8. Hukuk Dairesi 2022/3326 E. , 2024/4851 K. MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Soma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine …
**8. Hukuk Dairesi 2022/3326 E. , 2024/4851 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Soma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Manisa ili Soma ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 153 ada 67 parsel sayılı 21.600,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, zeytinlik vasfıyla ... adına tespit edilmiştir. Davacı vekili; Manisa ili Soma ilçesi ... Mahallesi 153 ada 67 parsel sayılı taşınmazın koordinatları belirtilen bölümünün orman tahdit hattı içerisinde kaldığını, orman vasfı nedeniyle özel mülkiyete konu yapılamayacağını, zilyetlik ve zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağını, dava konusu yerin eski tarihli memleket haritalarında ve amenajman planlarında orman olarak görüldüğünü, fiili durumu itibariyle de orman olduğunu belirterek; dava konusu 153 ada 67 parselin koordinatlarıyla belirtilen kısmı dikkate alınarak, taşınmazın orman tahdit sınırları içerisinde kalan kısmının tespiti ile bu kısmın tapusunun iptali ve orman vasfı ile Hazine adına kayıt ve tesciline, taşınmaz üzerinde üçüncü kişiler lehine bulunan şerhlerin ve irtifak haklarının terkinine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili; 1990 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında dava konusu taşınmazda herhangi bir orman kaydına rastlanmadığından 153 ada 67 parsel olarak davalı adına tescil edildiğini ve yapılan kadastro tespitinin herhangi bir itiraza uğramadan 1991 yılında kesinleştiğini, genel olarak taşınmazda 41 yaşında zeytin ağaçları bulunduğunu, taşınmazın etrafında ise kesim ihtiyacını karşılamak üzere bakıma tabi tutulan kızılçam ağaçlarının yetiştirildiğini, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... ... Bankası A.Ş. vekili; davalı ...'nin 2005 yılında kullandığı kredi nedeniyle taşınmaza ipotek konulduğunu, borcun 2013 tarihinde kapatıldığını, ancak talep olmadığı ve fek ücreti ödenmediği için ipoteğin kaldırılmadığını, daha sonra ipoteğin 29.04.2014 tarihinde fek edildiğini, taraf sıfatlarının kalmadığını savunarak davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "dava dilekçesine ekli krokide (B) harfi ile gösterilen kısmın 1958 yılı basımı en eski tarihli, 1978 yılı basımı ve 2000 yılı basımı haritalarda üzerinde çalılık rumuzu bulunan yeşil renkli alanlar içerisinde olduğunun belirlendiği, anılan kısımda amenajman planlarında verimli kızılçam ağaçlarının, hava fotoğraflarında ise kısmen kızılçam kısmen genç fidan ağaçlarının bulunduğunun tespit edildiği; ekli krokide kırmızı renkle (B) harfi ile gösterilen 9.557,13 m2'lik kısmın 4785 sayılı Kanun kapsamına girdiği, 5658 sayılı Kanuna göre iadeye tabi ormanlarla ilgisinin bulunmadığı ve 3116, 5653, 6831, 4999 sayılı Kanunlardaki orman tanımına uygun olduğu, (A) harfi ile gösterilen kısmın orman sayılmayan yerlerden olduğu, taşınmaz üzerindeki ipoteğin dava açıldıktan sonra terkin edildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Manisa ili Soma ilçesi ... Mahallesi ... mevkii 153 ada 67 parselde davalı adına kayıtlı olan taşınmazın 09.11.2020 tarihli bilirkişi raporunun ekinde kadastro teknisyeni İ.S. tarafından hazırlanan krokide (B) harfiyle gösterilen 9.557,13 m2'lik kısmının tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline; davalı ... A.Ş. hakkında açılan davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, "Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede ilk defa 1991 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) göre arazi ve orman kadastrosu yapıldığı, dava konusu 153 ada 67 parselin orman sınırları dışında kaldığı ve davalı ... adına zeytinlik vasfı ile tespit gördüğü, çalışmalara ilişkin kadastro tutanaklarının 12.03.1991-10.04.1991 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleştiği, dava konusu Manisa ili Soma ilçesi ... Mahallesi 153 ada 67 parsel sayılı taşınmazın davacı vekilinin dava konusu ettiği dava dilekçesine ekli koordinat değerlerinin zeminde ve sayısal harita üzerinde uygulandığı, buna göre davacının dava konusu ettiği yerin rapora ekli krokide (B) harfi ile gösterilen alan olduğu, (A) harfi ile gösterilen alanın davacı tarafça dava konusu edilmediği, kaldı ki krokide (A) harfi ile gösterilen dava dışı alanın eğiminin % 8-10 oranında olduğu, üzerinde 28-33 yaşlarında bakımlı zeytin ağaçları bulunduğu, mevcut durumu itibari ile uzun yıllardır tarım arazisi olarak kullanıldığı, zeytin ağaçlarının yaşlarından en az 33 yıldır zeytinlik olarak kullanıldığının tespit edildiği, 1958, 1978 ve 2000 yılı basımı memleket haritalarında, bu alanın orman sayılmayan beyaz renkli, orman olmayan geniş yapraklı ağaç rumuzu ile gösterilen alanda kaldığı, 1953, 1970 ve 1995 tarihli hava fotoğraflarında aynı alanın açıklık tarla halinde göründüğü ve üzerinde 1995 yılında zeytin ağaçlarının bulunduğu, amenajman planında (Z) harfiyle gösterilen ... alanı içerisinde kaldığı, kadim ... arazisi olduğu, sonuç itibariyle bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 12.048,44 m2 yüzölçümündeki dava konusu edilmeyen alanın 4785 sayılı Kanun kapsamına girmediği, 5658 sayılı Kanuna göre iadeye tabi ormanlarla ilgisinin bulunmadığı, 3116, 5653, 6831, 4999 sayılı Kanunların orman tanımı gereğince orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığından, bu yönüyle davanın kabulüne dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen bölümünün orman vasfı ile Hazine adına tesciline dair mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiş ve iş bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, temyiz edenin sıfatına, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına, temyiz edenin sıfatına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.