dindirmek, yaşama arzusunu tazelemek ve manevi dengeyi yeniden sağlamak olduğunu, bu nedenle manevi tazminatın amacının özendirme ve zenginleştirme olmadığını, davacının tazminat talebinin fahiş miktarda olduğunu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile uyumlu olmadığını, davacının iş kazası sonrasında müvekkil şirkette çalışmaya devam ettiğini, müvekkili şirketin tüm önlemleri aldığını, davacının kendi kusuru ile kaza geçirdikten sonra da çalışmasına devam etmesi konusunda gereken tüm desteği verdiğini, bu nedenle davacının manevi tazminat taleplerini de kabul etmediklerini beyanla; davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, meslek hastalığının meydana gelmesinde davalı işverenin %100 oranında kusurlu olduğu, davacının meslek hastalığı nedeniyle % 10.1 oranında sürekli iş göremezliğe girdiği kabulünden hareketle; Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile 1-Davacının maddi tazminat isteminin kabulü ile 117.447,87 TL maddi tazminatın, olay tarihi olan 03.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2-Davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın, olay tarihi olan 03.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur raporunun hatalı olduğu, davacıya imza karşılığı gerekli ekipmanların verildiğini, gerekli eğitimlerin verildiğini, davalı şirketin basiretli bir işveren gibi davrandığını ve çalışanlarının iş güvenliği için birçok eğitimi davacının da içinde bulunduğu tüm çalışanlara verdiğini ve iş güvenliğini arttırmak ve iş kazalarını azaltmak için elinden gelen tüm çabayı sarf ettiğini, davalı şirkete % 100 kusur atfedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi heyetinden rapor alınarak kusur durumunun belirlenmesinin gerektiğini, yapılacak hesaplamanın davacının çıplak ücreti üzerinden yapılması gerektiğini, davacının çalışarak işverenden ücret aldığı dönemler için dahi katsayı uygulayarak farazi hesaplama yapılması mümkün olmadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; maddi tazminat hesabının hatalı olduğunu, manevi tazminat miktarının düşük olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; benimsenmiş maddi deliller ve hukuksal gerekçelere dayandığı anlaşılmakla tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre davalının ve davacının ileri sürdüğü itirazlar yerinde bulunmamış ve taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 55., 74. ve 417. maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi, 4857 sayılı İş Kanun'un 77. maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4. maddeleri. 3. Değerlendirme A) Taraf vekillerinin manevi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu 75.000,00 TL manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne ve reddine karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Taraf vekillerinin maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden ; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dava niteliği itibariyle sigortalının meslek hastalığından sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle SGK tarafından karşılanmayan maddi zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Taraflar arasında farklı dönemlerde ayrı iş yerlerinde çalışan davacı sigortalıda ortaya çıkan omuz ve kolunda çalışmasını zorlaştıran tonosinovitler nedeni ile davalı işveren ile dava harici işverenlerin sorumluluklarının kusurları oranında mı yoksa müşterek ve müteselsilen mi olduğu noktasında da uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu konuda, öncelikle maluliyet tespit tarihi itibariyle yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun teselsülü düzenleyen hükümlerinin incelenmesinde yarar bulunmaktadır: Bilindiği üzere, müteselsil borçluluk, alacaklının, borcun tamamının ifasını birden çok borçludan ve dilediğinden isteyebildiği, borcun tamamı ifa edilinceye kadar borçluların hepsinin sorumlu olduğu bir borç ilişkisidir. Müteselsil borçluluğun kaynağı TBK’nun 162. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, “Birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk doğar. Böyle bir bildirim yoksa, müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar.” Madde hükmünden anlaşıldığı gibi, müteselsil borçluluk, ya bir hukuki işlemden ya da kanundan doğmaktadır. Maddenin 2. fıkrasında yer verilen kanuni teselsül, müteselsil borçluluğun doğrudan doğruya bir kanun hükmüne dayandığı, bizzat kanun koyucunun öngördüğü borçluluk halidir. Haksız fiil halinde müteselsil sorumluluk hali ise aynı Kanun’un 61. maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir: “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” Aynı Kanun’un 62. maddesinde de: “Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Bu durumda; birden çok kişi, gerek haksız eylem, gerek sözleşme ve gerekse kanun kuralı gibi sebeplerden ve aynı zarar için zarara uğrayana karşı sorumlu iseler, bunlar arasında, bir zarara ortaklaşa sebep olanlar hakkındaki dönmeye (rücu) ilişkin kurallar uygulanır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, SGK hizmet döküm cetveline göre sigortalının davalı şirkete ait işyerindeki çalışmasının 17.03.1997 tarihinde başladığı ve bu iş yerindeki çalışmasından önce davacının başka işyerlerinden bildirimlerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. O halde, davacının davalıya ait iş yerinde çalışmaya başladığı tarih olan 17.03.1997 tarihinden önce davalı şirkete ait işyeri haricinde çalışmalarının geçtiği işyerleri de tespit edilip, buradan yapılan bildirim süreleri ve söz konusu işyerlerinde yapılan işlerin niteliği gözetilerek pnömokonyoz rahatsızlıkları üzerinde çalışmasının etkisi olup olmadığı belirlenmelidir. Bu kapsamda yapılacak inceleme için öncelikle çalışmalarının geçtiği işyerlerinde yapılan çalışmayla ilgili olarak gerek sigortalının gerekse de bu işyerinde çalışan diğer sigortalılar yönünden meslek hastalığı yönünden kurum tahkikat raporlarının varlığı araştırılıp, düzenlenmiş raporların varlığı halinde dosya kapsamına dahil edildikten sonra, davalı ve dava harici işverenlerin işyerinde gerçekleşen çalışma esnasında meslek hastalığının gerçekleşmesini önlemek için ne tür önlemler aldıkları ibraz edilecek delillerle tespit edilmeli ve (gereği halinde işyerlerinde yapılan işin niteliğinin tespiti ile çalışmanın meslek hastalıkları üzerinde etkisinin tespiti açısından işyerlerinde keşif icra edilmesi) iş yerlerinde hizmetlerin geçtiği döneme ilişkin gösterilecek tanıkların da dinlenerek çalışma şartları ve maruziyetler yönünden bilgi edinilmesi toplanacak bütün bu delillerle beraber ikmal edilecek dosyanın A sınıf iş güvenliği uzmanı ve meslek hastalıkları uzmanı ve işyeri hekimi bilirkişilerden oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilmesi, bilirkişi heyetinden çalışmaların geçtiği dönemdeki işyeri koşullarına, o tarihte alınmış olan önlemlere göre her bir işyeri yönünden, işyerlerinin meslek hastalığı üzerindeki etkisi yönlerinden araştırma yaptırılarak, işyeri çalışma koşulların meslek hastalıklarının gelişmesi üzerinde olumsuz etkilerin varlığı halinde, çalışmanın geçtiği tarihte yürürlükte bulunan iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı hükümleri ile işçinin çalışması nedeniyle maruziyet süreleri de gözetilerek her bir işveren nezdinde yapılan çalışma nedeniyle işverenlerin kusur oranlarını ayrı ayrı tespit ettirmek, öte yandan yukarıda açıklanan teselsül sorumluluk hükümleri ve davacının dava dilekçesindeki isteminin mahiyeti de gözetilerek her bir işverenin kendi kusurundan ayrı ayrı sorumlu olacağı hususu gözetilerek, davalı işverenin tespit edilecek kusuru oranında dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirilip taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da değerlendirilmek suretiyle davalı işverenin tazminat alacaklarından sorumluluğu hakkında bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın özellikle delillerin takdirinde eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE , Davalı vekilinin maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemleri yönünden; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.