8. Hukuk Dairesi 2021/9913 E. , 2021/9796 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar ... vs. vekili tarafından, duruşmasız olarak incelenmesi davalı ... vekili, davalı ... müşterekleri vekili, davacılar ..., ..., ... , ..., ... ve ... tarafından istenilmiştir. Dosya incel
**8. Hukuk Dairesi 2021/9913 E. , 2021/9796 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar ... vs. vekili tarafından, duruşmasız olarak incelenmesi davalı ... vekili, davalı ... müşterekleri vekili, davacılar ..., ..., ... , ..., ... ve ... tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.09.2021 günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden davacılar ... vs vekili Av. ... ile ..., ..., ..., ... ve ... geldi. Karşı taraftan Hazine vekili Av. ... ile ... katılımlarıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; " yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olmadığı gibi, varılan sonuçların da tam olarak dosya kapsamına uygun düşmediği, bu kapsamda, davacı ... ve müştereklerinin tutundukları tapu kayıtlarının, Hazinenin temliki ile oluşan Eylül 1310 tarihli ve 4 sıra numaralı tapu kaydından tedavül ettiği, 380 dönüm yüzölçümlü bu tapu kaydının ilk sınırları "... ve ... ve ... sınırı ve ..." şeklinde olup, dosya kapsamından, ... ve ...'nin batıdaki ... Köyünün, ...'in ise kuzeyde ve doğuda bulunan ... (eski adıyla ...) Köyünün mezrası olduğunun ve özellikle 05.10.1985 tarihli keşifte alınan yerel bilirkişi açıklamalarından da tapu kaydında yazılı "..."nin ise köy yerleşim yerinin güneyinde ve ... Köyü arazisinin kuzeyinde olduğunun anlaşıldığı, bu kabulün tapu kayıtlarında yazılı sınırların birbirini takip ediş tarzına da uygun düştüğü, dolayısı ile anılan tapu kayıtlarının gayri sabit sınırlı olduğu da gözetilerek 380 dönüm miktarındaki tapu kaydına kuzeydeki ... Köyü sınırından başlanıp güneye ... inilmek ve köy yerleşim yeri hariçte bırakılmak suretiyle yüzölçümüyle kapsam tayin edilmesi, diğer taraftan, ... ve müştereklerinin tutundukları 1 ila 13 tahrir numaralı değişebilir sınırlı vergi kayıtlarının toplam yüzölçümlerinin 1.028.000 metrekare olduğu, bu kayıtların sınırları incelendiğinde, hudutlarının Eylül 1310 tarihli tapu kaydı ile çakıştıklarının anlaşıldığı, bu durumda, söz konusu vergi kayıtlarına da tek parça halinde ve kuzeydeki ... Köyü sınırından başlanarak güneye ... toplam miktarları olan 1.028.000 metrekare ile sınırlı (köy yerleşim yeri hariçte bırakılmak suretiyle) kapsam tayin edilmesi, Eski adı ... olan ... Köyüne ait gerek diğer tarafların tutundukları ve gerekse de üçüncü kişilere ait Temmuz 1289 tarihli ve 1341, 1342, 1343, 1344, 1345, 1346, 1347, 1348, 1349, 1350, 1351, 1352, 1353, 1354, 1355 ve 1356 sıra numaralı tapu kayıtlarının ve dosya içinde mevcut keşif tutanaklarında yer alan mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının incelenmesi sonucunda bu kayıtlarında, birbirlerini, ... Köy yerleşim yerini (karye-i mezkur), batıdaki ... mezrasını, yine batıda bulunan Kubbuk mezrasını (...), köy yerleşim yeri bitişiğinde olduğu anlaşılan kuyular (Bir) ile harman yerini ve köy yerleşim yerinin güneyinde olduğu anlaşılan hali araziyi sınır olarak okuduklarının görüldükleri, nitekim yerel bilirkişilerce bilinemeyen "Bersomu tarlasının" Temmuz 1289 tarihli ve 1348, 1349, 1350 sıra numaralı tapu kayıtlarının ilk maliki ... oğlu ... olduğu ve Mart 1960 tarihli ve 11, 12, 13 sıra numaralarında ... 'a temlik edildiği, "... Temmuz 1289 tarihli ve 1345, 1346 ve 1347 sıra numaralı tapu kayıtlarının maliki ... oğlu ... olduğu ve Mart 1960 tarihli ve 8, 9 ve 10 sıra numaralarında ...'a temlik edildiği, "... tarlalarının" Temmuz 1289 tarihli ve 1341, 1342, 1343 ve 1344 tarihli tapu kayıtlarının maliki ... bini ... olduğu ve Kasım 1959 tarihli ve 6 ila 9 sıra numaralı tapu kayıtlarında nısıf hissesinin üçüncü kişi ... intikal ettiğinin anlaşıldığı, dolayısı ile söz konusu Temmuz 1289 tarihli 16 adet gayri sabit sınırlı tapu kaydının kapsamlarının Köy yerleşim yerinin batısı ve kuzeyinde olduğunun kabulünde de zorunluluk bulunduğu, bu açıklamalar ışığında, Hazinenin tutunduğu Temmuz 1289 tarihli ve 1351, 1352 ve 1353 sıra numaralı tapu kayıtlarına yüzölçümleri ile sınırlı olarak kapsam tayin edilmesi, bu şekilde belirlenecek kapsamlar harita üzerinde gösterildikten sonra Hazine' nin tutunduğu tapu kayıtları ile davacı ... ve müştereklerinin tutunduğu Eylül 1310 tarihli ve 4 sıra numaralı tapu kaydının çakışması halinde, sonraki tarihli olmasına rağmen Hazinenin temliki ile oluşmuş bulunması nedeniyle Eylül 1310 tarihli ve 4 sıra numaralı tapu kaydına değer verilmesi gerekeceğinin göz önüne alınması, Hazinenin tutunduğu tapu kayıtlarının Eylül 1310 tarihli ve 4 sıra numaralı tapu kaydının kapsamı dışında kalması halinde bu tapu kayıtlarının maliki olan ... oğlu ... (veya ...)' ın kaçak veya yitik kişi olup olmadığının ya da Hazinenin yasal son mirasçı konumunda bulunup bulunmadığının araştırılması, bu kişinin kaçak veya yitik kişi olması ya da Hazinenin son mirasçı durumunda olması halinde Hazinenin bu tapulara dayanarak hak talebinde bulunabileceği ve bu gibi yerlerin zilyetlikle iktisap edilemeyeceğinin, zilyetliğe karine olan ancak mülkiyet belgesi olmayan vergi kayıtlarına değer verilmesinin de mümkün olamayacağının düşünülmesi, ... oğlu ...'in kaçak veya yitik kişi olmadığının anlaşılması ya da mirasçıları bulunduğunun saptanması halinde ise Hazinenin bu tapulara dayanarak hak talep edemeyeceğinin göz önünde bulundurulması, aynı şekilde ...' nun tutunduğu Temmuz 1289 tarihli ve 1345 ila 1350 sıra numaralı 6 adet tapu kaydının da, yüzölçümleri ile sınırlı olarak kapsamlarının belirlenmesi, bu tapu kayıtlarının kapsamları ile Eylül 1310 tarihli tapu kaydının kapsamının çakışması halinde eski tarihli olan Temmuz 1289 tarihli tapu kayıtlarına değer verilmesi gerekeceğinin düşünülmesi; diğer taraftan, 1310 tarihli tapu kaydına dayananlar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-c maddesinde yazılı koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin de değerlendirilmesi, ayrıca kayıt miktar fazlasının kaçak ve yitik kişilerden kaldığı yönündeki değerlendirmenin, 1289 tarihli tapu kayıtlarının sınırlarında okunan ..., ..., ..., ... gibi isimlerin kaçak ve yitik kişilere ait olmadığı Temmuz 1289 tarihli tapu kayıtlarında yazılı malik isimlerinden ve bu kişilere ait veraset ilamları ile nüfus kayıtlarından anlaşıldığından hatalı olduğu, dolayısı ile zilyetliğe ilişkin koşulların oluşması halinde davacı ... ve müştereklerinin tutundukları tapu kayıtlarının miktarından fazla olan vergi kayıtlarının miktarınca yeri zilyetlik yoluyla iktisaplarının mümkün olduğu, öte taraftan zilyetlikte miktar sınırı yönünden değerlendirme yapılırken, söz konusu vergi kayıtlarının tek kişi adına değil üç kişi adına müştereken kayıtlı bulunduğu dikkate alınarak koşullarının bulunması halinde her bir tapu malikinin 100 dönüme kadar taşınmaz edinebileceğinin göz önüne alınması, bundan sonra bu açıklamalar ışığında dosyada mevcut tüm delillerin yeniden değerlendirilmesi, mevcut delil durumunun açıklamalar ışığında değerlendirme yapmaya yeterli olmadığı sonucuna varılması halinde eksik hususların tamamlanması için gerektiğinde mahallinde yeniden keşif yapılması gerektiğinin düşünülmesi, uzman fen bilirkişisinden açıklanan ilkeler doğrultusunda kayıt kapsamlarını gösterir rapor ve harita istenmesi, daha sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişisi ...' ın 05.06.2017 tarihli raporuna ekli krokisinde 1 parsel sayılı taşınmazın "A" harfi ile gösterilen 121.308 m2' lik kısmının hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... ve ... mirasçıları adına, 2, 5, 7, 8, 9 parsel sayılı taşınmazlar ile 6 parsel sayılı taşınmazın “C” ile gösterilen 320.474,32 m2 yüzölçümündeki bölümünün hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... ve ... mirasçıları ile ... ve müştereklerinin mirasçıları adına, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmalzar ile 1 parsel sayılı taşınmazın “B” harfi ile gösterilen 36.061,86 m2 yüzölçümündeki ve 6 parsel sayılı taşınmazın “D” harfi ile gösterilen 594.303,05 m2 yüzölçümündeki kısmının ise Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... mirasçılarından ... ve müşterekleri vekili, davalı ... vekili, müdahil davacı ... mirasçılarından ..., ... ve ... vekili, davacı ... ... mirasçılarından ..., ... ve ..., davacı ... mirasçılarından ..., davacı ... mirasçılarından ..., ... ve ..., tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyulduğu halde, bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşacağından, bu hakkın ihlal edilmemesi için bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Mahkemece, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 05.06.2017 tarihli ek raporun esas alındığı belirtilerek, davacılardan ...'ın dayandığı "121.308 m2" yüz ölçümündeki tapu kaydına bozma ilamında değinildiği üzere (1) parsel sayılı taşınmazın batı ve kuzey sınırları esas alınarak kapsam tayin edildiği, davacı ... ve müştereklerinin dayandığı kayıtlar yönünden ise, bu kişilerin dayandığı tapu kaydının "380 dönüm" miktarında, vergi kayıtlarının ise "1028 dönüm" miktarında oldukları, sözü edilen tapu kaydı ile vergi kayıtları aynı sınırları ihtiva ettiklerinden vergi kayıt miktarının esas alınması gerektiği, kayıt miktar fazlası yönünden ise zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bozma ilamı gerekleri tam olarak yerine getirilmeksizin ve bozma ilamında değinilen hususları karşılamaktan uzak, soyut ve yetersiz ek rapor ile yetinilerek karar verilmiş olması nedeni ile verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki, hükmüne uyulan bozma ilamının (4) numaralı bölümünde; gerek bir kısım tarafların tutundukları ve gerekse de üçüncü kişilere ait Temmuz 1289 tarihli ve 1341, 1342, 1343, 1344, 1345, 1346, 1347, 1348, 1349, 1350, 1351, 1352, 1353, 1354, 1355 ve 1356 sıra numaralı tapu kayıtlarının birbirlerini, ... Köy yerleşim yerini (... ), batıdaki ... mezrasını, yine batıda bulunan Kubbuk mezrasını (...), köy yerleşim yeri bitişiğinde olduğu anlaşılan kuyular (Bir) ile harman yerini ve köy yerleşim yerinin güneyinde olduğu anlaşılan hali araziyi sınır olarak okudukları ayrıntılarıyla açıklanarak, Temmuz 1289 tarihli 16 adet tapu kaydının kapsamlarının Köy yerleşim yerinin batısı ve kuzeyinde olduğunun kabulünde zorunluluk bulunduğu, bozma ilamının (5) numaralı bölümünde ise; bu açıklamalar ışığında, Hazine'nin tutunduğu Temmuz 1289 tarihli ve 1351, 1352 ve 1353 sıra numaralı tapu kayıtlarına yüzölçümleri ile sınırlı olarak kapsam tayin edilmesi, bu şekilde belirlenecek kapsamlar harita üzerinde gösterildikten sonra Hazine' nin tutunduğu tapu kayıtları ile davacı ... ve müştereklerinin tutunduğu Eylül 1310 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydının çakışması halinde, sonraki tarihli olmasına rağmen Hazine'nin temliki ile oluşmuş bulunması nedeniyle Eylül 1310 tarihli ve 4 sıra numaralı tapu kaydına değer verilmesi gerekeceğinin göz önüne alınması, Hazine'nin tutunduğu tapu kayıtlarının Eylül 1310 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydının kapsamı dışında kalması halinde bu tapu kayıtlarının maliki olan ... oğlu ... (veya ...)'ın kaçak veya yitik kişi olup olmadığının ya da Hazinenin yasal son mirasçı konumunda bulunup bulunmadığının araştırılması, bu kişinin kaçak veya yitik kişi olması ya da Hazine'nin son mirasçı durumunda olması halinde Hazine'nin bu tapulara dayanarak hak talebinde bulunabileceğinin ve bu gibi yerlerin zilyetlikle iktisap edilip edilemeyeceğinin, ayrıca zilyetliğe karine olan vergi kayıtlarına değer verilmesinin de mümkün olamayacağının düşünülmesi, ... oğlu ...'in kaçak veya yitik kişi olmadığının anlaşılması ya da mirasçıları bulunduğunun saptanması halinde ise Hazine'nin bu tapulara dayanarak hak talep edemeyeceğinin göz önünde bulundurulması gereğine değinildiği halde, hükme esas alınan ek raporda Hazine dayanağı kaydın kapsamının neresi olduğu, hangi taşınmaz ya da taşınmazları kapsamına aldığı gösterilmediği gibi, bu kayıtların ... ve müştereklerinin dayandığı Eylül 1310 tarihli ve 4 sıra numaralı tapu kaydı ile çakışıp çakışmadığı belirtilmemiş (belirlenmemiş), her iki kaydın kapsadığı alanın bir birinden farklı olması halinde ise bozma ilamında belirtildiği şekilde Hazine'nin dayandığı tapu kayıtlarının malikinin kaçak ve yitik kişi olup olmadığı da yöntemince araştırılarak bu kaydın kıymeti tayin edilmemiş, diğer taraftan bozma ilamının (6) numaralı bölümünde; müdahil davacı ...'nun tutunduğu Temmuz 1289 tarihli ve 1345 ilâ 1350 sıra numaralı tapu kayıtlarının uyduğu belirlenen bölümler yönünden, Eylül 1310 tarihli tapu kaydına dayananlar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-c maddesinde yazılı koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gereğine değinildiği halde, bu husus dahi hüküm yerinde tartışılıp değerlendirilmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi hukuken mümkün değildir. Hal böyle olunca; Mahkemece, hükmüne uyulan önceki tarihli bozma içeriği üzerinde önemle durulmalı, bu kapsamda dosya kapsamında mevcut tüm deliller değerlendirilmeli, bundan sonra ek raporla yapılan uygulamayla yeterli sonuca ulaşılamadığı da göz önünde bulundurularak, mahallinde keşif yapılması düşünülmeli, önceki bilirkişi dışında seçilecek üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan bozma içeriğinde belirtilen hususlar dikkate alınmak suretiyle, taraf dayanağı tüm kayıtların kapsamlarını gösterir şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bu yolla taraf dayanağı kayıtların kapsamları kesin olarak belirlenmeli, bundan sonra Hazine'nin dayandığı Temmuz 1289 tarihli ve 1351, 1352 ve 1353 sıra numaralı tapu kayıtları ile Eylül 1310 tarihli ve 4 sıra numaralı tapu kaydının çakışması halinde, sonraki tarihli olmasına rağmen Hazine'nin temliki ile oluşmuş bulunması nedeniyle Eylül 1310 tarihli ve 4 sıra numaralı tapu kaydına değer verilmesi gerekeceği, Hazine'nin tutunduğu tapu kayıtlarının Eylül 1310 tarihli ve 4 sıra numaralı tapu kaydının kapsamının dışında kalması halinde ise Hazine'nin tutunduğu tapu kayıtlarının maliki olan ... oğlu ... (ya da ...)'ın kaçak ve ya yitik kişi olup olmadığı araştırılarak buna göre değerlendirme yapılması gerektiği, müdahil davacı ...'nun dayandığı Temmuz 1289 tarihli ve 1345 ilâ 1350 sıra numaralı kayıtların kapsamında kalan taşınmazlar yönünden ise Eylül 1310 tarihli ve 4 sıra numaralı tapu kayıt malikleri yararına 13/B-c maddesinde yazılı koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilerek oluşacak sonuca hüküm kurulmalıdır. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle tarafların temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 29.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.