(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2005/10253 E. , 2006/3448 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.10.2002 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 19.10.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2005/10253 E. , 2006/3448 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.10.2002 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 19.10.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Türk Medeni Kanunun 747 nci maddesine dayınılarak açılmış geçit hakkı kurulmasına ilişkindir. Davacı S.S.... arsa ve konut yapı kooperatifi Başkanlığı vekili, davacı kooperatife ait olduğunu bildirdiği 375 ve 378 parsel sayılı taşınmazlara davalılara ait 364 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını istemiş, davalılar vekilleri davanın reddini dilemişler, yerel mahkemece tesbit edilen geçit bedelinin verilen kesin süre içinde davacı vekili tarafından mahkeme veznesine depo edilmemesi nedeni ile dava ret edilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir.Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantası sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir. Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir. Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir. Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir. Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır. Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir. Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Celbedilen tapu kayıtlarında 375 ve 378 parsel sayılı taşınmaz malikinin "S.S. ... Arsa ve Konut Yapı Kooperatifi", davacının ise "S.S.... Arsa ve Yapı Kooperatifi" olduğu görülmektedir. Bu durum lehine geçit hakkı kurulması istenen taşınmaz malikinin davacı kooperatif olup olmadığı, davacının dava açmakta yararı bulunup bulunmadığı hususunda duraksama yaratmaktadır. O nedenle mevcut çelişki üzerinde durulmalıdır. Az yukarda sözü edildiği üzere geçit davalarında amaç, genel yola bağlantısı bulunmayan taşınmazların yola çıkışın sağlamaktır. Mevcut krokiden taşınmazların bulunduğu yörede imar planlarının yapıldığı izlenmektedir. Ancak, uygulamaya geçilerek yolların fiilen açılıp açılmadığı belli değildir. O yüzden, bu yönde açığa kavuşturulmalı, taşınmazlar imar yoluyla bağlantılı ve bu yollar fiilen açılmışsa dava konusu parsellerin yol ihtiyacı içinde bulunmayacağından dava reddedilmelidir. Yine yukarıda vurgulandığı gibi uygun geçit yeri saptanırken fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Uygun güzergah belirlenirken asla aleyhine geçit kurulan taşınmazın geometrik durumu ve kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Oysa mahkemenin geçit yeri olarak saptadığı krokide kırmızı boyalı yer davalılara ait 364 parseli bölmüş, geçit yeri olarak kabul edilmesi olanaksız bu yer için "geçit bedeli" depo ettirilmediğinden bahisle de dava reddedilmiştir. Gerçekten, H.U.M.K.nun 163.maddesi uyarınca hakim tayin ettiği müddetin kati olduğuna da karar verebilir ve bu sürede işlem yapılmazsa o hak sakıt olur. Fakat verilen kati sürenin bir amaç taşıması, işin niteliğine uygun düşmesi gerekir. Esasen geçit yeri kurulma olanağı bulunmayan bir yer için "geçit bedeli" depo edilmek üzere kesin süre verilmiş olmasının bir anlamı ve yararı yoktur. Bir başka deyişle verilen kesin süre işin niteliğine uygun düşmemiş, sonuç olarak da davanın bu nedenlerle reddi doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece üzerinde durulan konularda araştırma ve inceleme yapılarak elde edilecek sonuca uygun bir karar verilmesi yerine, davanın somut olay adeletine uygun düşmeyen bazı nedenlerle reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 24.3.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.